Söyleyene bakarım adam mı diye!

24 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Demet Akalın, nikah şahitliğini yapmaktan vazgeçtiği için sinirlendiği Sibel Can’a Twitter’dan savaş açtı. Can’ın yanıtı da sert oldu.

 

Demet, nikah şahidi olmamı istemişti, ben de “tamam” demiştim. Ancak nikahından iki gün önce cep telefonuna mesaj atarak mazeretimi bildirdim. Mazeretim işle ilgiliydi. Demet’in nikahının olduğu gün İstanbul dışında sahne çalışmam vardı. Bu, biz sanatçılar için çok normal bir durum.

Suskunluğum asaletimdendir

Bu çirkin yorumlara anlam veremedim. Söylenecek çok şey var ama Mevlana ne demiş: “Suskunluğum asaletimden. Her lafa verilecek bir cevabım var ama bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye!” Hesabını mahkemede verecek.

“Hem geçmişinde hem özünde dansöz”  

Demet Akalın, nikah şahitliğini yapmaktan son anda vazgeçen Sibel Can için Twitter’a “Yaaaa insan hem geçmişinde hem özünde dansöz olur mu!” diye yazdı. Ayrıca Can’ın, boşanmak üzere mahkemelik olduğu Sulhi Aksüt’ü evindeki kasayı boşaltmakla suçlamasının ardından da sayfaya şu ağır notu düştü: “Yalan-sahte… ıyi olmuş, o kasan boşalmış, beter ol! Çocuklu sahtekar!”

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 15, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler: , ,


Boşanmak için servet teklif etti ama…

24 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Mehmet Ali Erbil anlaşmalı boşanmak için Tuğba Erbil’e Tarabya’daki daire ile Bodrum’daki yazlığı teklif etti ancak…

 

Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil ile Tuğba Erbil arasındaki boşanma davasının perde arkasındaki gelişmeler yine çok konuşulacak.

Mehmet Ali Erbil Kimdir? tıklayın

İddialara göre, Erbil, eşinin boşanma kararından vazgeçirmek için çok çaba sarf etti, hatta Sezen Aksu’yu bile devreye soktu. Tuğba Erbil’in boşanma kararında kararlı olduğunu görünce de avukatı Çetin Yıldırımakın’a vekalet verdi. Anlaşmalı boşanmak için Tuğba Erbil’in oğlu Ali Sadi’nin geleceğini düşünerek Astoria’daki daire (3 milyon dolar) Yeniköy’deki villa (4 milyon dolar) ve 1 milyon dolar talep ettiği (toplam 8 milyon dolar) öne sürüldü. Mehmet Ali Erbil’in ise bu teklife yanaşmadığı, 3 milyon dolar değerindeki Tarabya’daki villa ile 1.5 milyon dolar değerindeki Bodrum’daki yazlığı teklif ettiği öğrenildi. Taraflar anlaşamayınca da konunun hukuksal çerçevede çözülmesi için mahkemeye gidildi. Tuğba Erbil’in avukatı Altın Mimir, Sarıyer Adliyesi’ne başvurarak boşanma davası açtı. Bu durumda Mehmet Ali Erbil’in, Tuğba Erbil ile evliliğinden sonra edindiği malların (Toplam değeri yaklaşık 17 milyon dolar) paylaşımına mahkeme karar verecek.

Yarı yarıya paylaşım

Yeni Türk Medeni Kanunu’nuna göre “Anlaşmalı boşanma sağlanamazsa çiftler edinilen mallara yarı yarıya ortak olur” hükmü devreye giriyor. Ancak Mehmet Ali Erbil cephesi bu hükmün devreye girmesi için eşin (Mehmet Ali Erbil) evlilikte yüksek kusurlu olması gerektiğini dile getirecek ve “Şiddet, ihanet gibi suçlamalar olması ve bunların ispatı gerekir. Erbil, eşini ve çocuğunu mağdur etmemiştir. İhanet iddiaları da gerçek değildir” savunması yapılacak. Yakın dostlarına “Ben Tuğba’yı hiçbir zaman mağdur etmedim ki ” diye dert yanan Mehmet Ali Erbil’in 5 ay önce 1,5 milyon dolara Bodrum’dan villa alıp tapuyu da eşinin üzerine yaptığı öğrenildi. Erbil’in ayrıca eşine 200 bin TL’ye son model Range Rover cip aldığı ve değeri yaklaşık 500 bin TL’yi bulan mücevherler de hediye ettiği öne sürüldü.

SESSİZLİĞE BÜRÜNDÜ

Eşini boşanma kararından vazgeçiremeyen Mehmet Ali Erbil, avukatına vekaletini verdikten sonra sessizliğe büründü.

DURUŞMADA GİZLİLİK KARARI

Tuğba Erbil’in avukatı Altın Mimir’in başvurusu ile duruşma hakkında gizlilik kararı çıktı. Tuğba Erbil, kendisi için aylık 30 bin, oğlu Ali Sadi için aylık 7 bin 500 TL nafaka talep ederken Yeniköy’deki ev için aile konutu şerhi konulması istendi.

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 10, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler:


İvedik Aziz Bey’i gişede dağıttı

24 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Şahan Gökbakar ile Cem Yılmaz arasında yaşanan gişe savaşlarından yine Şahan galip çıktı.

 

10 gün önce gösterime giren “Recep İvedik 3″, 2 aydır vizyonda olan “Yahşi Batı”yı geçmeyi başardı.

2 milyon 366 bin 81 kişinin izlediği “Recep İvedik”, 20.788.153 TL hasılat elde etti.

8′inci haftasına giren “Yahşi Batı” ise, 2 milyon 319 bin 598 kişi tarafından izlenirken; 20.837.888 TL hasılat kaldırdı!..

“Yahşi Batı”da Aziz karakteriyle karşımıza çıkan Cem Yılmaz, 3 milyon kişiyi rahat geçeceğini iddia etmişti.

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler: , , ,


Güvenli internet ilk kez kutlandı

23 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

INSAFE tarafından 2004 yılında başlatılan “Güvenli İnternet Günü”, ilk kez Türkiye’de gerçekleştirildi.

 

INSAFE tarafından 2004 yılından beri düzenlenen, çocuklar ve gençler başta olmak üzere internet kullanan herkesin internetten gelebilecek tehlikelere karşı bilinçlenmesini amaçlayan “Güvenli İnternet Günü”, bu yıl ilk kez Ulaştırma Bakanlığı İnternet Kurulu’nun düzenlediği organizasyon ile ülkemizde kutlandı. İstanbul Mövenpick Hotel’de düzenlenen etkinlik, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı M. Habib Soluk, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Dr. Tayfun Acarer ve İnternet Kurulu Başkan Vekili Serhat Özeren’in açılış konuşmalarıyla başladı.

Turkcell, Türk Telekom ve Mynet’in sponsorluğuyla gerçekleşen etkinlikte, çocukların eğlenirken, güvenli internet kullanımı konusunda bilgi edinmesini amaçlayan “Güvenli Çocuk Web Sitesi” de 8 yaşındaki ilköğretim öğrencisi Berrak Berber ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı M. Habib Soluk tarafından resmen açıldı ve sonrasında da BTK Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı İnternet Daire Başkanı Osman N. Şen, Güvenli Çocuk Web Sitesi hakkında bilgiler verdi. Etkinliğe yabancı konuk olarak katılan INSAFE Koordinatörü Janice Richardson ve Uluslararası Telekomünikasyon Birliği Bilgi İletişim Teknolojileri Uygulamaları ve Sibergüvenlik Bölüm Başkanı Souheil Marine dünyada güvenli internet uygulamaları konusunda konuşma yaptı.

“Ailemizin Afacan Çocuğu: İnternet”

Etkinlik kapsamında düzenlenen ve Gazeteci ve Televizyon Programcısı Tayfun Talipoğlu tarafından yönetilen “Ailemizin Afacan Çocuğu: İnternet” konulu panelde, INSAFE Koordinatörü Janice Richardson, Anadolu Üniversitesi BÖTE Bölüm Başkanı Prof. Dr. H. Ferhan Odabaşı, Amatem Klinik Şefi Doç. Dr. Nesrin Dilbaz, Bilgi Üniversitesi Bilişim Teknolojileri Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Leyle Keser Berber ve BTK-TİB İnternet Daire Başkanlığı İletişim Uzmanı Mehmet Sarı, internet çocuk ve aile etkileşimini tartıştı.

BTK Üyesi Dr. Turgut Ayhan Beydoğan’ın yönettiği “Kimliğinizi ve Kişiliğinizi Koruyun” konulu bir panele de ev sahipliği yapan “Güvenli İnternet Günü”, Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Koray Öztürkler’in “Mobil İnternetin Güvenli Kullanımı” konulu sunumuyla devam etti. Etkinlikte son olarak Türk Telekom Bilgi Güvenliği Grup Müdürü Mustafa Koç, “Güvenli İnternet Uygulamaları” konusununda bir konuşma yaptı.

“Ailelerin İnternet Algıları ve Eğilimleri” Araştırması

“Güvenli İnternet Günü” etkinliği çerçevesinde DOR Araştırma tarafından 6-17 yaş aralığında İnternet kullanıcısı çocuğu olan 10.992 ebeveyn ve 12-17 yaş aralığındaki 2.816 çocuk üzerinde gerçekleştirilen “Ailelerin İnternet Algıları ve Eğilimleri” araştırmasının sonuçları da kamuoyuyla paylaşıldı.

Güvenli İnternet Günü’ne özel olarak hazırlanan ve bir çocuğun bir günlük internet macerasını anlatan tanıtım filmi de etkinlik kapsamında gösterildi.

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler:


Sabit ADSL abonesi 6.2 milyon oldu

22 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Türk Telekom’un altyapısını kullanan ADSL abone sayısı 6,2 milyona ulaştı.

 

Aralık 2009 itibarıyla veri kullanım oranı da yüzde 69 şeklinde gerçekleşti.
Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Erem Demircan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, rakamlara göre 2008 yılı sonunda 5.8 milyon olan ADLS abone sayısının, 2009 yılı sonu itibariyle 6.2 milyona ulaştığını söyledi.

Türkiye’de en yoğun internet kullanımının 20.00–23.00 saatleri arasında olduğuna işaret eden Demircan, kullanımın gece yarısından itibaren düşerken, sabah 08.00 itibarıyla tekrar artış gösterdiğini anlattı.

Demircan, 2009 Ocak ayında abone başı veri trafiğinin (Gün içinde farklı saatlerde abone başına düşen ortalama hız ) 49 Kbps iken bu değerin 2009 Aralık ayında 97 Kbps’ye ulaşarak, yüzde 98 oranında artış gösterdiğini kaydetti.

EN ÇOK DATA KULLANIMI ISPARTA’DA

Geçtiğimiz yıl itibarıyla 2009 yılında kişibaşı veri kullanımını en çok artıran il Isparta oldu.

Kişi veri kullanımını en çok artıran ilk 10 il ise şöyle sıralandı: “Isparta”, “Burdur”, “Şanlıurfa”, “Niğde”, “Aksaray”, “Kütahya”, “Gaziantep”, “Afyon”, “Denizli” ve “Konya”.

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler:


Şimdi de Recep İvedik 4 geliyor

19 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Recep İvedik serisinin dördüncüsü için start verildi. Hayranlarından gelen “Yüksek bütçeli film isteriz” beklentilerine de kulak verildi.

 

Recep, hayranlarından gelen “Yüksek bütçeli film isteriz” beklentilerine de kulak verdi. İvedik yeni filminde yaşadığı mahalleden çıkıp yurtdışına seyahat bile edecek!

Recep’e biraz para harcatın!

‘Recep İvedik 3′ filminin ardından başlayan, “O kadar para kazanıyorlar ama filme hiç para harcamıyorlar. Bu kahraman, pahalı prodüksiyonu hak ediyor” çağrılarına kahramanın yaratıcısı Şahan Gökbakar ve yapımcısı Faruk Aksoy kayıtsız kalmadı.

Filmin üçüncü verisyonunun da mütevazı bir bütçeyle çekilmiş olmasından sıkılan izleyici artık ‘Recep İvedik’e bütçe ayrılması gerektiğinde ısrar edince, filmin yaratıcıları bu talebi gündemlerine aldı.

12 Şubat’ta vizyona giren ve üç günde tüm zamanların izlenme rekorunu kırarak 1 milyon 153 bin 71 gişe yapan ‘Recep İvedik 3′ün başarısının tadını çıkaran Aksoy Film ve Özen Film, serinin dördüncü filmi için sürprizler düşünmeye başladılar bile.

Şimdi sinema kulislerinde en çok, ‘Recep İvedik’in dördüncü versiyonunda karakterin yurtdışına çıkacağı ve orada maceralarına devam edeceği konuşuluyor

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 20, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler:


YÖK’ün yeni katsayı formülü

19 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Danıştay’ın ikinci tirazı da reddetmesinden sonra YÖK yeni bir formül için harekete geçti. İşte o formül:

 

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, YÖK’ün farklı katsayı kararının durdurulmasının ardından yaptıkları ön çalışmaya ilişkin bilgi verdi. Özcan, ”Bu konuda üç başlık var. AOBP, Milli Eğitim Bakanlığından geliyor, ÖSYM’de hesaplanıyor. Bir diğeri katsayı. Bu bir rakamla çarpılıyordu. Artık yükseltmek değil. Buraya bir sabit koyalım. Ve bir de test puanı var. Üçünü toplayacağız işte” dedi.

Gazikent Üniversitesinin davetlisi olarak Gaziantep’te bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, Danıştayın YÖK’ün itirazını reddetmesine ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir soru üzerine Özcan, yeni sistemi ortaya koyarken teknik detayı ile birlikte vereceklerini belirterek, ”Yanlış anlaşılma olmasın. Tatminkar bilgi verince insanların ikna edilmesi daha kolay oluyor. 14 gibi bir rakama çıkmaları da ondandır zaten” dedi.

Gerekçeyi henüz görmediklerini belirten Özcan, ”Türkiye’nin böyle hukuk alanında bu kadar sorun yaşadığı zamanda 14-15 oyla tabii hoş bir şey” diye konuştu,

Özcan, YÖK Genel Kurulunun 4 Martta toplanacağını hatırlatarak, 18 Martta da bir toplantı yapacaklarını, bu toplantıda bu konunun yanı sıra disiplin dosyalarını görüşeceklerini söyledi.

Bir gazetecinin ”Toplantı olağanüstü mü olacak?” sorusu üzerine Özcan, ”Hayır. 18′inde kesin bir sonuç çıkacak” dedi.

Özcan, ”Katsayılarda bindelik sisteme mi, yüzdelik sisteme mi devam edilecek?” sorusuna karşılık olarak, ”Hayır, çok detay söyleyemem. Ama daha basit bir şey olacak” yanıtını verdi.

Bu konuda üç başlık olduğunu ifade eden Özcan, bunlardan birinin ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı (AOBP), diğerinin testlerden alınan skor, bir diğerinin ise katsayı olduğunu belirtti. Bunları herkesin daha iyi anlayacağı, basit bir hale getirmeye çalıştıklarını anlatan Özcan, şunları kaydetti:

”Onun için bir çalışma grubu kurup, onlardan çalışma isteyeceğiz. Ön çalışmamız da var. Ana hatları da belli. Yapacağımız şey daha basit bir sistem olacak. AOBP budur. Alanındaysa şu kadar ek puan alıyor. Test puanları da şudur. Toplarsanız öğrencinin puanı çıkar. Biliyorsunuz istatistikte öğrenci notlarını arttırmak istediğinizde mesela 1.2 katsayısı ile çarparsınız ya da belli bir katsayı eklersiniz. İşte 10 puan gibi mesela. Ama çarptığınızda öğrenciler arasındaki eşitlik bozulur. Türkiye’de yıllardan beri yapılan budur. Onun daha düzgünü eğer öğrencilere puan vermek gerekiyorsa ilave katsayıdan dolayı, bir rakamı bir sabite eklemek daha iyidir. İstatistiki olarak daha doğru sonuçlar verir.”

Özcan, AOBP’nin Milli Eğitim Bakanlığından geldiğini ve ÖSYM’ce hesaplandığını belirterek bu konuda kendilerinin bir şey yapmadığını belirtti. Katsayının ise bir rakamla çarpıldığını anımsatan Özcan, ”Katsayı bir rakamla çarpılıyordu, artık yükseltmek değil buraya bir sabit koyalım. 5 puan… Alanında gidiyorsa o puanı verin, yoksa vermeyin. Ve bir de test puanı var, üçünü toplayacağız işte. Artık çarpma filan yok; sabit olacak. O sabiti ekleyeceksiniz” dedi.

Bir gazetecinin ”Farklı katsayı mı olacak?’’sorusu üzerine Özcan, ”alanında giden öğrencilere bir puan ekleneceğini, gitmeyenlere ise eklenmeyeceğini” yineledi.

”İletişim lisesini bitiren, iletişim fakültesine girebilecek mi?” şeklindeki bir soruya karşılık, ”Hayır gidemeyecek. Orada bir değişiklik yok” diyerek yanıtladı.

Alanları değiştirmeyeceklerini vurgulayan Özcan, ”Sistemin hesaplamasını değiştirmeye çalışıyoruz. Alanında giderse mesela 10 puan, gitmezse 0. Burada toplama işlemi yapıyorsunuz, çarpma işlemi yok” dedi.

Bir gazetecinin ”Peki bu karar da Danıştaya giderse ne olacak?” sorusuna ise Özcan, ”Bu istatistiksel olarak daha doğru bir şey. Eğer komisyondan güzel bir şey gelirse size duyururuz” dedi. Özcan, komisyonda istatistikçilerin ve matematikçilerin olduğunu ifade etti.

Özcan, başka bir soru üzerine, sistemdeki puan aralığının değişmeyeceğini söyledi.

Bir gazetecinin yasada ortaöğretim puanının katsayı ile çarpılmasının olduğunu söylemesi üzerine, ”Hayır (ekleyin) diyor. (Ortaöğretim başarı puanını bir şekilde yansıtın) diyor” dedi.

Özcan, ”Önümüzdeki sene bir yasa değişikliği olabilir mi?” sorusunu ise, ”Onu bilemiyorum. Kanun değişikliği yapmak rasyonel görünmüyor” yanıtını verdi.

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 7, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Etiketler:


Fener ve Cimbom UEFA arenasında

18 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

UEFA Avrupa Ligi’ndeki temsilcilerimiz Galatasaray ve Fenerbahçe, çeyfek final ilk maçlarını bugün deplasmanda yapacak.

 

Türkiye’yi Fenerbahçe ve Galatasaray’ın temsil ettiği UEFA Avrupa Ligi’nde 2. tur ilk maçları bu gece tamamlanacak.

Gökdeniz Karadeniz’in formasını giydiği Rus ekibi Rubin Kazan kendi sahasında Maccabi Tel Aviv’i konuk edecek. Mücadele saat 15.00‘de başlayacak.

Diğer maçların programı ise şöyle:

Ajax-Juventus, Club Brugge-Valencia, Villarreal-Wolfsburg, Standard Liege-Salzburg, Twente-Werder Bremen, Athletic Bilbao-Anderlecht, Kopenhag-Marsilya, Panathinaikos-Roma, Fulham-Shakhtar Donetsk, Liverpool-Unirea Urziceni, Hamburg-PSV Eindhoven, Hertha Berlin-Benfica.

KUPALARDA 163. SINAV

UEFA Avrupa Ligi 2. tur ilk maçında bugün deplasmanda Fransa’nın Lille takımıyla karşılaşacak olan Fenerbahçe, Avrupa kupalarındaki 163. maçına çıkacak. Sarı-lacivertliler, bugüne dek yaptığı 162 karşılaşmanın 57’sini kazanırken, 27 beraberlik, 78 yenilgi aldı. Rakip filelere 203 gol atan temsilcimiz, kalesinde 262 gol gördü.

İSPANYOLLAR 11-7 ÜSTÜN

Avrupa kupalarındaki 232. maçını Atletico Madrid’le yapacak olan Galatasaray geride kalan karşılaşmalarda 89 galibiyet, 84 yenilgi alırken, 58 mücadeleden beraberlikle ayrıldı. Cim-Bom, İspanyol rakipleriyle ise 23 kez karşılaştı. Sarı-kırmızılı takım bu maçlardan 7’sini kazanırken, 11’inde rakiplerine yenildi, 5 karşılaşma da ise eşitlik bozulmadı.

İşte Atletico Madrid karşısındaki Galatasaray’ın muhtemel 11′i:

Franco, Uğur (E. Güngör), Neill, Servet, Hakan, M. Topal, M. Sarp, Elano, Caner (Giovani), Keita, Arda

İşte Lille karşısındaki Fenerbahçe’nin muhtemel 11′i:

Volkan, G. Gönül, Lugano (Önder), Bilica, A. Santos, M. Topuz, Emre (Selçuk), Cristian, Özer, Guiza, Alex

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 10, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Dünyanın en tembel ülkeleri seçildi

18 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

2009 yılı istatistiklerine bakılarak, Dünyanın en “tembel” ülkeleri belirlendi. Listede Türkiye kaçıncı dersiniz?

 

Amerikan haber sitesi Daily Beast, bir araştırma yazısı yayımlayarak dünyanın en tembel ülkelerini seçti.

Değerlendirme 4 ayrı kategori üzerinden üzerinden yapıldı. Buna göre günlük alınan kalori ortalaması, günlük ortalama televiyon izleme süresi, spor yapma süresi ve internet kullanma süresi temel kriterler olarak belirlendi. Bu kriterlerle ilgili temel bilgiler ise Birleşmiş Milletler ve Avrupa Briliğine bağlı kurumlardan edinildi.

Tüm bunlar gözönüne alındığında ABD en fazla yemek yenilen en çok televizyon karşısında vakit geçirilen ülke olarak 1 numaraya oturdu ve dünyanın en tembel ülkesi seçildi. ABD’yi sırasıyla Kanada ve Belçika takip etti.

TÜRKİYE DÖRDÜNCÜ SIRADA

Sıralamanın dördüncü sırasında ise Türkiye yer aldı. Türkiyedeki futbol sevgisine vurgu yapılarak, ülkemizin spora vakit ayırma konusunda birinci sırada olduğunu belirtildi. Buna rağmen televizyon ve internet başında çok vakit geçirildiği gerekçesiyle Türkiye dünyanın en tembel 4. ülkesi seçildi.

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 5, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler:


Aşkınızı nasıl tazelersiniz?

18 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Bir ilişkiniz varsa, fakat eski heyecanınızı kaybettiyseniz iyi bir fikir hayatınızı değiştirebilir.

 

Bir ilişkiniz varsa, fakat eski heyecanınızı kaybettiyseniz yoksa bu yazı tam size göre…

Dr. Sabina Dosani ve Peter Cross, ‘İlişkinizi Tazeleyin’ adlı kitapta, “Kuralları unutun, size yeni fikirler gerek. İyi bir fikir hayatınızı değiştirebilir” diyor.

Bakalım, ilişkimize heyecan katmak, hayatımızı değiştirmek için nelere dikkat etmek gerekiyor.

ŞANSLI DUDAKLAR
Ağız kokusunu gidermede titiz davranma alışkanlığımız ağır basar; eğer soğan ya da sarımsak yemişsek, hemen nane şekerine davranır ya da maydanoz çiğneriz. Ama kaç kişi aynı özeni dudaklarına gösterir?
Kadınlar, erkeklere göre dudaklarını korumada daha başarılıdır. Onun için beyler, uçuklamış, pürtüklü, çatlamış dudaklar bayağı iticidir. Aksine sizi gitmek istediğiniz yerlere götüren, ipeksi, esnek dudakları düşünün.
Kadınlar da yanlış yapar, çok fazla ruj kullanır. Bu sanatçılara iyi bir görünüm sağlayabilir ama öpüşme sanatında işe yaramaz. Her gün sürülen hafif krem ya da parlatıcı dudaklarınızı öpüşmek için mükemmel kılar.
Eğer dudaklarınız çok çatlıyorsa, krem sürün ve diş fırçasını özenle sürterek kabukların dökülmesini sağlayın.
Şimdi asıl konuya gelelim. Kitaplarda öpüşme çoğu kez doyumsuzluk ya da açlıkla tanımlanır, sanki biri diğerini yiyormuş gibi. Elbette hafif ısıracaksınız, ama asla yutmaya kalkmayın.

1. FİKİR: ÖPÜŞME

En az 15 dakikanızı ayırın ve dilinizi kullanmadan başka sonuçlara götürmeyen bir öpücük seansı yapın. Dudaklarınızı birbirine sürtün ve sevgilinizin ağzının kenarlarını öperek onun gülümsemesini, bu yeni ve unutulmuş heyecanın tekrar zevkine varmasını sağlayın.

‘TV KAPATMA’ GÜNLERİ
Sönmeye yüz tutmuş bir ilişkiyi çabucak canlandırmanın çaresini mi arıyorsunuz? İşte size hızlı, masrafsız ve şaşılacak kadar basit bir yöntem: Televizyonu fişten çekin ve birlikte olağanüstü bir yaşama başlayın.
Çoğu çift her gün dört saat kadar televizyon izliyor. O manyak alet, belki konuşmanızı kesiyor, mum ışığındaki akşam yemeklerini engelliyor ve hatta bu sayfadaki fikirleri denemenize olanak vermiyor. Kanallar arasında gezinirken ya da seksi pembe dizinin 307’inci bölümüne dalmışken hayatınızın prime time’ının en önemli dört saatini yitiriyorsunuz.

2.FİKİR: TELEVİZYONSUZ BİR AY!
Neden televizyonsuz bir ay geçirmeyi denemiyorsunuz? Kumandayı bıraktığınıza göre, eşinizin düğmelerine basabi-lirsiniz.

‘İÇ’İNİZE KARIŞMAK GİBİ OLMASIN AMA!
İç çamaşırlarınıza karıştığımız için özür dileriz ama onlar hakkındaki küçük bir ayrıntı büyük farklar yaratır. Kadınlar bir ilişkinin başlarında birbiriyle uyumlu sutyen ve külotlar, dantel gömlekler ve vücutlarını sıkı sıkı saran korseler giymeye eğilimlidir. Erkekler iç çamaşırlarının temiz olmasına özen gösterir. Birkaç yıl sonra ise, rengi kaçmış, yıpranıp bollanmış dede külotları giyebileceğimiz yanılgısına düşeriz.

Ne kadar uzun süredir birlikte olursanız olun, partnerinizin seksi bir iç çamaşırı giydiğini bilmek her ikinizi de bir miktar titretir. Eşinize ciddi görünümlü gri iş kıyafetinizin altında en sevdiği renkte iç çamaşırı giydiğinizi söyleyin. Neden birbirinizin çamaşır çekmecelerini elden geçirip bulduklarınıza toz bezi olarak yeni bir işlev kazandırmıyorsunuz? Biliyoruz ki çekmecede dururken neye benzediklerini anlamak zordur, perdeleri kapatın ve denemeye başlayın.

3.FİKİR: JARTİYER KULLANIN!
Uylukların görünüşü hoş değildir. Bacakların bitiminde kıvrılıp kalmış ten rengi bir naylon çorap kadar bir ilişkiye zarar veren bir şey olamaz! Bu nedenle ister file, dantelli ya da incecik çorap giyin, jartiyer kullanarak eşinizi cezbedin ve ilişkinizi çoraplarınızla canlı tutun. Şok edici çoraplar stoklamaya başlayın!

HAYAL GÜCÜNÜN DUYUSU: KOKU
Aşkın dayanıklı olması için sıradan kokulardan çok daha fazlasına ihtiyacınız var. İlişkideki başarının tatlı kokusuna burnunuzu izleyerek erişebilirsiniz. Eğitimci Jean Jacques Rousseau koklamayı ‘hayal gücünün duyusu’ olarak tanımlar. Burnunuzdan giden uyarıları taşıyan 40 milyon koku alıcı sinir ucu olduğunu biliyor muydunuz? Bazı aromaların özel bir anlam taşıması ve yıllar sonra bile güçlü anıları canlandırabilmesi, bu yüzdendir.

Erkek ve kadın feromonlarının (cinsellik hormonu) kokusu farklıdır. Erkek teri, daha fazla asit içerir; bu nedenle kadınlarınkilere oranla keskindir. Parfümlerde sık kullanılan bu misk maddesi kadınları tahrik eder. Tıraş losyonlarının ya da erkek parfümü şişelerinin etiketlerinde neye bakacağınızı artık öğrenmiş bulunuyorsunuz!
Lavanta, şekerli çörek, meyan kökü, baharat ve kola kokuları erkeklik organında kan akışını hızlandırır. Tarçın, yasemin, misk, paçuli, gül, sandal ağacı ve vanilya, aromaterapi sülalesinin en tahrik edici esansiyel yağlarıdır. Cinsel istek uyandıran nöro-kimyasalların bu yağlar tarafından tetiklendiğine inanılır.

4.FİKİR: KOKULARA DİKKAT!
Lezzetli yemek kokuları zevk ve besin kaynağıdır. Ama sizin de bizim gibi her gün bir şeyler pişirmeye zamanınız yoksa, ufak bir hileye başvurup mutfağınızda vanilya çubuğu tüttürebilirsiniz.

KENDİNİZE ÖZEN GÖSTERİN
Onu her gördüğünüzde kanatlanıp uçacak gibi oluyordunuz ya hani! İkinizin de en iyi yanlarını ortaya çıkaracak birkaç yenilikle o heyecanı tekrar yaşatabilirsiniz. Kısa sürede harika görünmek için son dakikada birtakım giysiler, ürünler satın almanız ve bunların sonunda gardırobun dibini boylaması gerekmiyor.
Çoğu büyük mağaza, ücretsiz danışmanlık hizmeti sunuyor. Tek başınıza bir sürü mağaza dolaşmak yerine, bir saatlik danışma çok daha yararlı sonuçlar verir. Açık davranın. Uzun zamandır birlikte olduğunuz sevgilinizin midesini bulandırmayı değil, dizlerinin bağının çözülmesini istediğinizi söyleyin. Ölçülerinize, bedeninize, kişiliğinize ve kesenize uygun seçenekler sunulacaktır.

5.FİKİR: SEVGİLİNİZE HAZIRLANIN!
Sevgilinizle akşam buluşacaksınız. Öğleden sonra izin alıp bir güzellik merkezine gidin. Yeni bir parfüm deneyin. Erkekler, bir berbere gidip sinek kaydı tıraş olun! Kadınlar, bir mağazadaki makyaj uzmanıyla dostluk kurun. Ücretsiz olarak, en yeni numara ve teknikleri kullanılarak sizi yeniden yaratır

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 7, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler:


Rıdvan Dilmen’den Hiddink yorumu

18 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Rıdvan Dilmen, bir dönem birlikte çalıştığı tecrübeli teknik adam Guus Hiddink’i Milli Takım için değerlendirdi…

 

TFF, Fatih Terim’den boşalan koltuğa Guus Hiddink’i getirdi… Milliyet’teki köşesinde Hollandalı teknik adamın göreve getirilişini değerlendiren Rıdvan Dilmen, mevcutların içerisende en iyisi dedi…

İşte Dilmen’in Hiddink için yorumu…

Mevcutların en iyisi
Hiddink’le geçmişte Fenerbahçe’de çalışma şansımız olmuştu. Takımda kısa bir süre görev yaptı ve sonra ayrılmak zorunda kaldı. Çok iyi bir insan. Çalıştığımız dönemde oyuncu ilişkileri de çok iyiydi.

Ama sezon başındaki yazımda da belirttiğim gibi Türkiye’ye ters gelebilecek bir yapısı vardı. Rahatlığı, izin günleri konusundaki esnekliği ve kampları çok sevmemesi özellikle o yıllar için tehlikeydi. O dönemde bize daha disiplinli bir antrenör lazımdı. Hiddink sonuçta Fenerbahçe’de başarısız oldu ve döndü. Chelsea’de başarılıydı, ancak oradaki oyuncuların profesyonelliği farklı. Açıkcası yapı olarak milli takıma daha yatkın bir teknik adam.

Daha önce söyledim, benim gönlüm hep yerli teknik adamdan yanaydı. Özellikle de Fatih Terim’in devam etmesini istiyordum. Terim dönmeyince, bu işi yapabilecek birçok Türk teknik adam olduğu için yerli gelsin istedim.

Yardımcılar doğru isim
Hiddink bence mevcutların en iyisi. Oğuz Çetin’i ısrarla istemesi de onu çok iyi tanımasından kaynaklandı. Engin İpekoğlu da çok doğru bir isim.

Benim, Fenerbahçe’de, Hiddink döneminde oynadığım 6-2’lik bir Karşıyaka maçım var. Hiddink cezası yüzünden tribündeydi. Ben de sakatlık yüzünden 1 yıl oynamamıştım. İzmir’de 3-0 öne geçtik, skor 3-2 olunca Hiddink tribünden beni işaret ederek oyuna girmemi istedi. O maçta hem ben 2 golle sahalara döndüm hem de maçı 6-2 kazandık.

Hiddink, Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra tedavi için Hollanda’ya gittim. Kendisi evinin kapılarını açıp, bizi misafir etmişti. Bütün PSV Kulübü’nü de ayağa kaldırmıştı.
Yalnız kafama takılan ciddi bir sorun var. Fatih Terim ayrıldıktan sonra geçen zaman belki kayıp değil, ama Hiddink’in, ekibi burada olmasına rağmen Ağustos ayında göreve başlayacak olması pek doğru değil. Çünkü önümüzdeki sezonun başında 2012 Avrupa Şampiyonası elemeleri başlıyor. Hiddink’in takımın başında yer almaması ciddi bir zaman kaybı. Muhtemelen Rusya ile bir tazminat problemi var. Bu konu bir şekilde çözülmeli ve Hiddink, Türkiye’ye gelerek göreve başlamalı.

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 10, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler: , ,


‘Recep İvedik 3′ rekorla başladı

16 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Recep İvedik 3′ü eleştirmenler hiç beğenmedi ama halk yine onlarla aynı fikirde değil. Çünkü film 3 gün rekoru kırdı bile..

 

Cem Yılmaz’ın, son filmi “Yahşi Batı” ile elde ettiği ilk üç gündeki 8 milyon 432 bin TL’lik hasılat rekorunu, cuma vizyona giren Şahan Gökbakar’ın “Recep İvedik 3″ filmi kırdı.

Film, ilk 3 günde 10 milyon 492 bin 946 TL’lik geliriyle tüm zamanların hasılat rekorunu kırdı.

“Recep İvedik 3,” ilk 3 günde 1 milyon 153 bin 71 kişi tarafından izlenerek kendi elinde bulundurduğu 1 milyon 209 bin 453 kişilik izlenme rekorunu kırmayı başaramadı

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 23, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler: ,


İşte kanseri haber veren 7 sinyal

16 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Dünyada ve ülkemizde ölümlerde ikinci sırada yer alan kanserin tanı ve tedavisiyle ilgiyle her şey bu haberde…

 

Kanser, dünyada ve ülkemizde kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada görülen ölüm sebebi. Ancak kafaları kurcalayan bir soru var. O da; “Tedavi edilebilir mi?” şeklinde… Erken tanı ve doğru tedavi ise çok önemli:

Evet… Tıp alanındaki ilerlemeler ve keşifler sayesinde kanser artık tedavi edilebilir bir hastalık. Yine de kaba bir deyişle, her üç kişiden biri hayatının bir döneminde kanserle karşılaşıyor ama yaklaşık sekiz kişiden biri kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Yani her kanser ölümle sonuçlanmadığı için, kanserden ölüm sıklığı, kanser görülme sıklığını yansıtmamaktadır. Gelişmiş ülkelerde kanser görülme oranı yüz binde 400 civarındadır. Bizde ise bu oran yüz binde 200 civarında tahmin edilmektedir. Bu da her yıl yaklaşık 150 bin yeni kanser hastası demektir. Medical Park Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Güven Atasoy, kanser hakkında merak edilenleri yanıtladı:

Kanser nasıl oluşur?

Normalde, canlıların vücudundaki hücrelerin pek çoğu, çoğalır, ömürleri tamamlanınca da ölüp yerlerini yeni hücrelere terk eder. Bu düzen, hücrelerin çekirdeklerinde bulunan kromozomlar üzerine yerleşik genlerin komut ve yönetimindedir. Eğer hücreler doğru olmayan komutla yönlendirilirse, işlevlerindeki normalden sapmalar yaşamın düzenini bozarak kanseri de içeren birçok hastalığa sebep olur. Kanserli dokunun hücreleri kontrolsüzce çoğalır. Bu nedenle, kanserin başlayışını araştıran son yıllardaki çalışmaların büyük bir grubu hücrenin içyapı ve işleyiş şekline yönelmiştir. Bu çalışmaların sonuçlarına göre, kanseri “başlatıcılar” ve “baskılayanlar” arasındaki uyumun bozulması hücrenin kanser hücresine dönüşümünü gerçekleştirmede olasıdır. Başlatıcılar hücrede bulunan fakat baskı altında tutulan kanser yapıcı genler, hücre ölümsüzlük genleri ve hücre büyüme faktörleridir. Hücrenin kanser hücresine dönüşünü baskılayanlar tümör baskılayıcı genler, planlanmış hücre ölümünü düzenleyen genler ve hücre büyüme faktörlerinin baskılayıcılarıdır. Başlatan etken ne olursa olsun sonuçta normal hücrelerden önemli farklar gösteren kanser hücreleri oluşur. Normal hücrelere oranla daha az özelleşmiş, sınırsız çoğalma ve doğal bağışıklık olanaklarından kaçabilme yeteneklerine sahip kanser hücreleri önce bulundukları dokuya sığamayarak bir kitle, bir süre sonra vücudun başka dokularına giderek yeni kitleler (metastaz) yaparlar.

Nasıl korunacağız?

Kanser oluşumu için risk taşıdıkları düşünülen bu faktörlerden insanda ve laboratuvar araştırmalarında kanserle bağlantısı gözlenmiş olanlar kabul edilebilir, fakat kanserle bağlantısı kanıtlanmamış olanlar şüpheli risk faktörleridir. Ancak bu gözlem, araştırma ve görüşler yüksek riske sahip olanların mutlaka kanser olacakları ya da düşük riskli olanların kanser olmayacakları anlamını getirmez. Hücrelerin yapısı ve çalışmasından köken alan kişisel risk faktörleri kontrol edilemeyeceği için korunmak mümkün değildir. Kişisel faktörlerin önde gelenleri yaş, zaman ve ailedir. Yaş ve zaman hiçbir zaman kontrol edilemez ve bu nedenle korunamaz. Ancak, ailesel risk faktörlerine karşı bazı önlemler alınabilir. Büyükbaba ve büyükanneden başlayarak anne, baba, kardeşler, amcalar, dayılar, halalar, teyzeler ve ilk kuşak kuzenleri içine alan bir liste yapılır, eğer bir tanesinde kanser varsa, tipi ile birlikte kaydedilir, iki taneden fazla kanser çıkarsa bu konudaki bir uzmanla görüşülmelidir. Çevreden köken alan çevresel risk faktörlerini kontrol edebilmek için geniş olanaklar vardır. Bu grup faktörler arasında yaşanan çevrenin getirdiği riskler yanında önde gelenler besinler ve beslenme şekli, sigara önde olmak üzere diğer bazı alışkanlıklar ve radyasyona maruz kalmadır. Bunlardan başka hormonların dengesini dıştan müdahaleler ile bozmamak gerekir. Güneşin ultraviyole ışınları, özellikle iş yerleri ile bağlantılı bazı kimyasal maddeler ve kanserlerde rolü olduğu düşünülen virüsler dikkate alınmalıdır.

Erkek ve kadın farklı hissedebiliyor

Haberci belirtileri olmayan fakat yüksek riskli olan erkek ve kadınlarda kanserin erken teşhisi için bazı öneriler, zaman zaman bazı değişiklikler göstermekle beraber, temel olarak güncelliğini korumaktadır:

Yaş 20-39 (kontrol aralığı 3 yıl): Kadınlarda; ağız boşluğu, tiroit bezi, lenf bezleri ve yumurtalıklar önde gelmek üzere genel muayene ve ayrıca memelerin her ay kendi kendine kontrolü, PAP testi Erkeklerde; ağız boşluğu, tiroit bezi, lenf bezleri, testisler ve prostat önde gelmek üzere genel muayene.

Yaş 40-50 (kontrol aralığı 1 yıl): Kadınlar için yukarıdakilere ek olarak makattan tuşe ile muayene ve memelerin doktor kontrolü, kontrol aralığı 1-2 yıl olarak mamografi, ayrıca menopoz döneminde kürtaj ile rahim kontrolü. Erkekler için yukarıdakilere ek olarak makattan tuşe ile prostat muayenesi.

Yaş 50 ve üzeri (kontrol aralığı 3-5 yıl): Kadınlarda yukarıdakilere ek olarak dışkıda kanama testi, kalın barsak endoskopisi ve mamografi. Erkeklerde yukarıdakilere ek olarak dışkıda kanama testi, gerekirse kalın barsak endoskopisi.

KANSERİN 7 HABERCiSi

Kanser için bütün ülkelerce kabul edilmiş özel tehlike işaretlerinin, diğer bir deyimle kanserin 7 habercisinin;

•Bağırsak ve mesane alışkanlıklarının değişiklikleri,

•İyileşmeyen yaralar,

•Zamansız kanama ve akıntı,

•Meme veya başka yerde sertlik,

•Hazımsızlık veya yutma güçlüğü,

•Benler veya bir siğilin belirgin değişikliği,

•Hırıltılı öksürük veya ses kısıklığı belirtilerinden her hangi birinin varlığında kişiler bir doktora başvurmalıdır.

Evreleri önemse

Kanserden mutlak korunma söz konusu olmadığına ve tüm kanserleri engelleyecek bir aşı henüz bulunmadığına göre, kanserde erken tanı elimizdeki belki de en önemli silah olma özelliğini korumaktadır. Her kanser tipi ayrı özellikler göstermekle beraber, genellikle kanser hastalığının gidişi dört klasik evreye ayrılır:

Evre I: Kanser, başladığı yerde sınırlı kalmıştır.

Evre II: Kanser, başladığı ortamdan etrafındaki dokulara doğru ilerlemiştir.

Evre III: Kanser, bölgesel dokulara ve lenf bezlerine tam yayılım vardır.

Evre IV: Kanser, diğer dokular ve organlara ulaşmıştır ve metastaz denilen olay gelişmiştir.

Kanserde erken tanı tedavi şansını arttırır ve tedaviyi kolaylaştırır, doku ve organ kaybını önler, tedavi giderlerini ve ölüm oranlarını düşürür. Bugün sıklıkla görülen birçok kanserde erken tanı gerçek anlamda hayat kurtarmaktadır. Erken tanı için belirli aralıklarla sağlık kontrolü yalnız kanser için değil, genel sağlık için uygulanması gerekli olan görüştür.

Farkındayız, kanseri yeneceğiz…

Bilgi eksikliği, korku ve ihmal gibi nedenlerle insanların doktora zamanında başvurmamaları kanserin tedavisini güçleştirir. Hepimizin, adını ağzımıza almaya korktuğumuz hastalıkların başında gelir kanser. Açıkçası benim de böyleydi… Biz ne kadar ağzımıza almasak da kanserin adını duymamızı hiçbir şey engelleyemiyor. Bir gün bir yakınımızın kapısını çalıyor… Ve belki de bir gün bizim kapımızı çalacak! Kanseri araştırmayan bir insan için bunun ne denli korkutucu olduğu aşikardır. Ancak, araştırınca ve gelişen tıp teknolojisinin de tesiriyle bu hastalıktan da artık eskisi gibi korkmanın manasız olduğunu gördüm. Buna rağmen yine de halk sağlığı yönünden kanserin önemi; bazı kanser türlerinin sık görülmesidir. Bu açıdan bakıldığında kanser dünyanın ve ülkemizin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor. Kanserle savaşabilmek, zararlarını azaltabilmek için halka hastalığın önemini ve kanserle savaş yollarını anlatmak gerekiyor.

Çare zakkum tenceresi mi?

Suiistimale son derece açık bir konu olmasından dolayı, bugün her ülkede, hiçbir bilimsel temeli olmayan ve araştırmalara kapalı yöntemlerle kanserde şifa sağladığını iddia eden kişiler bulunduğunu itiraf etmek gerekiyor

Uluslararası Kanserle Savaş Birliği’nin açıklamasına göre, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkelerinde dahi kanser hastalarının %50 kadarının etkinliği kanıtlanmamış yöntemleri kullandıkları sanılıyor. Bu yöntemler bilimsel yöntemlerin yerine veya onlara ek olarak kullanılıyor ve bu uygulamalar çok defa doktorların bilgisi dışında yapılıyor. Bu kişiler, doğal ürünleri uyguladıklarını, ürünlerinin yan etkilerinin olmadığını, bu ürünlerin hastaların savunma mekanizmalarını harekete geçirdiğini, ürünlerinin her çeşit habis hastalığa ve ayrıca bu gruptan tamamen ilgisiz diğer birçok hastalığa etkili olduğunu iddia etmektedirler.

CİDDİYE ALMAYIN

Bir sır veya mucize olan tedaviyi, buluşları çalınabileceği için, yalnız kendilerinin verebileceklerini ifade ederler, tedavi ile şifa sağladıkları eski hastalarından mektuplar ve şahitlere sahip olduklarını ileri sürerler, tanınmış kişileri bu düşünce ve yöntemlerin destekleyicisi olarak gösterir ve başarısızlıklarını yönteme değil, hastaya yüklerler. Klasik tıbba karşı ciddi bir sorun olan bu uygulamalara hastaların yaklaşımı için çeşitli nedenler var. Önde gelen neden korkudur. Çünkü, genelde kanser birçok kişiye göre kısa sürede ağrılı ölümle eş anlamlıdır ve doktorun iyileşme için güvence veremediği durumlarda korku daha çok artar. Ayrıca, klasik kanser tedavisi şekil bozukluğu, yanık, bulantı ve kusma, saç dökülmesi seksüel yetmezlik endişesi ve bağışıklık sisteminin bozulması gibi sonuçlara da varabileceğinden, hasta bilimsel tedavi süresince kendisinin yapabileceği çok az şey olduğunu düşünerek tedavi ve iyileşme yolunda daha aktif olacağı olanakları sunan yöntemleri tercih edebilmektedir.

UZMANDAN ŞAŞMA

Ancak, bu kişiler, bu çare ve yöntemler şifa sağlayamadıkları gibi, ayrıca, kalifiye bir doktorun tedaviye başlayarak şifa elde etme zamanını ve şifa olanağını da azaltırlar. Bu nedenlerle, kanserin ne olup/olmadığını ve bilimsel tıbbın ne olduğunu ve ne yaptığını çok iyi bilmek gerekir. Her ne kadar “doğaya dönüş” günümüz modası olsa da bilim ve teknoloji inançsızlığını da kabul etmek mümkün değildir. Bu alanda ileri düzeyde olan ülkelerde kanserin gerek tanı gerek tedavi olanakları için milyarlarca dolar sarf edilirken, sorunu mutfakta kaynayan ısırgan otu veya zakkum tenceresi, öldürülen kaplumbağa kanı ve benzeri kanıtlanmamış çareler ile çözmek mümkün değildir. Kanser tedavisi konunun uzmanları olan doktorlar tarafından yapılmalıdır. Bilim ve akıl yolundan sapmak, yalnızca zaman kaybına ve bilimsel gerçeğin ışığından uzaklaşmaya yol açar.

Tedavide geç kalmayın…

Kanserde erken teşhis tedavi şansını arttırır, kolaylaştırır, doku ve organ kaybını önler ve sakatlık bırakmaz, tedavi giderlerini azaltır. Kanserde daha güvenilir teşhis yöntemleri ve daha etkili tedavi şekilleri her geçen gün yeni bir aşama göstermektedir.

Cerrahi Onkoloji: Genellikle organ kanserlerinde ilk tedavi seçeneğidir. Bu tedavide kanserli doku ve yöresel lenf bezleri ameliyat ile çıkarılır.

Radyasyon Onkolojisi: Kanserli doku ve yöresel lenf bezlerindeki kanser hücrelerinin çoğalmasını önleme ve öldürülmesine yönelik radyoaktif ışınlama tedavisini uygulayan uzmanlık dalıdır.

Tıbbi Onkoloji: Kanser ilaçlarını uygulayan uzmanlık dalıdır. Ayrıca kanserlerin bir grubu yalnız ilaçlarla tedavi edilebilmektedir. Tıbbi onkoloji uzmanlığının tedavide kullandığı ilaçların sayısı, alanı ve uygulama yöntemleri gün geçtikçe genişlemektedir.

Kemoterapi: Tıbbi onkolojinin uyguladığı ilk tedavi yöntemidir. Kanser hücresinin öldürülmesine yönelik ilaçlarla yapılan bu tedavi son yıllarda büyük aşama göstermiştir. Kemoterapi ameliyatlar ile birlikte de kullanılmaktadır. Erken dönemde teşhis edilen hastalarda, saptanması mümkün olamayan mikroskobik yayılmalar olabilir görüşü içerisinde, birçok kanserde ameliyat sonrası kemoterapi uygulanmaktadır. Aynı görüş içerisinde ya da ameliyat edilemez durumda olan hastalarda ameliyat öncesi kemoterapi yapılmaktadır. Kemoterapi bazı kanserlerde radyoterapi beraberliğinde uygulanmaktadır. Ayrıca kemoterapinin tek başına sonuç aldığı bazı kanserler de vardır.

Biyolojik tedaviler:

Biyolojik tedavilerde temel yaklaşım insanın normal hücrelerinin bütünlük ve çalışmasını bozmayacak şekilde sonuca ulaşmaya yöneliktir. Biyolojik düzenleyiciler adı altında toplanan ilaçların kanser hücresini öldürmekten çok genellikle tümörün gelişim olayına etkili oldukları kabul edilmektedir. Bu grupta vücudun temelde mevcut olan savunma sistemini düzenleyen veya eksiklerini tamamlayan bağışıklık uyarıcılar, bozuk genleri onaranlar, hücre bölünmesini durduranlar, tümör dokusunun damar yapmasını önleyiciler, kanser hücresini intihara zorlayanlar ve yayılmayı engelleyenler bulunmaktadır.

Hormonlar: Bir grup kanserin hormon bağımlı olduklarını bilinmektedir. Bu grup kanserlerin tedavisinde hormonların sentezini veya etkisini önlemeye yönelik ilaçlar kullanılmaktadır.

Ve beslenme…

Görgüler ve araştırmalara dayalı sayısal değerlendirmelere göre, kanserin olası sebepleri arasında dengesiz beslenme yüzde 35 oranında yer tutmaktadır ve dengesiz beslenmenin yanına bazı yaşam alışkanlıkları eklenirse bu oran yüzde 85 değerine kadar yükselmektedir.

Antioksidanlar: İnsanda DNA yapılarını değiştirerek tümör gelişmesine zorlayan maddelere karşı vücudu korudukları varsayılıyor.

Fitokimyasallar: Antioksidan, besin koruyucu ve kanser yapıcı ajanlara karşı engelleyici etkileri olabileceği bildirilmektedir. Domates, maydanoz, portakal gibi koyu sarı, yeşil meyve ve sebzelerde karotenoidler; brokoli, lahana, şalgam gibi turpgiller grubunda indoller; yeşil çay, soğan, elma, fasulye gibi meyve ve sebzelerde flavonoidler; limongiller ve trunçgillerde biflavonoidler; soğan ve sarımsakta alisin; yeşil yapraklı sebzelerde lutein; soya fasulyesinde isoflavonlar; ahududu gibi mavi ve kırmızı meyvelerde ve sebzelerde antosiyaninler; zeytinde, limongillerde, baklagillerde fenolikler ve domateste likopen gündemde olanlardır. Yüksek fitokimyasal maddeli yiyecekler brokoli, dutlar, soya kabukları, armutlar, şalgamlar, kereviz, havuç, ıspanak, zeytinler, domates, mercimek, sarımsak, kayısı, soğanlar, soya fasulyesi, yeşil çay, şeftali, kıvırcık ve Brüksel lahanadır.

Omega-3 yağ asitleri: Deniz ürünleri, keten tohumu yağı ve fasulyede bulunan bu asitlerin meme ve prostat kanserleri risk ve gelişmesini önlemede rolleri olabileceği bildirilmektedir.

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 14, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Tuba Büyüküstün mü Beren Saat mi?

16 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | 2 Yorum »

Hangisi daha iyi? Genç oyuncular arasındaki rekabet, fanatikleri sayesinde iyice kızıştı.

 

‘tubabuyukustun.biz’ sitesi üyeleri tarafından hazırlanan on-line ‘Tubiz’ dergisinin 12′nci sayısında; Tuba Büyüküstün ile Beren Saat arasındaki farklar konu edildi.

Sabah’tan Öner Öngün’ün haberine göre; dergi editörleri, Beren Saat’i eleştirirken, “Tuba, her konuda Beren’e fark atıyor” dedi.

ARADAKİ FARKLAR

Beren Saat ve Tuba Büyüküstün karşılaştırması, ‘Tubiz’ dergisinde şöyle ele alındı:

‘Asi’ dizisiyle fırtınalar estiren Tuba Büyüküstün, Ortadoğu’da adeta Hollywood starı gibi karşılanırken Beren Saat’i kimseler tanımıyor. Beren Saat ‘Bihter’ rolüyle bol bol aşk yaşarken, Tuba Büyüküstün hep aile dizilerinde boy gösteriyor.

Sanal rekabette de Tuba Büyüküstün Beren Saat’e fark attı. Tuba’nın fan sitesi üyeleri Beren’in üyelerinin tam üç katı.

Tuba Büyüküstün’ün boyu 1.72, Beren Saat’in boyu ise sadece 1.62. Beren Saat’in aksine Tuba Büyüküstün sadece iki sevgilisiyle gündeme geldi. Tuba Büyüküstün, sade tarzı ve giyimi ile dikkat çekerken Beren Saat tam bir marka tutkunu!

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 16, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Etiketler: ,


YÖK’ten katsayı hamlesi

15 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Danıştay katsayı kararını itiraz etti. YÖK katsayı değişikliğinin gerekçesini somut bir örnekle açıkladı.

 

Danıştay’ın katsayı kararına itirazının ardından YÖK’ten ilk hamle geldi. YÖK Danıştay’ın kararına itiraz dilekçesini gönderdi. İtiraz dilekçesinde katsayı değişikliğinin zorunluluğu bir örnekle açıklandı. İşte YÖK’ün Danıştay’a sunduğu o örnek ve itiraz gerekçeleri:

KATSAYI KARARINDAN ÖNCE:
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmak için 338,902 puan almak gerekmektedir. 100-300 arasındaki ÖSYS puanından 258,902 puan alan bir öğrenci eğer AOBP’si 100 ise 0,8 ile çarpmadan dolayı 80 tam puan alacak ve yerleşmek için gereken minimum puana erişecektir. Eğer öğrencinin AOBP’si  50 ise (0,8 ile çarpılarak 40 puan eder) adı geçen bölümü kazanması için sınavdan 298,902 alması gerekecektir. Aynı programa alan dışından örneğin fen lisesi mezunu bir öğrencinin girmek istediğini varsayarsak; bu öğrencinin AOBP’sinin, AOBP sinin
en üst puan olan 100 olduğunu farz ettiğimizde (ki bu da 0,3 ile çarpılınca 30 puan etmektedir) bu öğrencinin sınavdan alması gereken puan 308,902 olmaktadır ki, en yüksek puanın 300 olmasından dolayı bu mümkün değildir.

KATSAYI DEĞİŞİKLİĞİNDEN SONRA:
Kurulumuzun karara bağladığı 0,13-0,15’lik  katsayıların geçerli olduğu sistemde ise aday kazanmak için 477,583 puan almak zorundadır, alan içinde (yani 0,15’lik katsayı ile) AOBP si 500 olan aday buradan 75 puan alacak sınavdan ise 402,583 puan alarak istediği bu bölüme yerleşebilecektir. Adayın  AOBP’sinin 100 olması durumunda sınavdan 462,583 puan alması yeterli olacaktır. Aday alanı dışında yarışıyor ise AOBP’sinin 500 olması durumunda buradan 65 puan alacak ve sınavdan da 412,583 puan alması yeterli olacaktır. Adayın AOBP’sinin 100 olması durumunda buradan 13 puan alacak ve buna karşılık sınavdan 464,583 puana ulaşması gerekecektir.
Görüldüğü gibi yeni sistem, bu adayın istediği bu programa girmesini imkansız halden çok zor hale dönüştürmektedir.

TAKTİR DANIŞTAY’IN
Yukarıdaki örnek incelendiğinde sınavda aynı performansı gösteren farklı alandaki iki öğrencinin puanlarının hesaplanmasında hangi katsayı uygulamasının ölçülülük ilkesine uygun düştüğünün takdirini Yüksek kurulunuza bırakıyoruz

 

KATSAYI HER YIL DEĞİŞEBİLİR: Katsayı oranları her yıl Kurulumuzca yeniden belirlenmekte olup, bir önceki yıl uygulanan katsayı oranı nedeniyle kazanılmış bir haktan söz etme olanağı bulunmamaktadır. Red kararlarının kesin hüküm oluşturmayacağını kabul eden Danıştay’ın bu red kararları ile değişmesi mümkün olmayan bir hukuki statü oluştuğu iddiası kabul edilebilir olmadığı gibi, bilinen kararlarına da aykırıdır. Oysa, yeni bir sistem kurulduğu açıktır. 

1998 yılında 0,2-0,5 olarak belirlenen katsayı oranlarının zaman içinde değiştirilmiş olması bunun somut örneğidir. Örneğin; 2002 yılında alan içi ve alan dışı tercihlerde kullanılacak katsayı aralığı 0,3-0,8 olarak değiştirilmiş, ardından 2006 yılında alan farklılaştırılmasına gidilmiş ve alan bilgisinin daha sağlıklı ölçülebilmesi için 4 olan alan sayısının 7’ye çıkarılmış olması değişen ihtiyaçlara göre yeni düzenlemeler yapılabileceğini göstermektedir.

YENİ KATSAYI ORANI ZORUNLULUK: Sekizinci Daire dava konusu katsayı oranları ile 2009 yılında uygulanan katsayı oranlarını karşılaştırmak suretiyle ciddi bir mantık hatası yapmıştır. Her şeyden önce, 2009 yılında uygulanan katsayı oranları orta öğretim başarı puanlarının 50-100 standart puanları arasında belirlendiği bir düzlemde işlem görür iken, artık yeni sistemde bu puan aralıkları 100-500 aralığı olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla artık 0.3-0.8 katsayı oranlarından bahsetmek yersiz olduğu gibi bu oranların uygulanması da mümkün değildir.

NEDEN DEĞİŞTİRDİK?: Bu sistemde okulun yerini dershanelerin aldığı, özellikle lise son sınıftaki öğrencilerin sağlık mazereti ile okula devam etmedikleri, ancak buna rağmen okul başarısını yükseltmek adına yüksek notlar verildiği gerçek başarı yerine katsayı farklılaştırılması yoluyla türetilmiş başarı esasına dayanan bu sistemin çalışkan ve donanımlı öğrencilerin aleyhine işlediği bir vakıadır. Toplam olarak 776.744 kişi katsayının bu şekilde uygulanmasından olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu olumsuz durumun ortadan kaldırılabilmesi için uygulanmakta olan katsayının sınav sonuçlarına etkisinin minimize edilmesi kaçınılmaz bir durum olarak ortaya çıkmaktadır.

KATSAYI GENEL LİSEYİ DE ETKİLİYOR: Katsayı farklılığı sadece meslek lisesi mezunlarının alan dışı programları tercih etmeleri durumunda karşılaştıkları bir uygulama değildir. Asıl dramatik sonuçlar %70’ e karşılık gelen klasik lise öğrencilerinin kendi alanları dışında (Türkçe- sosyal, matematik-fen, Türkçe-matematik) bir programı tercih ettiklerinde ortaya çıkmaktadır. Örneğin diploma notu 80 olan ve tüm sınav sorularını eksiksiz ve doğru olarak cevaplayan ancak matematik-fen alanından sınava giren bir adayın alan dışı sayıldığı için Türkçe matematik puan türünde öğrenci kabul eden hiç bir hukuk fakültesine girme olanağı bulunmamaktadır.

DÜNYADA ÖRNEĞİ KALMADI: Kurulumuz, 46 üye Devletin katıldığı Bologna Sürecinin içindedir. Bu süreç kapsamında eğitim sisteminin; ilköğretimden doktoraya kadar her bir öğrenim kademesinde öğrencilere kazandırılan bilgi, beceri ve yetkinliklerin öğrenim çıktıları olarak net ve ölçülebilir biçimde tanımlanması, böylece, hem kademeler arası geçişin kolaylaştırılması, hem de aynı kademede yer alan diploma programları arasındaki hareketliliğin artırılmasının sağlanması mümkün olacaktır. Tüm eğitim-öğretim kademelerindeki düzenlemeler yaşam boyu öğrenmeye fırsat verecek biçimde yapılacaktır. Ülkemizin 2009 Bologna Karnesinin en zayıf alanı, yaşamboyu öğrenmedir.

ÖĞRENCİ PSİKOLOJİSİ: 11 Nisan tarihinde sınava girecek olan öğrenci sayısı yaklaşık 1.4 milyondur.  Bu sayıda öğrenci bakımından karar bir hukuki belirsizlik oluşturmaktadır. İdaremiz her ne kadar yargı kararlarını dikkate alarak yeni kararlar alacağını, bu hususta öğrencilerin endişe etmemesi gerektiğini duyurmakla birlikte, sınav psikolojisi altında bulunan öğrencilerin belirsizlikten, boyutu tahmin edilemeyecek ve telafi edilemeyecek derecede, mutlaka olumsuz etkilenmekte oldukları hiç kuşkusuzdur. Dolayısıyla idari işlemin niteliği yürütmenin durdurulması kararının verilmesinden ötürü ve bu kararı haklı ve gerekli kılan gerçek ve geçerli sebepler de bulunmadığından,  önemli zararlara yol açmaktadır.

2010 ÖSYS Kılavuzu basılarak tüm okullara dağıtılmış ve müracaatlar alınmaya başlanmıştır. Tüm adaylar kılavuz hükümlerine göre çalışmalarına yön vermişlerdir. Öğrencilerin psikolojisini önemli derecede etkileyecek belirsizlik ve istikrarsızlığın yol açacağı olumsuz ortam göz önüne alınarak, belirsizlik ve istikrarsızlık ortamının beraberinde getireceği telafisi güç ya da imkansız zararlar da dikkate alınarak yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasını talep ederiz

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 6, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Etiketler: , , ,


İnsan hayatında kaç kez hastalanır?

15 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Bir insan hayatı boyunca kaç kez hastalanır sizce? Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırma ile rakam ortaya çıktı.

 

Bir kişinin ömrü boyunca 6284 kez ufak tefek rahatsızlıklar geçirdiği bildirildi.

Daily Mail’in haberine göre, Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırma, bir insanın yılda yaklaşık 80 kez, baş ağrısı, kramp girmesi, sırt ağrısı ve soğuk algınlığı gibi hafif rahatsızlıklar geçirdiğini ortaya koydu.

Buna göre, yılda 21 gün ağrı kesici ilaçlar kullanıyoruz. Ortalama 78,5 yaşına kadar yaşadığımız varsayılırsa, ağrı kesici ilaç kullandığımız gün sayısı 1649 oluyor.

3000 yetişkin üzerinde yapılan araştırmaya göre, en yaygın diğer bir şikayet sık sık giren kramplar. Kramplar bir kişiyi yılda 19 gün etkiliyor ki bu da bir ömürde 1492′yi buluyor.

Yılda en az 16 kez baş ağrısı çekiliyor ve bu yaşam boyunca 1256 baş ağrısına tekabül ediyor. Araştırmaya göre ortalama bir Britanyalı yılda 14 kez, bir ömürde 1099 kez sırt ağrısı çekiyor.

Araştırmayı yaptıran şirketin yetkilisi, araştırmanın, bu rahatsızlıkların önemsizmiş gibi görünmesine karşın, toplamda ne kadar yıkıcı olabileceğini gösterdiğini belirterek, bu rakamlara ciddi hastalıkların dahil olmadığını hatırlattı.

Ömrümüzde en çok mustarip olduğumuz diğer hafif rahatsızlıklarsa kas çekilmesi, boyun tutulması, mide ve karın ağrıları veya bozuklukları, bunun kanamaları ve bilek burkulması

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler:


ÖSYM Başkanı iki arada bir derede

12 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan basın toplantısı düzenleyerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

 

Yaşar Üniversitesi’nin konuğu olarak geldiği İzmir’de bir basın toplantısı düzenleyen ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, Danıştay kararları hakkında sorulan sorulara; “Ben Danıştay’ın ve YÖK’ün kararlarına yorum getirmek istemiyorum” diye karşılık verdi.

Ev sahipliğini Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Murat Barkan’ın yaptığı toplantıda konuşan Yarımağan, Danıştay’ın katsayı konusunda almış olduğu düzenlemeyi durdurma kararına bakıp öğrencilerin sınava girmeme veya tedirgin olacak gibi bir durumla karşı karşıya kalmaması gerektiğini söyledi. Buraya geliş amacının sınav sistemindeki değişiklikleri anlatmak olduğunu anlatan Yarımağan, “Bu bağlamda birçok toplantıya katıldım. Bu toplantı son olaylardan bağımsız olarak kararlaştırılmış bir toplantı” dedi.

Danıştay’ın aldığı kararların sorulması üzerine bu konuda yorum yapmak istemediğini belirten Yarımağan; şunları söyledi: “Açıkçası ben Danıştay’ın ve YÖK’ün kararlarına yorum getirmek istemiyorum. Ancak mevcut durum, 1998 yılından beri uygulanmakta olan sistem, alan - alan dışı diye kavram getiriyor. Bunun için farklı katsayıların uygulanmasını hükme bağlıyor ve bunların arasında çok büyük bir fark var. Kapatılamayacak kadar büyük bir fark. Ben değişiklik yapılması gereğine inananlardanım. Bu değişiklik, katsayıların kaldırılmasıyla, yaklaştırılmasıyla olur, o benim yetkimin dışında onu YÖK değerlendirip yapıyor, Danıştay’da karar veriyor.”

ADAYLAR DERSLERİYLE İLGİLENSİN
Adayların bundan etkilenmemesinin mümkün olmadığını belirten Yarımağan; sözlerine şöyle devam etti: “Adayların çok fazla tedirgin olmaması gerektiğini düşünüyorum. Sınava girecek bir aday sonuçta belirli derslerden bilgisini ortaya koyacak. Şu an bir belirsizlik var. Önceki katsayılar YÖK’ün kararıyla eşitlendi, sonra birbirine yaklaştırıldı. Şimdi yeni bir düzenleme yapılacak. YÖK itiraz edecek. İtiraz kabul edilirse son kararlar geçerli olur. Bunlar adayları tamamen etkilemez demiyorum ama çok
etkilememesi gerekir.”

ÜSTÜ KAPALI DANIŞTAY’A ELEŞTİRİ 

Adayların dersleriyle ilgilenmesi gerektiğini anlatan Yarımağan; şunları söyledi: “Dediğim gibi burada benim kişisel görüşüm önemli değil. Ben onu söylemek istiyorum. Ama 0,3 ve 0,8 katsayıları, aralarında çok farklıdır. 0,3 0,8 katsayıları 40 puana varan bir farka neden oluyordu. Örneğin bir fen mezunu, hukuk fakültesine gidemiyor, Türkiye birincisi bile olsa. Benim kanaatim, fen mezununun hukukçu olabileceği yönünde. Bu fark bu kadar yüksek olmamalı.”

Danıştay’ın kararının ideolojik olduğu iddiaları hakkında ne düşündüğünün sorulduğu Yarımağan; “Bu yöndeki sorulara ben bir görüş belirtmek istemiyorum. Açıkçası hukuki gerekçelerini de çok okuduğumu söyleyemem. Danıştay’ın kararlarının mutlaka hukuki gerekçeleri vardır. Okusam da pek fazla okumadım” diye karşılık verdi

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 2, bugün ise 2 kez görüntülenmiş

Etiketler: ,


En romantik kelime hangisi?

12 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Sevgililer Günü yaklaşırken dil uzmanları dünyanın en romantik kelimesine karar verdiler. İşte o kelime;

 

Yaklaşan Sevgililer Günü öncesinde dil uzmanları, Fransızca’da aşk anlamına gelen ”amour” kelimesinin dünyanın en romantik kelimesi olduğuna karar verdi.

Merkezi Londra’da bulunan ”Today Translations” şirketi tarafından yapılan ve 320 dil uzmanının görüş bildirdiği ankette, Fransızca ”amour” kelimesi küçük bir farkla İtalyan ”amore” kelimesini geride bırakırken, İtalyanca da dünyanın en romantik dili seçildi.

En romantik kelimeler listesinin üst sıralarında yer alan diğer İtalyanca kelimeler arasında, İspanyolca’da da aynı anlama gelen ”belissima”(çok güzel) ve ”mi tesoro”(hazinem) bulunuyor.

Dünyanın ikinci en romantik dili Fransızca seçilirken üçüncülüğü İngilizce ve İspanyolca paylaştı.

Dil uzmanları, ‘’seni seviyorum” ifadesinin söylenişinin en kaba olduğu dil olarak da Japoncayı seçti. Birisine Japonca seni seviyorum demek için ”watakushi-wa anata-wo ai shimasu” demek gerekiyor

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Rank: wait…  Traffic: wait…  Price: wait…  C: wait…

Bu yazı toplamda 20, bugün ise 3 kez görüntülenmiş

Etiketler: ,


Kurtlar Vadisi’nde büyük sürpriz

11 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Kurtlar Vadisi Pusu”da yine nefesler tutulacak, tüm Türkiye ekranlara kilitlenecek.

Kurtlar Vadisi Pusu’nun bu akşam yayınlanacak olan 80. bölümünde yine nefesler tutulacak, tüm Türkiye Star TV ekranlarına kilitlenecek.

* Polat Alemdar, Abdülhey’e ulaşmak için nasıl bir plan yapacak?

* Polat, istihbarat başkanını rehin alan Abdülhey’i durdurabilecek mi?

* İskender, gizli tanığı öldürmek için kimi kullanacak? Polat ve adamları, İskender’in planını engelleyebilecek mi?

* Ebru, hangi olay yüzünden Polat’ın adaletini sorgulayacak?

* Polat ve adamlarını bekleyen büyük sürpriz ne olacak?

Tüm bu soruların yanıtları ve çok daha fazlası, Kurtlar Vadisi Pusu’nun heyecan dolu yepyeni bölümüyle bu akşam Star TV ekranlarında olacak…

Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler:


YDGS için başvuru süresi uzadı

11 Şubat 2010 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

ÖSYM, Yükseköğretim Geçiş Sınavı’nın (YDGS) yarın sona erecek başvuru süresini uzattı

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Yükseköğretim Geçiş Sınavı’nın (YDGS) yarın sona erecek başvuru süresini 16 Şubat 2010 Salı günü saat 17.00′ye kadar uzattı.

ÖSYM’den yapılan yazılı açıklamada, 2010 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi’nin (ÖSYS) başvuru süresinin 2 iş günü uzatıldığı kaydedildi.

Başvuruların 16 Şubat Salı günü saat 17.00”de sona ereceği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

”Son günlerde Danıştayın almış olduğu yürütmeyi durdurma kararı ve bu karara karşı YÖK tarafından itiraz edilecek olmasının ÖSYS başvurularını etkilememesi gerektiği düşünülmektedir.

Adayların bu olaylardan etkilenmemesi, 11 Nisan 2010 tarihinde yapılacak YGS’ye girmek isteyen ya da yalnız sınavsız geçişten yararlanmak isteyen adayların 16 Şubat 2010 saat 17.00′ye kadar başvurularını tamamlamaları istenmektedir. Başvuru süresi kesinlikle tekrar uzatılmayacaktır.”

Açıklamada, 2010-ÖSYS kapsamında yapılacak YGS ve LYS sınavlarının daha önce açıklanan tarihlerde yapılacağı, sınav takviminde bir değişiklik olmayacağı vurgulandı.

Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler: , ,


Page 1 of 117912345»...Last »



  • buy generic viagra
  • viagra mexico
  • buy viagra on
  • buy cialis without prescription
  • buy cialis soft tab