Bu da hava atma arabası

23 Temmuz 2008 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Tatlıses ya da Tarkan’dan ne eksiğin var. Bastır parayı, at havayı… Bu araç öyle…

Antalya’da lüks iç dizaynı ve konforuyla Tarkan ve İbrahim Tatlıses gibi ünlülerin tercih ettiği VIP aracının, bazı lise öğrencileri tarafından da okul arkadaşlarına ”gösteriş” yapmak amacıyla kiralandığı belirtildi.

Sahibi olduğu 2006 model lüks VIP aracını, saati 100 dolara kiralayan Murat Türkay, AA muhabirine, özel dizayn edilen VIP aracın, ünlü sanatçıların yanı sıra gençler ve öğrenciler tarafından da tercih edildiğini söyledi.

Özel iç dizaynı iki ay süren aracın parçalarını Türkiye’de bulunmadığı için Avrupa’dan getirttiklerini kaydeden Türkay, VIP aracının içinde bar, internet, bilgisayar oyunları, televizyon, disko ışıklandırması ve yüksek kalite ses sistemi bulunduğunu bildirdi.

BİR SAATLİK KİRA BEDELİ 100 DOLAR

Aracı Tarkan ile İbrahim Tatlıses’in de kullandıklarını belirten Murat Türkay, aracı sevgilisine özel bir ortamda evlenme teklifinde bulunmak isteyenler ile bazı lise öğrencilerinin de kiraladığını söyledi.

Şoförlü hizmet verdiklerini bildiren Türkay, lise öğrencilerinin de paralarını birleştirerek, ”gösteriş merakı ve okuldaki arkadaşlarına hava atmak” amacıyla aracı kiraladıklarını belirtti. Türkay, ”Okula sırf bu araçla girip kapılarının açılması da öğrencileri mutlu ediyor” dedi.

Bazı kurum yöneticileri ile yabancı heyetlerin de VIP aracını tercih ettiğini söyleyen Türkay, aracın, hava yoluyla seyahati tercih etmeyen iş adamlarınca şehirler


Böylesi ancak bizde olur

23 Temmuz 2008 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Elin İngiliz’i ne bilsin bizdeki sistemi. Tarihi değirmeni 100 bin dolara restore ettirdi. Bir de duvar ördürdü. Sonrası onu şoke etti.

Muğla’nın Datça İlçesi’nde, 2400 yıllık yel değirmenini 100 bin dolara alıp restore ettiren ve dalgalardan zarar görmemesi için de koruma duvarı yaptıran 71 yaşındaki İngiliz arkeolog Prof.Dr. Oric Pyotr Vladimir L’Vov Basirov, İl Özel İdare Müdürlüğü’nün kararıyla şoke oldu.

Müdürlük, her yıl yaklaşık 10 bin kişinin ziyaret ettiği Roma döneminden kalma yel değirmeninin duvarının kaçak olduğu gerekçesiyle yıkılmasına karar verdi.

Aynı zamanda kont ünvanına sahip olan Prof.Dr. Basirov’a da 16 bin YTL para cezası kesildi.

Olayın gelişimi

Muğla’nın Datça İlçesi’ndeki Knidos Antik Harabeleri’ne 1950′li yıllarda stajer olarak gelen ve daha sonra 1972- 1979 yılları arasında aynı bölgedeki kazılarda faal olarak çalışan Londra Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oric Pyotr Vladimir L’Vov Basirov, Karaköy Köyü’nün Körmen Mevkii’nde büyük bölümü yıkılmış tarihi yel değirmenini tespit etti.

Basirov, yaptığı incelemede, M.Ö. 400 yıllarında inşaa edilen değirmenin M.S. 8′inci yüzyılda Roma döneminde restore edilerek kullanıldığını ve günümüze kadar geldiğini, ünlü İngiliz seyyah Hamilton Green tarafından da 1600′lü yılların başında bulunduğunu belirledi.

Bilim adamı, 1977 yılında Kültür Bakanlığı ile Muğla Valiliği’ne başvurarak değirmenin tescil edilip koruma altına alınarak aslına uygun şekilde restore edilmesini önerdi.

Ülkesine gidip 1985 yılında Datça’ya döndüğünde değirmenin halen korumaya alınmadığını ve dalgalar nedeniyle daha fazla tahrip olduğunu gören Basirov, Karaköy Köyü Muhtarlığı’na müracaat edip, 30 dönümlük alan üzerine kurulu, eski bir evi ve su kuyusu bulunan denize sıfır yel değirmenini 100 bin dolara satın aldı.

Basirov, gerekli tüm yasal izinleri tamamladıktan sonra değirmeni, 200 bin YTL harcayarak aslına uygun bir şekilde restore ettirdi.

Ardından, ziyarete açılan ve her yıl ortalama 10 bin turistin ziyaret ettiği değirmenin Ege’nin azgın dalgalarından zarar görmemesi için önündeki 300 yıllık 70 santim yüksekliğindeki duvarı tamir ettiren Prof.Dr. Basirov, teraslama olarak aslına uygun 1 metrelik yeni bir koruma duvarı inşaa ettirdi.

2005 yılında bitirilen duvar, İl Özel İdaresi’nin tepkisini çekti. İl Özel İdare Genel Sekreterliği İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü, 29 Ocak 2007′de değirmeni dalgalardan korumak için yapılan duvarın kaçak olduğuna ve yıkılması gerektiğine karar verdi.

Duvarı yaptıran Prof. Dr. Basirov’a 16 bin YTL para cezası verilmesi kararlaştırıldı, hakkında da ‘İmar kirliliğine neden olduğu’ iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

Ancak, Datça Cumhuriyet Savcılığı, değirmenin tescilli SİT alanında bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya gerek görmedi.

“Teşekkür beklerdim”

1985 yılından beri, eşi ve 4 çocuğu ile birlikte yılın 4 ayını aşığı olduğu Datça’da geçirdiğini anlatan Prof. Dr. Basirov, İl Özel İdaresi’nin kararıyla şoke olduğunu söyledi.

Dünyada ender sayıdaki 9 değirmenden biri olan yapıyı, aslına uygun olarak restore edip 5 metreyi bulan şiddetli dalgalardan koruduğum için teşekkür beklerken ceza aldım. Çok şaşkınım” diyen Basirov, Muğla 1′inci İdare Mahkemesi’ne başvurarak karara itiraz ettiğini bildirdi.

Basirov, Türkiye’de ilk kez bir yel değirmeninin restore edildiğini ve her yıl ortalama 10 bin ziyaretçi ağırladığını, bundan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi, “Ben bir Datça aşığıyım. Bu cennet köşeyi çok seviyorum, cezalara rağmen Datça’yı dünyanın her yerinde tanıtmaya ve güzelliklerini korumaya gayret edeceğim” dedi.


İşte Yörüklerin 2008 güzeli

21 Temmuz 2008 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Mersin’de düzenlenen Yörük şöleninde 2008 güzeli seçildi. Şölenin en ilginç yarışması ise eşşeklerin ki oldu!

 

Mersin’in Erdemli ilçesine bağlı Hacıalanı köyünde düzenlenen “2. Yörük Şöleni” şenlikleri çerçevesindeki eşek yarışı yoğun ilgi gördü. Şölende ayrıca 2008 Yörük güzeli seçildi.

Mersin İl Tarım Müdürlüğü, Erdemli İlçe Tarım Müdürlüğü, Mersin Damızlık Koyun Yetiştiriciliği Birliği, Mersin Merkez Süt Üreticileri Birliği ve Mersin Veteriner Hekimler Odasının birlikte düzenledikleri şölene yaklaşık 3 bin kişi katıldı.

Çok sayıda kıl çadırın kurulduğu alanda, 7 köyden 7 eşeğin katıldığı yarış büyük ilgi gördü. Eşeklerin üzerine binerek, birinci sırayı kapma yarışına giren eşek sahipleri zor anlar yaşadı. Soner Evci’ye ait “Karakaçan” adlı eşeğin birinci olduğu yarışmada dereceye girenlere altın hediye edildi.

Şölende ayrıca, en iyi Yörük çadırı, yoğurt yeme yarışı, koç ve teke kırkma yarışı ile Yörük güzeli yarışmaları düzenlendi. Yıldız Çam ve mahallî sanatçıların konser verdiği şölende sanatçıları cep telefonuna çekmek isteyen vatandaşlar görevlilere zor anlar yaşattı.


99 ismin hikayesi

21 Temmuz 2008 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Allah’ın 99 isminden brine atıfta bulunan öykülere yer verilen Doksandokuz ekranda

 

Dizinin bu bölümünde Allah’ın Er-Rahman ismini konu alan bir hikaye var.

Kanal 7′de uzun yıllar ilgiyle takip edilen Kalp Gözü’nün hikâyelerini yazan ve sunan Süleyman Çobanoğlu’nun yeni dizisi Doksandokuz ekranda. Yapımın her bölümünde Allah’ın 99 isminden (Esma-ül Hüsna) birine atıfta bulunan öykülere yer veriliyor. Yönetmenliğini Gül Güzelkaya’nın yaptığı Doksandokuz’un çekimleri İstanbul ve çevresinde gerçekleştiriliyor. Kamil Adıgüzel, Bersun Goriça, Temel Uçar gibi oyuncuların yer aldığı dizinin bu akşam yayınlanacak ikinci bölümünde, zengin, fakir, mümin ve kafir ayırt etmeksizin esirgeyen, merhamet eden Allah’ın Er-Rahman ismini konu alan çarpıcı bir hikayeye yer veriliyor.

Dizinin konusu kısaca şöyle; Madam Rozi, ailesinden kalan ahşap konakta yaşayan ve genç öğrencilere gizlice yardım eden kendi halinde yaşlı bir bayandır. Bir gün Madam Rozi’nin ve yıllardır onun yalnızlığını paylaşan Elif’in beklenmedik misafirleri olur. Eve gelen adamların tehditleri onları korkutur. Madam Rozi’yi ahşap konağı almak isteyen patronlarının yanına götüren adamlar ondan evini vermesini istemektedir. Madam Rozi’nin yardım ettiği öğrencilerden biri de o gün oradadır.


En uzun bacaklı manken

21 Temmuz 2008 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Bir kamyon şoförüyle evli olan dünyanın en uzun bacaklı mankeni kocasıyla medya karşısına çıktı.

 

Dünyanın en uzun bacaklı mankeni unvanına sahip olan Alman manken Iwona iki yıl önce tanışıp evlendiği kamyon şoförü kocasıyla basının önüne çıktı. 134 santimetrelik bacaklarıyla bir anda ünlenen Iwona, kocasını öpmek istediğinde iki büklüm olmak zorunda kaldığını söyledi. 1.96 metre uzunluğunda olan güzel manken birgün uzun bacakları sayesinde para kazanacağını hiç akıl etmemişti.

Çocuklarının kendisi kadar uzun olmasını istemediğin dile getiren Iwona, “14 yaşında boyum 1.70 metreydi. O zaman hayat kolay değildi. Yaşıtlarım benden kısa oldukları için bana nasıl davranacaklarını bilemiyorlardı. Ancak şimdi vücudumla çok barışığım. Uzun olduğum için insanlar sokakta başlarını çevirerek bakıyorlar ama ben artık kendimle gurur duyuyorum” dedi.


Google aptallaştırır mı?

21 Temmuz 2008 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Günümüzün büyük bir bölümü bilgisayar başında, intternette sörf yaparken geçiyor. İnternete araştırma yapmak, yeni bilgiler öğrenmek için de giren var başka amaçlarla da…

Google başta olmak üzere pek çok arama motoru istediğiniz bilgiyi tabii ki doğru ya da yanlış bir tıkla ayağınıza getiriyor. Zahmetsizce anında önümüze gelen bilgi hayatımızı kolaştırıyor; ancak uzmanlara göre bazı sağlık sorunlarına da yol açabiliyor. Amerikalı gazeteci Clive Thompson’un dediği gibi bu durum ‘düşünceye büyük bir iyilik’ ama her iyiliğin de bir bedeli var.

ARTIK UZUN YAZILARI OKUMUYORUZ

Zaman gazetesinin gündeme getirdiği ve geçtiğimiz hafta Amerika’da yayımlanan Atlantic haber dergisi işte bu iyiliğin bedelini ‘Google bizi aptal mı yapıyor.’ başlığı ile kapağına taşıdı. Nicholas Carr’ın kaleme aldığı yazıya göre Google, insanları düşünce tembelliğine itiyor. Bunu kendi hayatından örnekler vererek anlatan Carr, “Uzun yazıları okurken zihnimi toparlayamıyorum. 2-3 sayfadan sonra konsantrasyonumu yitiriyorum. Beynim laf dinlemez bir şekilde ağırdan almaya başlıyor.” diyerek açıklıyor.

İnternet yazarı Bruce Friedman ise “Uzunca bir makaleyi okuma yeteneğimi tamamen kaybettim, webde birçok kaynaktan aynı anda birçok kısa pasajı tarıyorum. Artık Savaş ve Barış gibi kalın kitapları okuyamıyorum.” diyerek adeta Carr’ı destekliyor.

İŞİMİZ GÜCÜMÜZ SÖRF YAPMAK

University College London’daki akademisyenlerin yaptığı bir araştırma ise internetin ‘bilme’ye olan etkisi üzerine somut bir resim sunuyor. Araştırmaya göre popüler araştırma sitelerini ziyaret edenlerin çoğu bu siteleri bir tarama aktivitesi olarak kullanıyor. Bir kaynaktan diğerine zıplıyor ve hiçbir makalenin 2-3 sayfasından fazlasını okumuyor. Bu şekilde de okumanın yeni bir şekli ortaya çıkıyor: Online okuma. Bunda kişiler sadece başlıkları, içerikleri gösteren sayfaları ve özetleri hızlı bir şekilde tarıyorlar.

‘TÜRKİYE’DE OKUMA ALIŞKANLIĞI ZATEN YOK’

Dünyanın yeni yeni tartışmaya açtığı google ve arama motorları, bu dergide anlatıldığı gibi insanı gerçekten düşünce tembeli yapar mı? Ya da okuma, araştırma ve geliştirme alışkanlıklarını değiştirir mi? Konuyu bizim uzmanlarımızla görüştüğümüzde ortaya biraz farklı bir yaklaşım çıkıyor. Çünkü uzmanlara göre bizim ülkemizde hâlâ bilgi erişimi kısıtlı ve okuma alışkanlığı zayıf denilebilecek bir noktada. Hal böyle iken arama motorları düşünce tembelliğinden çok çalışkanlığa götürebilecek bir tablo çıkarıyor karşımıza.

Google, google scholar (akademik çalışmalara erişilebiliyor) ve Wikipedia (online ansiklopedi) gibi arama motorlarıyla kütüphanelerde bile bulunamayan bilgiler bir tıkla anında karşınıza çıkıyor. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi Doç. Dr. Kemal Sayar’a göre burada mesele google değil, onu kullanma biçimimiz. Şayet google’ı kullanmayı bilirsek aradığımız bilgiyle ilgili asıl kaynaklara ve referanslara kolaylıkla ulaşabiliriz…


MSN kullanıcıları dikkat!

21 Temmuz 2008 admin Kategori: Haberler | Yorum yok »

Rus kaynaklı olduğu tahmin edilen yeni bir internet vurgunu başlatıldı. Msn aracılığıyla gönderilen trojen kabusunuz olmasın!

 

Türkiye Bileşim Güvenliği Derneği Genel Başkan Faruk Kekevli internet kullanıcılarını uyardı. Rus kaynaklı olduğu tahmin edilen yeni bir internet vurgunu başlatıldı.

MSN aracılığı ile gönderilen “bu resim senin mi?
www.designportal.com/resimleri.php?id=murat???@hotmail.com”
isimli mesaj yeni bir internet soygunu anlamına geliyor.

Faruk Kekevi ‘hayalet mesaj’la ilgili şu açıklamayı yaptı; “Mesaj tıklanınca bilgisayarınıza gizli bir “keylogger” isimli hayalet program yüklemiş oluyor. Sizin hiçbir şeyinizden haberiniz olmadan bilgisayarınız üzerinizden her bir klavyeye dokunuşun hareketleri bu internet dolandırıcılarına geçiyor.

Virüslerden daha tehlikeli bu ‘’trojen’’ler için internet kullanıcılarının daha dikkatli olmasını istiyoruz.”

İnternet üzerinden yaptığınız tüm banka işlemleri ve şifreleri bu program sayesinde programın yönlendirdiği kişiye gidiyor. Bu link yüzünden Türkiye’de binlerce kişinin zarar göreceği belirtiliyor.Bu organizasyon virüslerden daha tehlikeli ve bilgisayardan ancak başka bir program kullanılarak çıkartılabiliyor.


Böyle bir ağaç gördünüz mü?

19 Temmuz 2008 admin Kategori: Haberler | 2 Yorum »

Türkiye’nin en yaşlı kestane ağacı. Tam bin yaşında. Yıpranan devasa kök ortaya çıkınca işte bu görüntü ortaya çıktı.

 

Tarihe tanıklık eden ağacın çapı 8 metre ve yüksekliği de 25 metre. Dışarıdan gelenler ağacın önünde fotoğraf çektirmek için kuyruğa giriyor.

Üstelik ağaçta çürüme belirtisi yok.. Ağacın bin yılık kökü görenler hayretler içinde bırakıyor. Kökü gövdesinden daha iri.

Kütahya merkeze bağlı Kumarı köyünde bulunan ve Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları, Osmanlı ile Cumhuriyet dönemlerine tanıklık eden, 1000 yıllık olduğu tahmin edilen Türkiye’nin en yaşlı kestane ağacı, halen meyve veriyor.

500 KİLO MEYVE VERİYOR

Kütahya Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Nihat Değirmenci, ağacın, 7 Eylül 1995′te Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereğince “anıt ağaç” olarak tescil edildiğini bildirdi.

KÖKÜ OTAYA ÇIKTI

Köyün eski muhtarı Ali Çelik, “İşin ilginç yönü, kaya üzerinde yetişen ve rüzgar, yağmur, kar gibi etkenlerle kökü iyice belirginleşen bu ağacın hala 400-500 kilogram arasında meyve vermesi” dedi.


Aşkın matemetiksel boyutu

18 Temmuz 2008 gokhan41 Kategori: Şiir | Yorum yok »

Aşkın matemetiksel boyutu

Yoksa sonsuzluğun sonu
Sensizliği tanımlayamam
sevgimi
aşkımı
anlatamam sınırlı dünyanın
merkezi belli olmayan ekseninde
aritmetik hislerim
duygusal dünyama yetmiyorsa
kusuru bende arama

Ankara, 3.5.2002

Gürkan Süzer


Gazel

18 Temmuz 2008 gokhan41 Kategori: Şiir | Yorum yok »

Gazel

Dünyâda bahârın adı var, kendisi yokmuş.
Yokmuş, o nigârın adı var, kendisi yokmuş.

Aşk özge firardır diye duymuştuk ezelden;
Aşkın ve firârın adı var, kendisi yokmuş.

Yıllar yılı beyhûde ümitlerle donandık;
Bilmezdik o yârın adı var, kendisi yokmuş.

Bir kuş gibi geçmiş başımızdan nice günler,
Kârın ve zarârın adı var, kendisi yokmuş.

Hep nâr-ı Cehennem gibi gelmiş bize dünyâ;
Dünyâdaki nârın adı var, kendisi yokmuş.

Âlem ne de çokmuş; sana varmış, bana yokmuş.
Yokluk gibi vârın adı var, kendisi yokmuş.

Yok çünkü Edîbî sana dünyâda sükûnet;
Dünyâda karârın adı var, kendisi yokmuş…

mef’ûlü / mefâîlü / mefâîlü / feûlün

Recep Yıldız