admin

adminEkim 29, 2019
5da819f7adcdeb0b8c4d3f60
er-yag-lazer-uygulamasi
ayak-mantari-nedenleri-ve-tedavisi
5da6e50c55427e1294d51041
yuz-tuylerini-azaltmak-icin
dis-estetigi-nedir-nasil-yapilir

1min430

Çukur 3. sezonun 6. bölümünde (73. Bölüm); Yamaç’ın herkesten güçlü olma planını devreye sokmasıyla gerilim tırmanacak. Çizgili Kenan’ın oğlu Dağhan, Murtaza’dan yardım isteyecek ve Koçovalıları en zayıf anlarında vurmayı planlayacak. Aileyi korumak için hazır olan Yamaç ve Cumali bir anlığına çaresiz kalınca yardımlarına beklenmedik biri koşacak. Koçovalıların cezaevinden çıkmak için oynadıkları oyun nefesleri kesecek. Koçovalı kadınlar, hapishanedekilerin geri dönmesini heyecanla beklerken Vartolu’nun yapacağı hamle ev halkı arasında tansiyonu yükseltecek. Art arda yanlış yanlış adımlar atan Akın, Yamaç tarafından kovulunca Çukur’da bütün dengeler değişecek. Yamaç’ın Vartolu’yla yapacağı konuşma ikisini de bazı gerçeklerle yüzleştirecek.


adminEkim 17, 2019
5da6e50c55427e1294d51041.jpg

1min680

adminEkim 17, 2019
5da819f7adcdeb0b8c4d3f60.jpg

1min420

adminMart 4, 2019
hamilelikte-cep-telefonu-zararli-mi.jpg

3min1660

Hamile anneler, gebelik dönemleri boyunca bir çok şeye dikkat etmek zorunda. Hareketleri, yedikleri, içdikleri çok önemli olan bu süreçte cep telefonu kullanımı acaba ne kadar etkili. Bir çok anne cep…

Hamile anneler, gebelik dönemleri boyunca bir çok şeye dikkat etmek zorunda. Hareketleri, yedikleri, içdikleri çok önemli olan bu süreçte cep telefonu kullanımı acaba ne kadar etkili. Bir çok anne cep telefonu kullanımını gebelik sürecinde de devam ettiriyor. Acaba hamilelikte cep telefonu kullanımı doğru mu? Bu yazı ile bazı sonuçlara varmanız mümkün. Yapılan araştırmalara göre, hamilelik sürecinde cep telefonu kullanan annelerin bebeklerinin bir çoğunda en başta davranış bozuklulukları, psikolojik bozukluklar başta olmak üzere bir çok hastalığı tetiklemektedir, diyorlar.

ABD’nin Los Angeles Üniversitesi ile Danimarkalı Aarhus tarafından yapılan geniş kapsamlı araştırma sonuçlarına göre, hamilelik esnasında kullanılan cep telefonları doğacak olan çocukta davranış bozukluklarına yol açıyor. Yaklaşık 13 bin çocuk üzerinde yapılan araştırmada hamile bir kadının günde bir kaç kez cep telefonu eline alıp kullanması bile doğacak olacak çocuğun hiperaktivite, davranış bozuklukları, okul çağına geldiğinde duygusal karmaşa gibi bazı ruhsal hastalıklara yakalanma riskini taşıdığı ortaya çıktı. 7 yaş öncesi cep telefonu kullanan çocuklarda da bu yüzden çeşitli davranış bozuklukları meydana gelebiliyor.

1990 yıllarının sonunda Danimarka’da yeni doğan 13 bin 159 çocukta yapılan araştırmada, davranış bozukluğu yaşayan bebeklerin annelerinin yüzde 54′ün hamilelik sırasında cep telefonu kullandığı ortaya çıktı. 7 yaş öncesi cep telefonu kullanan çocuklarda görülen davranış bozukluğu ise yüzde 80′e kadar yükseldi. Konuyla ilgili yapılan araştırmaların öncülerinden olan New York Mount Sinai Üniversitesi Profesörlerinden Sam Milham, ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada elde edilen araştırma sonuçlarının doğruluğunu savunarak Kanada’da radyasyon verilen hamile farelerde yapılan benzeri bir deneyde benzer sonuçların ortaya çıktığını söyledi

Hamilelikte Cep Telefonu Zararlı mı?

 


adminMart 3, 2019
hamile-kalmak-icin-en-uygun-zaman.jpg

4min1580

Hamile kalmak her bayan için aynı şekilde mümkün olmamaktadır. En uygun yumurtlama dönemi hesaplamak ve verimli günlerinizi bulmak gebe kalmak için en önemli detaydır. Verimli günlerinizi verimli kullanabildiğiniz zamanlarda gebe…

Hamile kalmak her bayan için aynı şekilde mümkün olmamaktadır. En uygun yumurtlama dönemi hesaplamak ve verimli günlerinizi bulmak gebe kalmak için en önemli detaydır. Verimli günlerinizi verimli kullanabildiğiniz zamanlarda gebe kalma ihtimaliniz oldukça yükselecektir. Bu hesap ise, regl dönemlerinizi biliyorsanız, hesaplama açısından çok kolaydır. Dönemimiz ne zaman başlıyor, kaç gün sürüyor, gecikme yaşıyor musunuz bu detayların hepsi işinizi kolaylaştıracak ve gebeliğinizi kesinleştirecektir.

Bu konu hakkında bir çok yazı yazılmış hesaplamalar yapılmıştır.

Hamile olmak için en uygun dönemi hesaplamak ise aslında oldukça kolaydır. Hamile kalmak için en uygun gün herkesin yapısına , beslenmesine ve yaşam tarzına göre elbetteki değişiklikler göstermektedir. Çiftler çocuk sahibi olmayı düşündükleri dönemde bu hesap ile ihtimalleri oldukça yükseltebilmektedir. Öyle ki yumurtlama dönemini hesaplayan bayanlar, en verimsiz zamanlarını da hesaplayarak bu yöntem ile korunmayı tercih bile etmektedir. Ancak bir çok yöntemde olduğu gibi bu yöntemde de riskler bulunmaktadır.

Hamilelik için en uygun dönem ise yumurtlama dönemidir. Bu dönem ise bayanların en son adet döneminden yaklaşık 14 günlük ileri bir tarihtedir. En son adet döneminizin üzerine 14 gün sayarak uygun döneminizi hesaplayabilirsiniz.

Eğer bu yöntemi kendiniz hesaplamak istemezseniz, eczanelerde satılan testlerden edinip bu şekilde de sonuca ulaşabilirsiniz.

OVULASYON (YUMURTLAMA) GÜNÜ NASIL ANLAŞILIR? :
Ovulasyon günü her kadına göre değişir. Bunu anlamak için bazal temperatür denen bir ölçüden yararlanılır.
Yumurtlama (Ovulasyon) bir sonraki adet kanamasının başlangıcından 14 gün önce gerçekleşir.
Adet siklusları 28 gün süren kadınlarda ovulasyon 14. gün de gerçekleşir.Adet siklusu 35 gün süren bir kadında ovulasyon ( 35 – 14 : 21 ) 21. günde gerçekleşirken , 25 gün süren bir kadında (25 – 14 : 11) 11. günde gerçekleşir.
Beden derecesi ile her sabah alınan beden ısısı devamlı olarak bir takvime kaydedilir. Beden ısısının hafif yükselme yaptığı gün (çoğunlukla adetin 15. ve 16. günlerine rastlar) kadının yumurtladığı gündür.

OVULASYONUN GERÇEKLEŞTİĞİ NASIL ANLAŞILIR ?
1 – Göğüslerde hassasiyet
2 – Karın bölgesi ve kasıklarda ağrı , rahatsızlık hissi
3 – Vaginal akıntıların artması
4 – Vücut sıvısının artması
Eczanelerde satılan ovulasyon belirleme testleri ile de ovulasyonun gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenebilir.

Hamile Kalmak İçin En Uygun Zaman

 


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

8min9740

Rinoplasti, yani estetik burun cerrahisi burnun yeniden şekillendirilmesi ameliyatıdır. Bu ameliyatla burnun mevcut yapısı ve yüz ile orantısına bakılarak, burnun boyutlarının küçültülmesi ya da büyültülmesi, ucunun inceltilmesi, yüksekliğinin artırılması veya…

Rinoplasti, yani estetik burun cerrahisi burnun yeniden şekillendirilmesi ameliyatıdır. Bu ameliyatla burnun mevcut yapısı ve yüz ile orantısına bakılarak, burnun boyutlarının küçültülmesi ya da büyültülmesi, ucunun inceltilmesi, yüksekliğinin artırılması veya azaltılması, burun-dudak açısı, burun-alın açısının değiştirilmesi gibi mevcut probleme yönelik işlemler yapılır.

Rinoplasti, burun şeklinin düzeltildiği bir girişim olmakla birlikte, burun içindeki kıkırdak ve kemik eğriliklerine (deviasyon) ya da burun etleri olarak bilinen konka hipertrofillerine bağlı nefes alma problemleri de aynı ameliyatta düzeltilebilmektedir.

Deviasyon bulunan hastalarda burun dış görünümünde de eğrilik ve şekil bozukluğu var ise nefes alma fonksiyonunun ve şekil bozukluğunun aynı operasyonda düzeltilmesi çok önemlidir. Çünkü ameliyatların farklı seanslarda yapılması başarı şansını düşürmektedir.

Burun estetiği estetik cerrahinin teknik olarak en özellikli ameliyatıdır. Bunun iki nedeni vardır. Binircisi burun yüzün tam ortasında en çok dikkat çeken organ olması nedeniyle küçük hatalar ve asimetriler bile göze çarpmaktadır. İkincisi ise burun nefes alma fonksiyonunu yapan bir organ olup burun kemiği, kıkırdakları ve burun için deri örtüsünün nefes alma fonksiyonunda önemli görevleri olmasıdır.

Buruna yeni bir şekil verirken bu oluşumların fonksiyonlarını bozmamak ve nefes alma fonksiyonunda bozukluk var ise bunu da düzeltmek gerekir. Bu nedenle burun estetiğinin diğer estetik cerrahi girişimlerinden biraz farklı olarak cerrahın bilgi, beceri ve deneyimine en çok bağlı bir operasyon olduğu söylenebilir.

Rinoplasti ameliyatından önce hasta, doktor görüşmesi son derece önemlidir. Hastanın beklentilerinin doktor tarafından bilinmesi, bu beklentilerin gerçekçi olup olmadığının anlaşılması ve beklentilerin ne kadarının karşılanacağının hastaya anlatılması gerekmektedir.

Dünyadaki tüm insanların burunları kemik, kıkırdak ve deri yapısı bakımından farklı özelliklere sahiptir. Dolayısıyla ameliyat sonrası oluşacak sonuçta her hastada farklı olacaktır. Burunun deri kıkırdak ve kemik özellikleri oluşacak sonuçta büyük rol oynar.

İnce derili, kıkırdak ve kemik şekillendirilmesi gerektiren burunlarda çok iyi sonuçlar elde edilebileceği gibi kalın ve yağlı burun ucu derisi olan zayıf kıkırdaklı burunlarda aynı derecede güzel sonuçlar elde edilemeyebilir.

Burun estetiğinde amaç yüzdeki diğer oluşumlarla uygun orantı ve büyüklüğe sahip iyi nefes alma fonksiyonu olan olan bir burun oluşturmaktır. Her burun estetik ameliyatı burunu küçültmek demek değildir.

Eğer burunun uzunluğu ve yüksekliği yüzün diğer oluşumlarıyla oransal olarak küçük ise bu oranı düzeltmek için kıkırdak ve kemik ilaveleri ile burnu büyütücü ve uzatıcı işlemler yapılabilir. Bize göre en güzel sonuçlar estetik ameliyat olduğu başkaları tarafından anlaşılmayan herhangi bir asimetrisi olmayan, yüz ile orantısı uyumlu ve naturel burunlardır.

Rinoplasti burun gelişimi tamamladıktan sonra yapılabilir. Bu sınır kabaca genç kızlarda 16-17 yaş, erkeklerde ise 17-18 yaş olarak verilebilir.

Rinoplasti genel anestezi ya da lokal anestezi ile yapılabilmekle birlikte, genel anesteziyi tercih etmekteyiz. Ameliyat burun delikleri içinde yapılan kesilerden yapıldığından ameliyat sonunda görünür bir yara izi kalmaz. Geniş burun kanatlarının daraltılması yapılan durumlarda ise burun kanadı kıvrımlarında kalacak şekilde  5-6 mm uzunluğunda kesiler olacaktır. Ancak bu izler tam kıvrım yerinde olduğundan dikkat çekmemektedir.

Rinoplasti ameliyatı ortalama iki saat sürmektedir. Operasyon sonrası burun üzerine termoplastik (sıcak suda eritilip, soğuyunca donan) bir kalıp uygulanmakta (Şekil-6) ve 6-7 gün boyunca tutulmaktadır.Biz rinoplasti ameliyatı sonrası burun içine tampon koymamaktayız. Böylece ameliyattan hemen sonra hasta burnundan nefes alabilmekte ve daha rahat bir ameliyat sonrası dönem geçirmektedir.

Ayrıca ameliyat esnasında burun derisi altına yapılan uzun etkili lokal anestezik sayesinde hastalar ameliyat sonrası hiç ağrı duymamaktadırlar. Ancak özellikle  gözaltlarında bir miktar şişme ve morluklar oluşmakta, ameliyatın ertesi günü en fazla olan şişlik ve morarmalar genellikle bir hafta içinde tamamen kaybolmaktadır. Burun estetiği sanılanın aksine ameliyat sonrası dönemi hasta için çok rahat geçen ağrısız bir ameliyattır.

7. gün sonunda burun üzerindeki plastik kalıp çıkarılır, bunun üzerine 3 ila 4 gün kağıt flaster yapıştırılır. 10 ila 11. gün hastaların pek çoğu, ameliyat oldukları anlaşılmayacak şekilde şişlikleri kaybolmuş olarak günlük aktivitelerine dönebilmektedir. Ancak büyük kemerli ve kalın kemikli burunlarda burun üzerindeki şişliklerin inmesi 3-4 haftayı bulabilmektedir. Hastalar fark etmemekle birlikte burun derisindeki ödem (şişlik ve sertlik) aylar içerisinde giderek azalır ve burun daha ince ve güzel görünüm alır.

Doç. Dr. Nazım Çerkeş

Burun estetiği (Rinoplasti)


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

11min8720

Saç Kaybı genetik, hormonal değişiklikler ve yaşlılık nedeniyle oluşan, hem kadınlarda hem de erkeklerde fiziksel ve buna bağlı olarak da psikolojik sorunlara sebep olan bir durumdur. Saç kaybı aynı zamanda…

Saç Kaybı genetik, hormonal değişiklikler ve yaşlılık nedeniyle oluşan, hem kadınlarda hem de erkeklerde fiziksel ve buna bağlı olarak da psikolojik sorunlara sebep olan bir durumdur. Saç kaybı aynı zamanda çeşitli dermatolojik hastalıklar, yanıklar ve travmatik sebeplerle de gerçekleşebilir.

Erkek tipi saç dökülmesi her toplumda oldukça sık görülen bir durum olmasına rağmen pek çok erkek ve kadın için önemli bir sorundur. Bu insanlar saçlarının dökülmesini önlemek, dökülen saçların yeniden çıkmasını sağlamak veya saç dökülmesinin sebep olduğu görüntüyü ortadan kaldırmak için bir çok yola başvurmaktadırlar.

Saç kökleri uzun bir gelişme dönemi ve bunun ardından gelen kısa bir dinlenme periyodundan oluşan bir döngü içindedirler. Dinlenme döneminde şaç teli köke bağlıdır ancak büyüme olmaz. Dinlenme dönemi sonunda ise saç teli düşer ve saç kökünden yeni bir tel gelişmeye başlar. Yaş ilerledikçe dinlenme döneminin süresi uzamaya başlar. Normalde gelişme dönemi (anajenfaz) 3-5 yıl kadar sürerken bunu takip eden dinlenme dönemi (telojenfaz) 1-2 haftalık geçiş dönemini (katajenfaz) takiben başlar ve 3-4 ay sürer.

Erkeklerde genellikle tepe ve alın kısmında saç kökü kaybı nedeniyle saçlarda seyreklik veya belirgin saçsızlık görülürken, ense bölgesinde iki kulak arasında kalan bölgede saç dökülmesi olmamaktadır. Bunun nedeni iki farklı saç kökünün bulunmasıdır. Alın ve tepe bölgesindeki birinci tip saç kökleri testosperon hormonuna duyarlıdır. Ve bu hormon etkisiyle saç kökleri zarar görmekte dolayısıyla saçlar dökülmektedir. İkinci tip saç kökleri ise testosteron homonuna duyarlı değildir. Ve bu sebeple dökülmezler. İşte saç ekimi işlemi; kafanın arka kısmında bulunan hormona duyarlı olmayan saç köklerinin alınarak, alın ve tepe bölgesindeki saçsız alanlara ekilmesidir. Bu şekilde ekilen saç kökleri hormona duyarlı olmadıklarından bir daha dökülmezler.

Estetik ve plastik cerrahideki son yıllardaki en önemli gelişmelerden biride mini ve mikrogreft transplantasyonu ile saç restorasyonudur. Bu teknik ile diğer yöntemlere göre çok daha doğal ve başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu yöntem ensenin üzerindeki bölgeden uzun elips şeklinde bir şaçlı derinin çıkartılarak bu deri şeridindeki kıl köklerinin 1 ila üçlü gruplara bölünmesi ve restore edilmesi istenen bölgeye teker teker nakledilmesi şeklinde özetlenebilir.

Operasyon lokal anestezi altında yapılmakta ve hastalar tarafından rahatlıkla tolare edilebilmektedir. Operasyon başlamadan önce saç ekiminin yapılacağı bölgeler işaretlenir. Bu çizimler yapılırken saç ekilecek bölgenin naturel saç çizgilerine uygun olması suni bir görünüm oluşturmaması bakımından çok önemlidir. Kafanın arkasında saçlı derinin alınacağı bölge hazırlanıp enjeksiyonlarla uyuşturulduktan sonra uzun elips şeklinde bir saçlı deri parçası çıkartılır. Bu şeridin uzunluğu ortalama 12-15 cm eni ise 3-4 cm dir. Saçlı deri alındıktan sonra bu bölge estetik bir dikiş yöntemi ile kapatılır. Oluşacak kesi izi saçların içinden kaldığından hiç bir zaman görünür olmayacaktı. Çıkartılan saçlı deri 2-3 kişilik bir ekip tarafından bistüri ile 1li, 2li, 3lü kıl kökü ihtiva eden küçük gruplara ayrılır. Bu işlem çok incelikli ve çabuk yapılması gereken bir işlemdir. Saçlar bölünürken kıl köklerine hasar vermemek gerekmektedir. Kıl köklerine hasar vermemek gerekmektedir. Kıl köklerinin kısa bir süre içinde bölünerek saçsı bölgeye nakledilmesi işlemin başarısı açısından önemli bir diğer faktördür. Bu nedenle saç ekimininde birkaç kişilik bir cerrahi ekiple çalışılmaktadır. Saçlar küçük gruplar halinde bölündükten sonra saçsız bölgeye ekme işlemine geçilir. Bu bölge lokal anestezilerle uyuşturulduktan sonra ince uçlu bir bistüri ile çok sayıda delik açılır. Hazırlanmış olan greftler (kıl kökleri) bu deliklerin içine tek tek yerleştirilir.

Daha naturel bir görünüm oluşturmak için ön kısımlara tek kıl kökü ihtiva eden greftler, daha gerideki bölgelere ise 2li ve 3lü kıl kökleri ihtiva eden greftler yerleştirilir.

İşlem tamamlandıktan hemen sonra hasta evine dönebilir.48 saat boyunca sac yıkanmaz. Bu süre sonunda ekim yapılan bölge ve diğer saçlı bölgeler özel bir solüsyonla yıkanır ve bu işlem hergün tekrar edilir. Saç ekim işlemi günlük aktiviteyi kısıtlamayan bir işlemdir. Saç ekim işleminde mevcut saçlar kesilmemektedir. Hasta ekim yapılan bölgeye temas etmeyecek bol bir şapka takarak işine dönebilmektedir. Uygulamadan 48 saat sonra alın ve göz üstlerinde şişlik ve morluklar oluşabilmekle birlikte bu durum birkaç gün içinde kaybolmaktadır. Nakledilen saçlar bir süre sonra dökülürler ve yeniden çıkmaya başlamaları 2,5 -3 ay gibi bir süre almaktadır.

Mini mikrogreft transplantasyonunda elde edilecek sonuçlar cerrahi faktörlere bağlı olduğu gibi hastanın mevcut saç durumu ile de çok ilgilidir. Ensenin üzerindeki bölgeden alınan kıl kökü sayısı kişinin bu bölgedeki saçlarının sıklığına bağlı olarak 1500 ila 3500 arsında değişiklik gösterir. Bu saçlar bir ila üçlü gruplar halinde 1000-1500 grefte ayrılarak nakledilmektedir. Verici bölgedeki saçların sıklılığı önemli bir faktör olmakla birlikte daha önemli bir faktör kişinin ön kısımdaki açıklığının derecesidir. Açık alanı az olan kişilerde bu kıl kökleri daha sık yerleştirilebilmekte ve daha başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Açık alanı fazla olanlarda 8 ay – 1 yıl gibi bir süre sonra tekrar saç ekimi yapılarak daha sık bir görünüm elde edilebilir.

Arka kısımlarda geniş açıklığı olan kişilerde uygulanabilen bir diğer yöntem ise arka kısımlardaki saçsız derinin bir kısmının elips yada mercedes şeklinde deri çıkartmaları ile küçültülmesidir (scalp reduction) bu işlem saç ekiminden birkaç ay önce yapılan bir operasyondur ve uygun hastalarda çok yararlı sonuçlar vermektedir.

Saçsız alanın açıklığı azaltıldığından yapılacak saç ekimlerinde daha sık ve başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Saç ekiminden yaklaşık 3 ay sonra çıkmaya başlayan saçlar orjinal yerlerindeki büyüme hızıyla yani yarlerinde uzamaya başlarlar. Bu saçların genetik kodları ve özellikleri farklı olduğundan bunlarda dökülme meydana gelmemektedir. Ancak saç ekiminde nakledilebilecek kıl kökü sayısının sınırlı olması nedeniyle görüntüde saçsız alan kapatılmakla birlikte hiç bir zaman çok sık bir saç oluşmayacağı bilinmelidir. Saç ekimi tüm pratikliğine rağmen bir cerrahi müdahale olması nedeniyle gerekli tıbbi şartların sağlandığı ortamlarda uzman doktorlar tarafından yapılması gereken bir işlemdir.

Saç ekimi (Mini-mikrogreft transplantasyonu)


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

7min8890

Meme büyütme operasyonu meme dokusu altına yerleştirilen meme protezleri ile meme hacminin artırılmasıdır. Bu girişim yapısal olarak küçük memeler için ya da doğumdan sonra küçülmüş ve içi boşalmış memeler için…

Meme büyütme operasyonu meme dokusu altına yerleştirilen meme protezleri ile meme hacminin artırılmasıdır. Bu girişim yapısal olarak küçük memeler için ya da doğumdan sonra küçülmüş ve içi boşalmış memeler için uygulanabilir. Küçüklüğü yanında eğer memelerde sarkma mevcut ise bu işlem mastopeksi (meme dikleştirme) ile kombine edilebilir.

Memedeki sarkma sonucu eğer meme ucu meme altındaki kıvrımın altına inmiş ise sadece meme protezi konulması bu sarkmayı önleyemeyeceğinden birlikte meme dikleştirici girişimlerin de yapılması gerekir.

Meme büyütme operasyonlarında silikon meme protezleri kullanılmaktadır. Bunların içi jöle kıvamında silikon olanları ve içi tuzlu su ile doldurulabilen tipleri mevcuttur. Her iki tip protezin de dış kabukları aynı silikon materyalden oluşmaktadır. Ayrıca protezlerin round (yuvarlak) ve naturel (gözyaşı damlası şeklinde) tipleri de mevcuttur. Son yıllarda jel protezlerin “Cohesive” jel tipleri üretilmiş ve kullanılmaktadır. Bu protezlerde dış kabuk yırtılsa bile jel silikon dağılmamakta ve şeklini muhafaza etmektedir.

Meme büyütme operasyonlarında meme protezleri 3 farklı giriş yerinden yerleştirilebilir. Meme altı kıvrımlarından yapılan 4-5 cm’lik kesi ile, meme ucundan yapılan kesi ile ya da koltuk altından yapılan kesi ile protez yerleştirilebilir. Yapılacak kesinin yeri cerrahın tercihine, hastanın isteklerine ve kullanılacak protezin tipine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Silikon meme protezleri yapılan kesi yoluyla meme dokusunun altına ya da  meme altında bulunan göğüs duvarı kasının (pektoralis majör) altında hazırlanan bir boşluğa yerleştirilebilir.

Kas altına yerleştirme ameliyat sonrası dönemde bir miktar ağrılı olmakla birlikte ameliyat sonrası oluşabilecek problemlerin daha az olması ve daha naturel sonuçlar elde edilmesi bakımından daha avantajlı olduğundan biz hastalarımızın çoğunda bu yöntemi tercih etmekteyiz.Kişiden kişiye değişebilmekle birlikte sarkması olmayan küçük memeli kişilerde protez olarak tercihimiz ise genellikle içi jel silikon doku gözyaşı damlası şekline (naturel tip) protezler olmaktadır. İçi jel doku protezlerde uzun dönemde memenin yumuşaklığının  su dolu protezlere göre naturel olduğu görüşündeyiz.

Meme protezinin büyüklüğüne, dolayısıyla oluşacak memenin büyüklüğüne karar verirken hastanın istekleri de göz önüne alınmakla birlikte göğüs duvarının yapısı ve genişliği en önemli belirleyici faktörlerdir. Bunun için göğüs duvarında memelerin olması gereken bölgenin çapı ölçülerek, bu çapa uygun protezler seçilmelidir. Bu çaptan daha büyük çaplı protezler üstte ve yanlarda taşmalara neden olacak ve tabii bir sonuç elde edilemeyecektir. Unutulmamalıdır ki en güzel sonuçlar ameliyat olduğu belli olmayan tabii sonuçlardır.

Göğüs büyütme ameliyatları ortalama 1.5-2 saat sürer. Ameliyat genel anestezi altında yapılmakta ve birkaç saat sonra ya da ertesi gün hasta taburcu edilebilmektedir. Ameliyat sonrası kol hareketleri ile ortaya çıkan ağrı için ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalar genellikle birkaç gün içinde işlerine dönebilmekle birlikte  3 hafta süreyle ağır şeyler kaldırmaması ve kollarını yukarıya kaldırmaması önerilmektedir. Yüzme , tenis gibi sporlara ise altıncı haftadan itibaren başlanabilir. Ameliyat sonrası memelerde oluşan sertlikler birkaç hafta içerisinde kaybolur ve memeler tabii yumuşak kıvamına ulaşır.

Meme protez ameliyatlarının en önemli komplikasyonu kapsül kontaktürü denilen durumdur. Kapsül kontaktürü protez etrafında vücudun oluşturduğu destek dokusunun memenin şeklini bozması aşırı sert bir kıvamda ele gelmesidir. Bu ihtimal bazı faktörlere dikkat edilerek en aza indirilebilir. Uygun büyüklükte protez konulması, protezin kas altına yerleştirilmesi, ameliyatta temiz ve kansız çalışma kapsül kontaktürü ihtimalini azaltacaktır. Bütün bunlara rağmen çok küçük bir yüzdede (%1-2) ciddi düzeyde kapsül kontaktürü gelişebilir. Bu durumda ikinci bir ameliyatla oluşan sert kapsül çıkartılıp aynı protezler tekrar yerleştirilir. Günümüz teknolojisinde meme protezlerinin patlaması ya da yırtılması hemen hemen hiç rastlanmayan durumdur. Bu durum olsa bile dağılmayan jel protezler (cohesive jel) kullanıldığından hasta için herhangi bir problem oluşmamaktadır.

Meme protezleri çok uzun yıllar kullanılabilir. Herhangi bir problem oluşmadıkça değiştirilmeleri gerekmemektedir.

Meme büyütme operasyonu


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

7min6080

Liposuction vücutta belli bölgelerde toplanan yağların vakum yardımı ile ince kanüller (metal borular) kullanılarak alınması yöntemidir. Bu girişim ile vücudun diğer bölgelerine göre daha fazla yağ toplanması olan yerlerden yağlar…

Liposuction vücutta belli bölgelerde toplanan yağların vakum yardımı ile ince kanüller (metal borular) kullanılarak alınması yöntemidir. Bu girişim ile vücudun diğer bölgelerine göre daha fazla yağ toplanması olan yerlerden yağlar alınarak vücuda daha orantılı bir şekil kazandırılmaktadır. Bu işlem göbek, kalça (basenler), bacaklar, diz, bel yanları, sırt bölgesi, ayak bilekleri, kollar ve çene altı gibi bölgelerde özellikle uygulama alanı bulmaktadır.

Yağların uzaklaştırılarak vücuda yeni şekil vermek amacıyla günümüzde bilimsel olarak kabul edilmiş komplikasyonları en az olan tek yöntem, yağların vakum yardımı ile emilmesi yani bilimsel adı ile liposuction yöntemidir. Bu işleme tıbbi literatürde body sculpting, body contouring, suction lipectomy gibi isimler de verilmektedir.

Liposuction işlemi büyük enjektörlerle veya vakum cihazı kullanılarak yapılabilir. Her iki durumda da vücut bölgesine göre değişmek üzere 2, 3 ve 4 mm çaplı kanüller kullanılır.

1970’li yıllardan beri liposuction, plastik cerrahide uygulanmaktadır. Daha önceki yıllarda daha kalın çaplı kanüller kullanılır idi. Son yıllarda bu yöntemdeki en önemli gelişme ıslak teknik denilen tekniğin uygulanması ve daha küçük çaplı borular kullanılmasıdır. Yağ emilecek bölgeler içine lokal anestezik ve kanamayı azaltan ilaçların (adrenalin) bulunduğu serumlar enjekte edilmekte ve bu bölgelerden yağlar daha kolay ve kansız şekilde çekilebilmektedir. Küçük çaplı kanüller kullanılması ameliyat sonrası oluşabilecek düzensizliklerin ihtimalini en aza indirmektedir.

Liposuction bir zayıflama yöntemi değildir. İdeal olarak kilosu normal ya da normalden biraz fazla olan ancak vücudun belli bölgelerinde diğer bölgelerden daha fazla yağ toplanması olan kişiler için uygulanmaktadır. Özellikle bayanlarda kalça, basen, uyluk (üst bacak), karın ve bel bölgelerinde diğer bölgelere göre daha fazla yağ toplanması görülmektedir. Bu işlem ile bu bölgeler inceltilerek diğer bölgeler ile orantısı dengelenmektedir. Liposuction ile vücut şekillendirilmesinde yağ toplanmalarının olduğu tüm bölgeler değerlendirilerek aynı seansta yağların alınması başarılı bir sonuç açısından çok önemlidir.

Liposuction ameliyatı yağ alınacak bölge uyuşturularak lokal anestezi altında veya genel anestezi altında yapılabilir. Biz çok geniş alanlarda çalışma gerekmediği durumlarda lokal anestezi ile desteklenmiş sedasyon anestezisini tercih etmekteyiz. Lokal anestezi ile desteklenmiş sedasyon anestezisiyle yapılan girişimlerde de anestezist doktor ameliyatta bulunmakta ve hastayı yatıştırıcı birtakım ilaçlar ile rahatlatmakta ve ağrı duyması muhtemel evrelerinde kısa süreli olarak uyutmaktadır.

Liposuction işlemi sadece kanüllerin gireceği 3-4 mm uzunluğunda kesiler yolu ile yapıldığından ameliyat sonrası herhangi bir kesi izi göze çarpmamaktadır. Ameliyat sonrası dönemde girişim yapılan bölgeye elastik korseler giydirilmektedir. Böylece derinin yeni yerine daha pürüzsüz şekilde adapte olması sağlanmaktadır. Bu korselerin ortalama 2-3 hafta boyunca giyilmesi tavsiye edilmektedir. Liposuction hasta açısından ameliyat sonrası çok rahat geçen bir girişimdir. Liposuction işlemlerinden sonra hasta genellikle birkaç saat içinde evine yollanmakta ve bir iki gün içinde işine ve günlük aktivitelerine geri dönebilmektedir.

Ameliyat sonrası oluşabilecek hafif ağrılar ağrı kesiciler ile kontrol edilebilir. Liposuction girişiminden sonra yağ alınan bölgelerde ödem ve morluklar oluşacaktır. Morlukların geçmesi 3-4 haftayı, şişliklerin tam olarak inmesi ve kesin sonucun ortaya çıkması da 6-8 haftayı bulabilmektedir.

Liposuctiondan sonra hastaya fiziksel egzersizler ve işlemin yapıldığı bölgelere LPG uygulamaları önerilmektedir. Bu şekilde ödemlerin daha çabuk geçmesi ve derideki dalgalanma ihtimalinin daha az olması sağlanmaktadır.

Liposuction işleminde en önemli komplikasyon yağ alınan bölgede dalgalanmalar (ondülasyon) ve birtakım göçük noktaların oluşmasıdır. Yağ alınan bölgeden normalden fazla yağ alınması veya düzensiz olarak yağ alınması bu sonucu doğuracağı gibi deri elastikiyeti iyi olmayan kişilerde de bu durum ortaya çıkabilir. Ortaya çıkan bu problemlerin düzeltilmesi oldukça güçtüır. Bu nedenle bu işlemin deneyimli ellerde uzman kişiler tarafından yapılması çok önemlidir.

Liposuction, sellülit denilen derideki düzensizlikleri azaltabilmekle birlikte tamamen ortadan kaldırmayacağı bilinmelidir. Deri elastikiyeti iyi olan genç hastalarda daha iyi estetik sonuçlar elde edilmektedir. Liposuction yapılan bölge yağ hücrelerinin sayısı azaltıldığından, kişi bundan sonraki yaşamında kilo aldığında özellikle bu bölgelerde yağ toplanması olmamaktadır.

Liposuction işlemi uygun hastalar seçildiğinde deneyimli ellerde yapılırsa çok başarılı sonuçlar veren bir girişimdir. Ancak uygunsuz bir girişimle belli bölgelerden aşırı yağ alınmasına bağlı oluşan deformitelerin geriye dönüşünün oldukça güç olduğu akıldan çıkartılmamalıdır.

Liposuction (vücuttan yağ aldırma)


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

3min5450

AB ülkelerinde nüfus verileri alarm veriyor. Son 25 yılda Avrupa’daki gençlerin sayısı 23 milyon azaldı. 65 yaş üzerindekileri ise, çocukların sayısını aşıyor. Her 30 saniyede bir evliliğin sona erdiği Avrupa’da…

AB ülkelerinde nüfus verileri alarm veriyor. Son 25 yılda Avrupa’daki gençlerin sayısı 23 milyon azaldı. 65 yaş üzerindekileri ise, çocukların sayısını aşıyor. Her 30 saniyede bir evliliğin sona erdiği Avrupa’da her 25 saniye bir kürtaj oluyor.

İspanya’da faaliyet gösteren Aile Politikaları Enstitüsü’nce tarafından açıklanan 2007 Avrupa’daki Aileler Gelişmesi konulu raporuna göre, doğumların önemli ölçüde azaldığı Avrupa Birliği’nde 2025 yılından sonra nüfus kaybetmeye başlayacak.

İspanyol basınına göre, resmi verilere dayanan ve “Avrupa artık yaşlı olduğunu gösteren raporun bulguları bazıları şöyle:

– AB’deki de nüfus artışının tümüne yakın bölümü göçten kaynaklanıyor.

– 1980 yılında yüzde 22.1 olan 14 yaş altındaki çocuklarının toplam nüfustaki payı yüzde 16.2’ye indi.

– Son 25 yılda Avrupa’daki gençlerin sayısı 23 milyon azaldı. 65 yaşı üzerindekiler, 14 yaş altındaki çocukların sayısını aşıyor.

– 2006 yılında AB ülkelerinde 5.1 milyon bebek doğdu. Bu rakam, 1982 yılına göre, bir milyon azdır.

– Avrupa’da her 25 saniye bir kürtaj oluyor. Yılda bir milyon 200 binden fazla kürtaj gerçekleştiriliyor.

– AB’deki evliliklerin sayısı giderek düşüyor. 1980-2005 döneminde nüfusun 33.8 milyon artmasına karşın evliliklerin sayısı 692 binden fazla azaldı.

– Her 30 saniye bir evlilik sona eriyor. Boşanmaların sayısı, yılda bir milyonu aşıyor.

– Mevcut 13.5 milyon boşanmalardan etkilenen çocuk sayısı 21 milyonu buldu.

Her 30 saniyede bir evlilik bitiyor