admin

adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min5380

Kenya’da araştırmacılar, sıtma hastalığını yayan sivrisineklerle mücadelede kullanılabilecek yeni bir silahı keşfettiklerini açıkladı. Bu silah, daha çok ülkeye özgü bir balık olan Nil tilapiası. Nil tilapiası, (Bir tür tatlı su…

Kenya’da araştırmacılar, sıtma hastalığını yayan sivrisineklerle mücadelede kullanılabilecek yeni bir silahı keşfettiklerini açıkladı. Bu silah, daha çok ülkeye özgü bir balık olan Nil tilapiası. Nil tilapiası, (Bir tür tatlı su çipurası) bugüne dek Kenya’da daha çok akşam yemeklerinde tüketilen bir balıktı. Şimdi ise sivrisineklerle mücadelenin temel aracına dönüşeceği benzer.

Kenya’da araştırmacılar, ülkenin batısında deneme amaçlı olarak bazı bölgelere bırakılan söz konusu balıkların, sivrisineklerin oranını yüzde 94 azalttığını söyledi.

Sivrisineklerin böcek ilaçlarına karşı dirençlerinin arttığı gözlenen bir dönemde, Kenya’da yapılan araştırmanın çok önemli sonuçları olacağı belirtiliyor.

Nil tilapiasının sivrisinek tüketmekten hoşlandıkları bilimsel olarak 1917’den bu yana bilinen bir gerçek. Ancak balıkların sıtmaya karşı mücadelede önemli bir araç olarak kullanılması daha önce gündeme gelmemişti.

Dünyada her yıl 300 milyon kişi sıtma hastalığına yakalanıyor, hastalığın yine her yıl bir milyon kişinin ölümüne yol açıyor. Sıtma hastalığı yüzde 90 oranında Afrika kıtasının bazı bölgelerinde görülüyor. Kıtada her 30 saniyede bir çocuk sıtma hastalığı yüzünden yaşamını yitiriyor.

Sıtma yayan sivrisineklere karşı yeni silah


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min5240

Dişleri fırçalamanın kalp hastalığına yakalanma riskini azaltabileceği bildirildi. İrlanda’nın başkenti Dublin’de düzenlenen Genel Mikrobiyoloji Derneği’nin toplantısında, Bristol Üniversitesinden Prof. Howard Jenkinson, kalp hastalıklarının sigara kullanımı, kolesterol seviyesinin yüksek olması ve…

Dişleri fırçalamanın kalp hastalığına yakalanma riskini azaltabileceği bildirildi. İrlanda’nın başkenti Dublin’de düzenlenen Genel Mikrobiyoloji Derneği’nin toplantısında, Bristol Üniversitesinden Prof. Howard Jenkinson, kalp hastalıklarının sigara kullanımı, kolesterol seviyesinin yüksek olması ve aşırı kiloya bağlı olduğuna ilişkin bilgileri bir yana koyarak, diş temizliğinin kalbi sanıldığından fazla etkilediğini belirtti.

Jenkinson, dişlerin düzenli fırçalanmamasının dişeti kanamalarına, bunun da ağızdaki yüzlerce bakterinin kan damarlarına girmesine neden olduğunu söyledi.

Diş fırçalamak kalp hastalıklarını engelliyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

4min5660

Uzmanların geliştirdiği 0-3-5-14-190-115-0 formülüyle kalp rahatsızlıklarında büyük oranda azalma olacak. Yılda yaklaşık 300 bin kişinin kalp krizi geçirdiği Almanya’da yayınlanan Bild gazetesinde yer alan araştırmanın sonuçlarına göre, genelde ağır kalp…

Uzmanların geliştirdiği 0-3-5-14-190-115-0 formülüyle kalp rahatsızlıklarında büyük oranda azalma olacak. Yılda yaklaşık 300 bin kişinin kalp krizi geçirdiği Almanya’da yayınlanan Bild gazetesinde yer alan araştırmanın sonuçlarına göre, genelde ağır kalp rahatsızlıklarına yol açan şey genetik özellikler değil; etkileri kontrol altında tutulabilir olan 5 faktör.

Bunlar da, yüksek tansiyon, yüksek ‘kötü’ kolesterol, düşük ‘iyi’ kolesterol, sigara içmek ve şeker hastalığı şeklinde sıralanıyor.

Toulouse Üniversite Hastanesi’nden Dr. Vanina Bongard, bu faktörlerin önlenmesiyle, kalp rahatsızlıklarında azalma yaşanacağını belirtiyor.

Uzmanların çözümü ise 0-3-5-14-190-115-0 formülü.
Kardiyoloji uzmanlarına göre, yüksek kan basıncı, yüksek LDL (kötü kolesterol), düşük iyi kolesterol, sigara ve diyabet, kalp krizi riskini yüzde 74 oranında artırıyor. Formülün oluşmasında bu faktörlerin dikkate alındığını vurgulayan Prof. Dr. Karl Heinz Kuck, rakamların neyi ifade ettiğini ise şöyle açıkladı:

– 0: Sigara kullanmamayı simgeliyor. Sigaranın kalp krizi riskini yüzde 12 artırdığı belirtiliyor.

– 3: Günde 3 kilometre yürüyüş ya da 30 kilometre bisiklet kullanma anlamına geliyor.

– 5: Günde 5 öğün meyve ya da sebze tüketmenin gerekliliğine dikkat çekiyor.

– 140: İdeal yüksek tansiyonu ifade ediyor. Yüksek tansiyon, kalp krizi riskini yüzde 30 artırıyor. Şeker ve böbrek rahatsızlığı olanların tansiyonunun 130 olması gerekiyor.

– 5: Toplam kolesterol miktarı. Toplam kolesterol miktarı, litre başına 5 mmol’un altında olmalı.

– 3: LDL kolesterol (kötü kolesterol) seviyesi. Litre başına kötü kolesterol miktarı 3 mmol’u geçmemeli.

– 0: Şişmanlığı gösteriyor. Bir kilo bile fazla kilo olmamasına dikkat edilmesi gerekiyor.

Formüle uyanların kalp krizi riskini minimuma düşürdüğünü kaydeden Kuck, stresten uzak yaşamanın ve fazla alkol tüketmemenin de riski ciddi oranda azalttığına dikkat çekti.

Stres tetikliyor
Hamburg’daki Asklepiosklinik St. George hastanesinden Baş Kardiyolog Prof. Dr. Karl- Heinz Kuck’a göre, 5 hedefe ulaşabilmek için en önemli kural, detayların önemini kavramak.

Kalp sağlığınız için 7 altın kural


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min3560

Aşırı soğukların başta yaşlılar ve çocuklar olmak üzere sağlığı olumsuz etkilediği, soğuk havada ağır iş yapmanın kalp krizini tetiklediği açıklandı. Kayseri SSK Bölge Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hasan Vural, şunları…

Aşırı soğukların başta yaşlılar ve çocuklar olmak üzere sağlığı olumsuz etkilediği, soğuk havada ağır iş yapmanın kalp krizini tetiklediği açıklandı.

Kayseri SSK Bölge Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hasan Vural, şunları söyledi:

“Kalp hastalığı ya da yüksek tansiyonunuz varsa, soğuk havada dışarıda ağır işler yapmayın.

Soğuk havalar kalbe ekstradan yük bindireceği için kalp krizi riskini tetikler.

Rüzgârın hızı arttıkça, vücudun ısı kaybı da hızlanır. Havaların soğumasıyla birlikte, kalp rahatsızlıkları 2 kat arttı.

Kalp krizi nedeniyle hastanemize yapılan başvurularda da artış var.

Yaşlı kişilerde, vücudun hava sıcaklığına uyum gösterme yeteneği azalıyor. Bu nedenle, yaşlıların aşırı soğuklardan ve aşırı sıcaklardan korunması gerekir.”

Soğuk havalar kalp düşmanı


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min3330

ABD’de, Arkansas Tıp Bilimleri Üniversitesi uzmanları, yaşları 29-97 arasında değişen ve 4 ile 6 ay önce kalp krizi geçirmiş 515 kadına, krizden önce hissetmiş olmaları muhtemel 70 farklı belirtiyi içeren…

ABD’de, Arkansas Tıp Bilimleri Üniversitesi uzmanları, yaşları 29-97 arasında değişen ve 4 ile 6 ay önce kalp krizi geçirmiş 515 kadına, krizden önce hissetmiş olmaları muhtemel 70 farklı belirtiyi içeren bir liste verdiler. Kadınların yüzde 95’inin, krizden önceki bir aydan fazla süre içinde farklı belirtiler hissettikleri anlaşıldı.

Belirtilerin üst sırasında, yüzde 71’lik oranla ‘sebebi açıklanamayan yorgunluk’ yer aldı. Uyku bozukluklarının yüzde 48’le 2. sırada yer alırken, nefes darlığı yüzde 42; hazımsızlık yüzde 39 ve korku-gerilim yüzde 35 olarak gösterildi.

Aşırı yorgunluk kalp krizi habercisi


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

3min1900

Çoğu kez stres, aşırı kahve içimi veya alkol dozunun aşılması gibi gerekçelere dayandırılan ritim bozuklukları, kalp hastalıklarının habercisi olabilir. Kalp ve damar hastalıkları, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ölüm…

Çoğu kez stres, aşırı kahve içimi veya alkol dozunun aşılması gibi gerekçelere dayandırılan ritim bozuklukları, kalp hastalıklarının habercisi olabilir. Kalp ve damar hastalıkları, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ölüm nedeni. Türkiye’de her 2 kişiden 1’i kalp ve damar hastalıkları yüzünden sevdiklerini erken terk ediyor.

Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Metin Gürbüz, insanların, ‘Sinüs ritmi’ denilen bir atım ritmiyle doğduklarını, bu ritmin dakikada 60 ile 100 arasında olduğunu söyledi.

Kalp atımlarının düzensiz olması halinde ortaya ritim bozukluklarının çıktığını dile getiren Gürbüz; “Bu, ciddi bir problemdir. Farklı düzeylerde ritim bozuklukları vardır. Bunlardan en sık görüleni de insanlarda ‘artriyal fibrilasyon’ dediğimiz kalp kulakçıklarının düzensiz atması nedeni ile ortaya çıkandır.

Türkiye’de yaklaşık yüzde 3 oranında görülüyor ki bu ciddi rakamdır. Bir kişiye kalp ritim değişikliği tanısı konulursa, hiç vakit kaybetmeden tedavi yoluna gidilmelidir. Çünkü kalp ritim bozukluğunun en önemli riski, inme denilen hastalık. Kalp atımları düzensiz olduğu takdirde kalp içerisinde kan akımının normal boşalması sağlanamadığından kan akımında tıp dilinde ‘staz’ diye adlandırılan bir durağanlık oluşuyor. Bu da pıhtılaşmayı artırıyor. Pıhtılaşma artınca da inme riski o oranda artıyor.” dedi.

Kalp krizi ya da inme için birden fazla risk faktörüne sahip kişilerin, yaşam tarzında risk düzeyinizi azaltacak değişiklikler yapmak zorunda olduğunu kaydeden Uzman Dr. Metin Gürbüz; sigara, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, beslenme tarzı ve fiziksel aktivitenin riski artırdığını belirtti.

Kalbinizdeki ritim bozukluklarını dikkate alın


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

3min2080

Vücudumuza kan pompalamakla sorumlu yaşamsal bir organımız olan kalbimiz; dokulara oksijen ve besin taşıyarak, vücudun işlevlerini sürdürebilmesini sağlar. Karbondioksit gibi atık ürünleri de uzaklaştıran kalbimiz, her gün yaklaşık 100 bin…

Vücudumuza kan pompalamakla sorumlu yaşamsal bir organımız olan kalbimiz; dokulara oksijen ve besin taşıyarak, vücudun işlevlerini sürdürebilmesini sağlar. Karbondioksit gibi atık ürünleri de uzaklaştıran kalbimiz, her gün yaklaşık 100 bin kez çarpar! Tüm bu işleri gerçekleştirebilmek için, kalbimizin oksijen ve besine ihtiyacı vardır.

Kalbimizi çevreleyen damarlar olan koroner arterler, kalp kaslarına oksijen ve besin iletimini sağlar. Tüm dünyada her 3 ölümden 1’inin sebebi olan kalp hastalıkları, çok yaygın bir tehdit oluşturmaktadır. En yaygın kalp hastalığı, koroner kalp hastalığıdır.

Göğüs ağrıları olursa önemseyin
Koroner, arterlerin iç çeperlerinde biriken yağ zerrecikleri (kolesterol) sebebiyle meydana gelir. Bu yağ tabakası yıllar boyunca biriktikçe, arter çapları giderek daralır ve kan akışının yavaşlamasına veya hatta tamamen durmasına sebep olur. Kan akışı sınırlandırıldığında, göğüs ağrıları ortaya çıkabilir. Kan akışı ciddi ölçüde azaldığında veya tamamen kesildiğinde, kalp krizi meydana gelebilir. Herkes kalp hastalıklarına yakalanabilir, fakat riski artıran birçok faktör (risk faktörleri) bulunmaktadır. Sigara, hareketsizlik, sağlıksız beslenme, stres, yüksek kolesterol düzeyleri, fazla kilolar, şeker hastalığı, yaş, cinsiyet ve genetik faktörler, kalp hastalığına yakalanma riskini artırabilir.

Riskler kontrol edilmeli
Sahip olduğunuz risk faktörleri arttıkça, kalp hastalığına yakalanma riskiniz de o oranda artacaktır. Risk faktörlerinden bazıları, örneğin artan yaş değiştirilemeyecekken, birçoğuna ise müdahale edilebilir. Bu faktörlerden çoğunu, mümkün olduğu kadar kontrol altına alabilmek gerekmektedir. Kalp hastalığı eğiliminizi, sahip olduğunuz risk faktörlerini azaltarak önemli ölçüde düşürebilirsiniz. Kalbinize iyi bakmak sadece yaşamınızı uzatmakla kalmayacak, ayrıca genel anlamda sağlığınızı da iyileştirecektir.

Kalp krizi riskinizi azaltmak elimizde


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min2110

İsveç’te yapılan bir araştırmaya göre, fazla kahve içmek, çok sayıda kadında göğüs ölçüsünün küçülmesine neden olabiliyor. İsveç’te yayımlanan The Local gazetesinin haberine göre, ülkenin güneyindeki Lund Üniversitesi’nden Onkolog Helena Jernstrom,…

İsveç’te yapılan bir araştırmaya göre, fazla kahve içmek, çok sayıda kadında göğüs ölçüsünün küçülmesine neden olabiliyor. İsveç’te yayımlanan The Local gazetesinin haberine göre, ülkenin güneyindeki Lund Üniversitesi’nden Onkolog Helena Jernstrom, kahve içmenin göğüs ölçüsüne önemli etkisi olabileceğini belirterek, bu etkinin kadınların yaklaşık yarısında bulunan bir genin sonucu olduğunu kaydetti.

Günde en az 3 fincan kahvenin kanser riskini azalttığını hatırlatan Jernstrom, büyük göğüslü kadınlarda daha fazla meme kanseri teşhisi konulduğu teorisi üzerine bu araştırmayı yaptığını belirtti. Jernstrom, kahve tüketimiyle göğüs büyüklüğü arasında doğrudan bağlantı olup olmadığına baktığını ve bu bağlantıyı bulduğunu söyledi.

Jernstrom ve ekibinin 270 kadın üzerinde yaptığı araştırma, British Journal of Cancer dergisinde yayımlandı.

Çok kahve içenlerin göğüsleri küçülüyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

6min1990

Amerikalı 9 doktor Türkiye’de ağrısız normal doğum için sezaryene karşı kampanya başlattı. Kibele adlı sivil toplum örgütü, yüzde 90 oranla sezaryeni tercih eden Türk anne adaylarına ağrısız doğum yöntemini tanıtmak…

Amerikalı 9 doktor Türkiye’de ağrısız normal doğum için sezaryene karşı kampanya başlattı. Kibele adlı sivil toplum örgütü, yüzde 90 oranla sezaryeni tercih eden Türk anne adaylarına ağrısız doğum yöntemini tanıtmak için Türkiye’ye gelip, gönüllü olarak çalışmaya başladı.

ABD’deki Wake Forest Üniversitesi anestezi uzmanlarından Dr. Medge Owen, tıp deyimiyle epidural analjeziyi yani ağrısız doğum yöntemiin özelliğini şöyle özetliyor:
“42 yaşındayım ve iki çocuk annesiyim. Çocuklarımı sezaryenle değil, ağrısız doğum yöntemiyle dünyaya getirdim. Böylece doğumlarına tanık olduğum gibi, dünyaya geldikleri ilk dakikalarda onlarla göz göze gelme şansını yakaladım. Şimdi de dünyadaki tüm kadınların bu güzel duyguyu yaşaması için çalışıyorum.”

Dünya tıp literatürüne göre sezaryenle yapılan doğumlarda annelerin ölüm oranının yüksek olduğunu söyleyen Dr. Owen, ABD ve İngiltere’deki doğumların yüzde 70’inin epidural analjeziyle yapıldığını söyleyerek, Türkiye’de bu oranın sadece yüzde 10’da kaldığını belirtiyor.

Gönüllü çalışıyorlar

ABD’de kurduğu ‘Kibele’ adlı sivil toplum örgütü aracılığıyla çalışmalara başlayan Dr. Owen, kendi gibi hekim olan sekiz arkadaşıyla birlikte Türk doktorlarına epidural analjeziyi anlatmak istiyor. İki hafta süresince Türk hekimlere yardım ederek, kadınların ‘doğal doğum’u tercih etmesini sağlamaya çalışacak olan Kibele grubu, İngiliz, İrlanda, Kanada ve ABD’li uzmanlardan oluşuyor. Toplam 20 bin dolara mal olan bu çalışmaya Wake Forest Üniversitesi, Dünya Anestezi Uzmanları Federasyonu gibi onlarca kuruluş mali destek veriyor.

Okmeydanı pilot bölge

Okmeydanı SSK Hastanesi’ni pilot bölge olarak seçen Kibele, burada New England Medical’den Jessica Wolin ve Uzman Dr. Emine Özyuvacı ile birlikte çalışıyor. Wolin, hastanedeki doktorların bu yöntemi uygulamak için istekli olduklarını söylüyor. Amaçlarının uzun vadede ağrısız doğum yönteminin daha çok kadın tarafından tercih edilmesini sağlamak olduğunu belirten Wolin; yöntemin tek yan etkisinin kısa süren baş ağrısı olduğunu kaydediyor.

Kimler ağrısız doğum yapabilir?

– Daha önce normal doğum yapanlar

– İlk kez doğum yapacak olanlar

– Kanama problemi veya kan pıhtılaşması olmayanlar

– Sırtta veya belde bir rahatsızlığı olmayanlar

– Enfeksiyon riski bulunmayanlar

Ağrısız doğum nedir?

Epidural analjezide anne adayının omurgalarının arasına özel bir iğne ile saç telinden biraz daha kalın plastik ince boru (kateter) yerleştiriliyor. 5 dakika süren bu işlemden sonra kataterin dışarıda kalan ucuna, içinde lokal anestezi ilacı ve ağrı kesicilerin bulunduğu bir şırınga takılıyor. Anne ağrı hissettiğinde, şırınga içindeki ilaç enjekte ediliyor. Böylece annenin bacaklarının kuvveti engellenmeden doğum yaptırılıyor. Uzmanlar bu yöntem ile doğum yapanların ‘ıkınma’ refleksinin sürdüğünü ama acı hissetmediğini söylüyor. Ağrısız doğumla ilk kez doğum yapanlar 8 ile 12 saat, ikinci veya üçüncü doğumu yapanlar ise 4 ile 6 saat arasında bebeğini dünyaya getiriyor.

Sezaryenin riskleri

Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, Türkiye’de yaygın olarak kullanılan sezaryenin risklerini şöyle sıralıyor:

– Cerrahi operasyon olan sezaryen, anne karnı açılarak yapılır. Bu nedenle karın içi iltihaplanma, cilt altında kanama meydana gelebilir.

– Sezaryende kan kaybı, normal doğuma oranla daha fazladır.

– Sezaryen sonrası dikiş bölgesindeki sancılar 3-4 gün devam edebilir. Bu durum, annenin bebeği emzirmesini güçleştirir.

– Anesteziye bağlı problemler olabilir.

– Akciğerlerde rahatsızlanmaya, zatürreeye neden olabilir.

– Sezaryen sırasında bebeğin başında çizikler meydana gelebilir.

– Bağırsaklarda, rahimde ve mesanede zedelenmeler olabilir.

Sezaryene karşı ağrısız doğum yöntemi


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min2090

Az miktarlardaki zehirli hidrojen sülfür gazının, farelerde kalbi güçlendirdiği ortaya çıktı. Georgia eyaletindeki Atlanta Emory Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. David Lefer, çürük yumurta kokusuna benzer kokusuyla bilinen bu zehirli…

Az miktarlardaki zehirli hidrojen sülfür gazının, farelerde kalbi güçlendirdiği ortaya çıktı. Georgia eyaletindeki Atlanta Emory Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. David Lefer, çürük yumurta kokusuna benzer kokusuyla bilinen bu zehirli gazın farelerde tansiyonu düzenleyebildiğini ve iltihapları azalttığını söyledi.

Araştırmayı yürüten ekipte yer alan Lefer, bilim adamlarının insanlarda ve memeli hayvanların vücudunda bulunan enzimlerin çok az miktarda hidrojen sülfür ürettiğini farkettiklerini bildirdi.

Madenciler ve lağım işçileri için tehlike oluşturan bu gazın, kalp dokusundaki hücreleri uyardığı ve bu hücrelerin kan kaybıyla hücrelerin yokolması sürecinde kendi antioksidan maddelerini ve moleküllerini üreterek bu süreci durdurduğu kaydedildi.

Bu gazın kalp üzerindeki etkisini test etmek için bilim adamlarının, deney farelerinin kalp kaslarının bir bölümünü işlevsiz duruma getirdikleri belirtildi.

Bu farelerin bir bölümüne 1 hafta boyunca günde 1 kere damardan hidrojen sülfür gazı içeren bir karışım verildi. 4 hafta sonra bilim adamları, hem karışım verilen hem de verilmeyen faralerin kalp kapasitesini ölçtüler.

Karışım verilen farelerin kalp kapasitelerinin daha yüksek olduğunu gördüklerini belirten Emory Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. John Calvert, “Çalışmalar, hidrojen sülfürün kalp yetersizliğini azalttığını gösteriyor” dedi.

Gaz yöntemiyle kalp tedavisi dönemi