Cinsel Sağlık

adminŞubat 20, 2018
dogal-afrodizyaklar.jpg

2min3260

Yasemin kokusu ile, çakşır kökü ve epimedium içindeki bileşenlerle doğal afrodizyak sınıfında iken bu bitkilerden biri de rezene.

Hazmı kolaylaştıran, öksürüğe iyi gelen rezene aynı zamanda cinsel gücü ve isteği de artırıyor.

Bilinen en eski afrodizyak bitkilerden olan rezene, cinsel sorun yaşayanların yüzünü güldürüyor. Her gün bir miktar rezene tüketilmesinin cinsel gücü artırdığını söyleyen uzmanlar, “Tohumlarından çay da yapabilirsiniz. Bu çay cinsel isteği artırır” diyor. Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç de rezene çayının faydalarını şöyle sıralıyor:

·         İçerdiği vitaminlerle bağışıklık sistemini güçlendirir. 

·         Kemik sağlığına katkı sağlar.

·         Kabızlığı önler. 

·         Rezene çayı gaz ve şişkinlik ile kendini gösteren sancılı sindirim sistemi rahatsızlıklarına karşı faydalıdır.

·         Soğuk algınlığındaki öksürüklerde, balgam söktürücü olarak kullanılabilmektedir.
Üst solunum yolu rahatsızlıklarında etkilidir.

·          Bebeklerde bilimsel adı kolik olan sebebi tam bilinmeyen, gazdan olabilen sancılara karşı savaşır. 

·         Emziren kadınlarda süt artırıcıdır. Ancak kullanmadan uzmana danışılmalıdır. Kan şekerini olumsuz olarak etkileyebilir.

 

Uyarı:Safra kesesi, böbrek ve karaciğer rahatsızlığı bulunanlar rezene çayı içmemelidir.


adminŞubat 20, 2018
cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar.png

7min3470

Üreme sağlığını etkileyen tehlikelerden biriside cinsel yolla bulaşan hastalıklardır.Dünya sağlık örgütünün tahminlerine göre ,her yıl yaklaşık 350 milyon kişi tedavi edilebilen cinsel yolla bulaşan enfenksiyonlara yakalanmakta,bu sayı ise tedavi edilemiyen viruslerin neden olduğu hastalıklarla birlikte milyarı aşmaktadır cinsel sağlıklarını korumaya yönelik bilgilerden ve becerilerden yoksun olan gençlerin cinsel yolla bulaşan enfenksiyonlara yakalanma oranı daha yüksektir. Cinsel Sağlık Bilgiler Eğitiminin uygulandığı ülkelerde yapılan araştırmalar bu eğitimi almış gençlerin daha geç cinsel ilişkiye başladıklarını ve güvenli cinsel ilişki davranışı gösterdiğini saptamıştır.Cinsel Sağlık Bilgiler Eğitimi sevgi ve insan cinselliğini bütünleştirerek sorumluluk anlayışını geliştirir.CYBE’lerden korunma,saygıya dayalı ve karşısındakine özen gösteren bir davranış gerektirir.Cİnsel Bilgiler Eğitimininde amacı budur.

CYBE’lerin etkileri CYBE’lerin bazıları vücüda girdikleri cinsel organlarda akıntı,yara,yumru,ağrılı şişlik,kızarılık ve deri değişmeleri oluştururlar.Vücüda girdikten sonra kan dolaşımına karışan etkenler yaşamını burada çoğalarak sürdürürler ve karaciğer,bağışıklık sistemi ve tüm bedeni etkileyen hastalıklara neden olurlar. CYBE’nin sonuçları Her zaman belirti vermeyebilirler özellikte kadınlarda erkeklere nazaran daha az belirgin semptomlar gösterirler.Beliti olmasa bile hastalık taşıyan kişilerce başkalarına bulaşabilirler. Virusların neden olduğu Hepatit B,AİDS hariç çogunun tedavisi ucuz ve başarılıdır.Kısırlığın en önemli nedenlerinden birisi tedavi edilmemiş CYBE’lerdir. Bazı CYBE’ler kadınlarda rahim agzı kanserlerine neden olurlar.Bagışıklı sistemlerde yetersizliğe neden olan AİDS hastalığı ise milyonlarca insanın ölümüne neden olmaktadır.Aşagıda belli başlı CYBE’ler yazılmıştır.

AİDS-Kazanılmış Bağışılık Yetmezliği Sendromu-
Bel Soğukluğu-Gonorrhea-
Cinsel Organ Siğilleri
Frengi-Sifiliz-
Hepatit-B
Klamidya
Mantar-Candidiasis-
Tricomonas
Herpes-Uçuklar

CYBE ve HIV/AİDS’den Korunma Yolları
CYBE’den korunmanın tek yolu cinsel ilişkiden kaçınmaktır.İnsanlarda yaşam boyunca cinsel ilişkiden kaçınmalarını istemek pek gerçekçi değildir.Bunun yerine sağlıklı ve bir tek eşle,birbirlerine sadık kalarak yaşamlarını sürdürmelerini istemek daha akıllıca bir yöntem olmasına karşın dünyada CYBE’lerin artmakta olması sadakat kuralının pek işlemediğini ve bu yüzden insanlara uygulabilirliği olmayan öneriler yerine cinsel ilişkide bulunan insanlara cinsel ilişkinin hangi koşullarda daha güvenilir olduğunu öğretmek asıl yol gibi gözükmektedir.

Güvenli cinsel davranış
Cinsel yolla bulaşan enfenksiyonların ve istenmiyen gebeliklerin oluşturacağı ruhsal ,bedensel ve toplumsal zararlardan kaçınmanın en etkin yolu güvenli cinsel davranış kazanmaktır.Güvenli cinsel ilişkinin basamakları şunlardır;

Cinsel ilişkiyi erteleyin, eğer erteleyemiyorsanız
Eşinize sadık kalın, eğer sadık kalamıyorsanız
Korunmalı cinsel ilişkiye girin ve Kondom kullanınız

Mastürbasyon,masaj,sürtünme cinsel organlara dokunma gibi davranışlar eşler arasında kan,semen yada vaginal salgı teması olmayacağı için mikrop geçmesine neden olmaz

Az tehlikeli cinsel davranışlar
Cinsel ilişki sırasında doğru ve zamanında uygulanmış bir kondom kullanılırsa hastalık riski azalır.Penisin agıza alınması,ağızın vaginaya dayanması,ağızın anüse dayanması,derin ve ıslak öpüşmede çok az sayıda kişi bu yolla mikrobu alsa da riskli olabilir.

Tehlikeli cinsel davranışlar
Kondom kullanılmadan yapılan vaginal seks,kondom kullanılmadan yapılan anal seks,kanamaya neden olan her türlü cinsel birleşme,oral seks sırasında salgı yada kanın agıza alınması gibi cinsel ilişki biçimlerinin tümü tehlikelidir. Cinsel ilişki dışı bulaşmaların önlenmesi

Hastalık etkenlerini taşıyan kişilerden kan organ sperm bağışlamalarının önlenmesi
Tek kullanımlık enjektörlerin kullanılması
kulak deldirme,manikür,pedikür,sünnet olma,epilasyon gibi işlemlerde tek
kulanımlık aletlerin kullanılması yasa iyi koşullarda sterilize edilmiş aletlerin kullanılması
Berberlerde her müşteriye ayrı jilet kullanılması
Diş fırcası,tırnak makası gibi kişisel eşyaların paylaşılmaması önemlidir.
Anneden bebege bulaşmanın önlenmesi
Anneden bebeğe bulaşan HIV yada Hepatit B gibi hastalık etkeni taşıyan kadın gebe kalmak istemiyorsa mutlaka korunmalıdır. Anne adayları HIV testi yaptırmaları konusunda uyarılmalı,HIV pozitif olarak saptanan anne adayları düşük için zorlanmamalı,bebeklerşni dünyaya getirmek istiyorlarsa gerekli tıbbi tedavi yapılmalı ve anne adayı aydınlatılmalıdır.Bebeğini dünyaya getirmek isteyen anne adaylarına gebelik süresinde ilaç tedavisi yapılmalı, doğumu sezaryanla yapılmalı ve yapay sütlerle beslenmeye geçilmelidir.Yapay sütlerin olmadığı durumlarda anne sütü sağılıp kaynatılarak bebeğe verilmelidir.


adminŞubat 20, 2018
viagra-nedir-kimler-kullanabilir-kimler-kullanmamalidir.jpg

5min3050

Erektil Disfonksiyon (Penis sertleşmesi bozukluğu), 40 yaş üzeri her iki erkekten birinde görülebilen bir durumdur. Viagra (Sildenafil Citrate) bu sorunu ortadan kaldırmada yardımcı bir ilaçtır. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1998 yılında FDA onayını almış ve pazara sunulmuştur.

Erektil disfonksiyon, bir erkek için son derece önemli ve hassas bir durumdur. Özellikle sağlık bilincinin tam gelişmediği toplumlarda kimseye söylenemeyen ve danışılamayan bir durumdur. Cinsel organın sertleşmemesi veya cinsel ilişki için yeterli süre sert kalamaması (empotans) değişik nedenlerle ortaya çıkabilir. Psikolojik nedenlerle olabileceği gibi bazı ilaç etkileşimleri veya damarsal sorunlar temelde yatabilir.

Penis sertleşmesi, bir erkeğin cinsel olarak uyarılması ile penise doğru kan taşıyan atardamarların genişlemesi ve daha çok kanı penisin süngersi dokularına taşıması ve penisten kanı geri götüren toplardamarlarında büzülmesi ile kanın penis içindeki süngersi dokularda göllenmesi ile başlar. Kan akımındaki bu kontrol, süngersi dokudaki endotel ve sinir hücrelerinden salgılanan NO (nitrik oksit) tarafından sağlanır. NO, atardamar duvarlarının genişlemesini sağlayan Siklik guanosine monofosfat (GMP) yapımını uyarır. Sidenfil Citrate (viagra) cinsel uyarı ile GMP yapımı arttığında devreye girer ve ortamdaki GMP’yi parçalayan enzimleri baskılar, GMP’nin etkinliğini arttırarak sertleşmeyi ve sertleşmenin uzun sürmesini sağlar.

Ciddi damar sorunları olan erkeklerde Viagra etkin olmayabilir.
Cinsel ilişkiden bir saat kadar önce alınması önerilen Viagra, yutularak alındıktan 30 dakika kadar sonra etkinliğini göstermeye başlar ve etkisi 4 saat kadar sürer. Viagra kullanan kişilerde vücudun diğer bölgelerinde de atardamarlarda genişlemeler olacaktır bu etki dolayısı nedeni ile baş ağrısı, baş dönmesi gibi şikayetler görülebilir. Mutlaka uzman doktor önerisi ile kullanılması gerekir. İlacın diğer yan etkileri de; görmede bulanıklaşma, midede yanma, yüzde kızarma, burun akıntısı, ışığa karşı hassasiyettir. Yan etkiler doz yükseldikçe artmaktadır. Doz ayarlanması ve ilacın kullanımı hekim kontrolünde yapılmalıdır. Günlük önerilen dozu 50 mg.’dır. 25 mg. da yeterli olabilmektedir. Bazı kişilerde doz, 100 mg.’ye kadar, sadece doktor tarafından yükseltilebilir.

Özet:
Viagrayı kimler kullanmamalıdır
Nitrat içeren nitrogliserinli vs kalp ilaçlari kullananlar Vıagra kullanmamalıdır.
Tehlikeli şekilde tansiyon düşürebilir.
Çocuklar ve kadınlarda Vıagra kullanmamalıdır.
Viagra kullanmadan önce Check-up yaptırılmalıdır.
Erektil fonksiyon bozukluğunun nedeni bilinmelidir
Losemi, Akdeniz anemisi, myeloma gibi peniste ereksiyon olmamasına neden olabilen hastalıkları olanlar
Kullandığınız ilaçlarınızı doktorunuza bildirimelisiniz
Nasıl kullanılmalı
Doktor kontrolünde almalısınız
Günde 1 tane ve cinsel aktiviteden 30 dk. ile 4 saat arasında alınabilinir.

Bilinen yan etkileri
Baş ağrısı
Kızarma, kıpkırmızı olmak
Mide bozukluğu
Burun tıkanıklığı
İdrar yollarında enfeksiyon
Görüşte değişiklikler- mavi yeşil renklerde değişiklikler ışığa aşırı hassasiyet İshal

Kesinlikle yasak olduğu durumlar
1. Kalp krizi geçirenler, felc, inme, beyin kanamasi geçirenler, veya son 6 ayda hayati tehlikesi olanlar
2. Önemli düşük tansiyon veya yüksek tansiyon yaşayanlar
3. Kalp yetmezliği yaşayanlar veya kroner damar hastalıkları olanlar
4. “Retinitis pigmentosa” denen bir göz bozukluğu olanlar


adminŞubat 20, 2018
cinsel-birlesme-sirasinda-bedende-neler-olur.gif

3min3300

Erkek cinsel olarak uyarılınca penisi dikleşir. Penise kan akışı artarken ka­nın penisten çıkışı önlenir. Dolayı­sıyla, iki kavernöz cisimcikteki ve sungersi cisimcikteki sungersi doku­lar kanla dolar, gerginleşir ve sertle­şir. Sertleşmenin sürmesi için peni­sin tabanındaki küçük kaslar da rit­mik bir biçimde kasılır.

Uyarma arttıkça cinsel heyecan artar ve erkek orgazmın yaklaştığını fark eder. Artık bir-iki saniyede boşalmanın gerçekleşeceği, “boşalma­nın kaçınılmazlığı” evresine girilir. Testislerdeki ve sperma kanalındaki kaslar kasılarak meniyi üretradan dı­şarıya pompalamaya hazır konuma geçer. Üretradan idrar çıkışı durdu­rulur. Prostat bezinden ve seminal keseciklerden çıkan sıvı sperme ka­rışarak meniyi oluşturur ve meni üretranın üst bölümünde toplanır. Orgazm geldiğinde kasların kasıl­masıyla meni üretradan itilerek pe­nisten dışarı fışkırır.

Orgazmdan sonra, erkeğin cinsel uyarıya yanıt vermediği bir evre var­dır. Yanıtsızlık dönemi adı verilen ve süresi kişiden kişiye çok farklı olabi­len bu dönem birkaç dakikayla bir­kaç saat arasında değişebilir. Penis sertliğini yitirir, beden gevşer ve sık­lıkla güçlü bir uyuma isteği oluşur.

Kadında cinsel uyarılma klitorisin ve vulvanın şişmesine ve kayganlaşmasına yol açar. Bu yolla vajina ağzı penisin girişini kolaylaştırır ve kadı­nın alacağı hazzı artırır. Rahim de büyüyüp yükselerek rahim boynunu penisin yolundan uzaklaştırır. Vaji-nanın üst bölümü balonlaşır. Or­gazm sırasında vajina ve rahim kas­ları ritmik olarak kasılır. Bazı kadın­larda üretradan az miktarda, idrar ol­mayan bir sıvı da atılır. Bunun erke­ğin boşalmasının kadındaki eşdeğe­ri olduğu düşünülüyor. Kadınlarda mutlaka biryanıtsızlık dönemi olma­sı gerekmez ve bazı kadınlar birbiri ardına birkaç kez orgazm olabilir.


adminŞubat 20, 2018
kizlik-zari-turleri-ve-ozellikleri-1280x854.jpg

6min1170

Mukozal bir yapıdan oluşan kızlık zarı, nasıl ki her insandan kaş, göz, burun veya dudak gibi farklılık varsa kızlık zarında da farklılık söz konusudur. Kızlık zarı çeşitleri nelerdir ve özellikleri hakkında merak edilenler makalemizin devamında.

Kızlık zarı herkeste aynı değildir. Çok farklı türleri bulunan kızlık zarının özellikleri de bu türlere göre değişkenlik gösterir. Kişiden kişiye göre değişen kızlık zarı türleri ve özellikleri sizler için açıklandı. 9 çeşit kızlık zarı bulunmaktadır. İşte kızlık zarının çeşitleri;

1. Yuvarlak Hymen (%60-95 arasında görülür)
2. Septat Hymen (Bölmeli tip)
3. Subseptat Hymen (Yarı bölmeli tip)
4. Cressent Hymen (Yarımay şeklinde)
5. Cribriform Hymen (“Elek” gibi çok delikli)
6. Dentiküler Hymen
7. Fimbrialı Hymen
8. Labial Hymen
9. İmperfore Hymen (Patolojik tip; ameliyat ile açılması gereklidir)

Kızlık zarı modellerindeki farklılıklar anormal yani patolojik kabul edilmez. Ancak yalnızca imperfore hymen adı verilen “deliksiz kızlık zarı” nın ameliyatla açılması gereklidir. Çünkü bu tür kızlık zarına sahip genç kızlar adet görme yaşına geldiklerinde adet görememe ve karın ağrısı gibi şikayetler ile jinekoloğa başvurmaktadırlar. Yapılan basit bir operasyon ile kızlık zarı kesilerek açılmaktadır. (Himenotomi operasyonu)

1. Yuvarlak Tipte Kızlık Zarı
En sık rastlanılan kızlık zarı modelidir. YUVARLAK HİMEN: En sık olarak görülen kızlık zarı türüdür

2. SEPTAT HYMEN Ara Bölmeli Tipte Kızlık Zarı
Kızlık zarının bu tipinde bazen cinsel ilişki zor ve ağrılı bir hal alabilir. Kızlık zarının çıkarılması ve vajinal girişin genişletilmesi cinsel ilişkiyi kolaylaştıracaktır.

Bu nedenle cinsel ilişkide ağrı sorunu yaşayan veya ilişkiye giremeyen kişilerin öncelikle bir jinekolojik muayeneden geçmeleri şarttır.

3. SUBSEPTAT HYMEN Yarım Ara Bölmeli Tipte Kızlık Zarı
Yarım ara bölmeli kızlık zarı türünün işlevsel açıdan bir önemi yoktur. Yalnızca tesadüfen jinekolojik muayenelerde görülebilmektedir.

4. YARIMAY HYMEN Yarımay Tipte Kızlık Zarı
Bu tür kızlık zarı çeşitlerinde de cinsel ilişki zor ve ağrılı hale gelebilir. Bu durumda jinekolog muayenesi yapılarak kızlık zarının çıkarılması (hymenektomy) veya kızlık zarına çentik atılarak girişin genişletilmesi işlemi (himenotomy operasyonu) yapılabilir.

5. KRİBRİFORM HYMEN Elek Şekli Tipinde Kızlık Zarı
Kızlık zarı üzerinde çok sayıda küçük delikler vardır. Bu durumda cinsel ilişki imkansız bir hal alabilir. Son derece nadir görülen bir durumdur.

6. DENTİKULER HYMEN Dentiküler Tipte Kızlık Zarı
Son derece nadir görülen bu durumda kızlık zarının deliği ilginç bir hal almıştır.

7. FİMBRİALI HYMEN Fimbrial Tipte Kızlık Zarı
Kadınlarda fallop tüpünün son kısmı “fimbria” olarak bilinir. Bu çeşit kızlık zarında da görünüm tüpün fimbriasına benzer.

8. LABİAL HYMEN Dudak Şekli Tipinde Kızlık Zarı
Kızlık zarı içindeki delik “dudak” şeklindedir. Çok çok nadir bir kızlık zarı görünümüdür.

9. Deliksiz Kızlık Zarı
Kızlık zarı içerisinde delik yoktur. Bu nedenle bu genç kızlar 12-13 yaşı geldiğinde adet görememe, karın ve kasık ağrısı gibi şikayetlerle jinekoloğa gelirler.

Deliksiz kızlık zarı tıbbı terminolojide “imperfore hymen” olarak bilinir. Mutlaka ameliyatla açılarak vajinal geçişin sağlanması gerekir, aksi takdirde endometriosis gibi kalıcı jinekolojik problemlere zemin oluşur.

Kızlık Zarı Türleri ve Özellikleri


adminŞubat 20, 2018
cinsel-sorunlar-prostat-buyumesi-yapar-mi.jpg

3min1150

Erkeklerde bulunan prostat bezi ilerleyen yaşlarda büyüme gibi bir sorun yaşanmasına neden olmaktadır. Prostat büyümesinin nedenleri nelerdir ve cinsel sağlık sorunları prostatta büyümeye yol açar mı sizler için açıkladık.

Erkeklerin idrar kesesinin alt kısmında yer alan bir bez olan prostat, mütenevvi nedenlerden dolayı normal boyutunun üstüne çıkarak büyüme gösterebiliyor. Prostat büyümesinin altında yatan birçok sorun vardır. Bu sorunla karşılaşan erkeklerin asıl merak ettiği ise, cinsel problemlerin prostat büyümesine neden olup olmadığıdır. Peki, gerçekten cinsel sorunlar prostat büyümesine sebep olur mu?

Sadece erkeklerde bulunan ve idrar kesesinin altında yer alan bir bezdir. Amacı idrar ve meni yolunu kapalı tutmaktır. İlerleyen yaşlarda her erkekte neredeyse görülmektedir. Çoğu kişide sorun yaratmazken, bazı kişilerde kansere dönüşebilmektedir.

Belirtileri Nelerdir?

Bulunduğu yer konumu ile idrar borusunun etrafında olması sonucu genelde belirtileri idrar üzerine olur. Büyümesi idrar yolunu sıkıştırır ve hatta tıkayabilir. Bunun sonucunda idrar hissi gelmesine rağmen az idrar yapmak, sık sık idrara çıkmak, kesik bir şekilde işeme ve idrarı yaparken yanma veya zorlanma hisleri en büyük belirtileridir. Prostat büyümesi olan kişi idrar atımından sonra rahatlama hissi yaşayamaz.

Cinsel İlişkinin Prostatın Büyümesiyle Alakası Var mıdır?

Prostat bezinin büyümesi ilerleyen yaşlarda doğal bir olay olduğu için cinsellikle kesinlikle alakası yoktur. Cinsellikten uzak duran kişinin de, sık ilişkiye giren kişinin de prostatı zamanla aynı şekilde büyümektedir. Hatta otuzlu yaşlarda görülen prostatta ödem oluşması durumunda kanallar zorlandığı için meni boşaltımının ağrıyı hafiflettiği bilinmektedir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Prostat kansere dönüşmediyse tedavi edilmesi zorunlu bir durum değildir. Günlük hayatta ki düzeninizi etkilemiyor veya vücutta ağrı oluşturabilecek başka sorunlar oluşturmuyorsa aktif izleme yapılır. Belirli sürelerde hasta kontrole gelir. Bir sonraki aşamada ağrı kesici ve prostat küçültücü ilaçlar kullanılmaktadır. Daha ileri ki seviyede olan hastalarda prostat büyümesi cerrahi girişim ile tedavi edilmektedir.

Cinsel Sorunlar Prostat Büyümesi Yapar Mı?


adminŞubat 20, 2018
sifiliz-belirtileri-nelerdir.jpg

5min1110

Sifiliz ya da kullanılan diğer adıyla frengi, cinsel temas yoluyla bulaşan bir enfeksiyon hastalığıdır. Sifiliz hastalığının belirtileri kişiden kişiye göre farklılık gösterse de, genel olan sifiliz belirtileri şöyledir;

Sifiliz (frengi) hastası olan bir kişinin teni ile yakın temasa geçmek ya da yarasına dokunmak söz konusu bölgede ki bakteri enfeksiyonunun bulaşmasına neden olur. Sifilizin belirtileri genital bölgede, ağız bölgesinde rektum bölgesinde görülmektedir. Bu bölgelere temas, sifilizin insandan insana bulaşmasına yol açar. Frengi belirtileri hissedildiği zaman mutlaka uzman bir dermatologa başvurulmalıdır.

İlk enfeksiyondan sonra, frengi bakterisi tekrar aktif hale gelmeden önce yıllarca vücutta uykuya çekilebilir. Erken dönemlerinde bazen tek bir penisilin enjeksiyonu ile tedavi edilebilir. Tedavi edilmeyen frengi ise ciddi şekilde kalp, beyin ve diğer organlara zarar verebilir ve yaşamı tehdit edici boyutlara varabilir. Frengi ile ilişkili genital yaralar AIDS’e yol açan HIV virüsleri tarafından enfekte olmayı kolaylaştırır.

Sifiliz (Frengi) Hastalığı Belirtileri

Frengi bazı aşamalarla gelişir ve her aşamada ortaya çıkan belirtiler değişir. Fakat evreler çakışabildiği için semptomlar da her zaman aynı sırayla meydana gelmez. Frengi ile enfekte olup da yıllarca herhangi bir belirti bile fark etmeyen insanlar vardır.

Primer sifiliz (birincil frengi)

Frenginin ilk işareti çıban benzeri küçük bir yaradır. Yara bakterinin vücuda girdiği noktada belirir. Frengi ile enfekte olan çoğu insanda sadece tek çıban gelişirken bazı insanlarda birkaç taneyi bulabilir. Çıban genellikle bakteriye maruz kaldıktan yaklaşık üç hafta sonra gelişir. Genellikle ağrısız olduğundan ve vajina veya rektum içinde gizli olduğundan dolayı birçok kişi çıbanı fark etmez. Çıban altı hafta içinde kendi kendine iyileşir.

Sekonder sifiliz (ikincil frengi)

Birincil çıban iyileştikten sonraki birkaç hafta içinde avuç içlerinde ve ayak tabanlarından başlayıp sonunda tüm vücudu kaplayabilen döküntülerle karşılaşılabilir. Bu döküntüler genellikle kaşıntılı değildir ve ağız veya genital bölgede siğil benzeri yaralar eşlik edebilir. Bazı insanlar da kas ağrıları, ateş, boğaz ağrısı ve şişmiş lenf düğümleri ile karşılaşabilir. Bu belirti ve bulgular birkaç hafta içinde kaybolur ya da tekrar tekrar ortaya çıkarak bir yıl boyunca devam edebilirler.

Latent sifiliz (gizli evre frengi)

Eğer frengi tedavi edilmezse hiçbir belirti vermediği zaman hastalık, latent (gizli) aşamaya doğru ilerler. Latent evre yıllarca sürebilir. Hastalık tersiyer (üçüncü) aşamaya ilerler.

Tersiyer sifiliz (geç evre frengi)

Frengi ile enfekte olmuş ve tedavi görmemiş olan hastaların yaklaşık yüzde 15 ila 30 unda tersiyer (geç) frengi olarak bilinen komplikasyonlar gelişmektedir. Geç evrelerde, hastalık beyin, sinirler, gözler, kalp, kan damarları, karaciğer, kemik ve eklemlere zarar verebilir. Bu sorunlar, orijinal (birincil) ve tedavi edilmemiş enfeksiyondan yıllar sonra ortaya çıkabilir.

Konjenital sifiliz (doğum frengisi)

Frengi olan kadınların bebekleri de plasenta yoluyla ya da doğum sırasında enfekte olabilir. Bazı yeni doğan çocuklarda konjenital sifilize ait ilkin hiçbir belirti yokken daha sonra avuç içlerinde ve ayak tabanlarında döküntüler oluşmasıyla kendini gösterir. Daha sonraki belirtiler arasında sağırlık, diş deformiteleri ve burun köprüsünün çökmesi yer alır.

Sifiliz Belirtileri Nelerdir?


adminŞubat 20, 2018
cocuga-cinsel-egitim-nasil-verilmeli.jpg

9min950

Çocuklar büyüdükçe çok soru sormaya, her şeyi öğrenmek istemeye meyillidirler. Aileler ise bazı durumlarda çocuklarının sorularına nasıl yanıt vereceklerini bilmiyorlar. Özellikle de çocukların cinsel soruları karşısında takılıp kalabiliyorlar. Uzmanlar çocuklara cinsel eğitim nasıl verilmeli, çocuğun yönelttiği cinsellik soruları nasıl cevaplanmalı makalemizde açıkladı.

Çocukların hem ruhsal hem de bedensel anlamda sağlıklı gelişimi için bilhassa cinsel suallere ailelerin en doğru şekilde ve en uygun metotla cevap vermesi, cinselliği konuşmanın hala tabii olduğu toplumumuzda en zor alanların başında gelmektedir. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocukların cinsellikle ilişkili ailelerine yönelttiği sorulara nasıl cevap verilmesi konusunda tavsiyelerde bulunurken, yaşlarına uygun şekilde doğru cevap verilmesi gerektiğine değindi.

“ Doğru bir cinsel eğitim vermek için çocuğa mahrem alanları öğretilmelidir. Doğru metotla yapılan eğitimle taciz olaylarının önüne geçilebilir”

ÇOCUĞUNUZLA BÖYLE İLETİŞİM KURUN

Prof. Dr. Tarhan çocuklara cinsel eğitim vermenin gelecekte sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirmek açısından önemli olduğunu vurgulayarak, özellikle cinsel istismar olaylarının önüne geçmek için çocuğa cinsel eğitim vermek gerektiğinin altını çiziyor.

TACİZLERİN ÖNÜNE EĞİTİMLE GEÇİLEBİLİR

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ebeveynlere tavsiyeleri şöyle:

Erişkinliğinde çeşitli sebeplerle psikolojik destek almak durumunda kalan hastalar incelendiğinde bu kişilerin önemli bir kısmının çocukluğunda çeşitli cinsel travmalar geçirdiği, tacize inanız kaldığı görülür. Bu tür tacizlerin önüne geçmek çocuğa cinsel eğitim vermekle mümkün olur. Cinsellikle ilgili farkındalık kazandırılan çocuk, olası bir taciz durumunda ortada masum bir durumun olmadığını bilir ve durumdan büyüklerini haberdar edebilir.
Cinsel eğitimle cinsel özgürlüğün ve rastgele cinselliğin kesinlikle birbirinden ayrı tutulması gerekiyor. Her hangi bir konuda çocuğa doğru şekilde eğitim verilmezse çocuk o konu hakkında kulaktan dolma, yalan yanlış bilgiler edinebilir. Bunun daha büyük sakıncaları vardır. Çocuk kendisinden sadece birkaç yaş büyük bir çocukla cinsellik içeren bir oyun oynayabilir, oyun sırasında ne yaptığının farkında olmadan hoşlanma duygusu hissedebilir, sonrasında oyun cinsel tacize kadar varabilir. Bu yüzden çocuğa bulunduğu yaşa uygun şekilde belli bir cinsel eğitim verilmeli. Eğer cinsellik çocuk için hep tabu olarak kalmaya devam ederse ileriki yıllardı başka sorunlar da yaşanabilir; örneğin söz konusu olan bir kız çocuğuysa vajinusmus hastalığına yakalanabilir ve evliliğinde sorunlar çıkabilir.

YAŞA GÖRE CİNSEL EĞİTİM

Okul öncesi çocuğa öğretilecek cinsellikle ilgili kavramlarla, okul dönemindeki ya da ergenlik dönemindeki çocuğa öğretilecek kavramlar farklıdır. Okul öncesi çocuklarda genellikle gerçeklik duyusu gelişmemiştir. Bu yaşlarda birçok cinsellik içeren bir harekette bulunduğunda, anne babalar genellikle panikler. Oysa çocuk için bu hareketler cinsel bir eylem değil, yeni ve değişik bir şeydir. Anne babanın paniklediğini gören çocuk bu hareketi daha ilginç bulmaya başlar ve yapmaya devam eder. Eğer ebeveynlerin ilk tepkisi paniklemek olmazsa, anne-baba nötr kalmayı başarabilir ve çocuğun ilgisini başka alanlara çevirebilirse çocuk bir süre sonra bu hareketini bırakır.

MAHREMİYET ÖĞRETİLMELİ

Doğru bir cinsel eğitim vermek için çocuğa mahrem alanları öğretilmeli. Okul çağına yaklaşmış bir çocuk evde çıplak dolaşıyorsa bu çocuğa neyin mahrem olduğunu öğretmek mümkün olmaz. Küçük yaştan itibaren çocuğun giydiği kıyafete kadar dikkat edilmeli, mahremiyet duygusu aşılanmalı, sınırları öğretilmelidir.

CİNSİYETİNE GÖRE DAVRANILMALI

Çocuğa cinsel eğitim verilirken doğru cinsel kimlik kazanmasına da yardımcı olunmalıdır. Ablalar, teyzeler arasında yetişen erkek çocuklarını bazen anneler farkında olmadan kız kıyafetleriyle büyütürler. Herkes çocuğun bu halini sever, onu oynatırlar, zenne yaparlar. Ancak çocuk büyüdüğünde efemine davranışlar sergilemeye başlar. Bu anne-babanın cinsel kimliği çocuğa yanlış öğretmesinden kaynaklanan bir durumdur. İleride bu konuda sorun yaşamak istemeyen ebeveynler çocuklarına cinsiyetlerine göre davranmaya özen göstermelidirler.

SORULAR CEVAP BULMALI

Çocukların en çok merak ettikleri konulardan biri dünyaya nasıl geldikleridir. Çocuk bunu sorduğu zaman ona büyük bir insana anlatırmış gibi “Çocukları leylek getiriyor derler ama bu doğru değil.
Bu soruyu sorman, merak etmen, önem vermen güzel bir şey.
Cinsellik kadınla erkek arasında çok özel bir durumdur. Ama detaylarını öğrenmen için biraz daha büyümen gerekiyor. Büyüdüğünde anlatacağım” şeklinde bir açıklama yapmak gerekir. Böylece çocuğa bu konu hakkında yalan söylenmemiş olur.

Konu ergenlik döneminde açıklandığında ise cinselliğin insan hayatında önemli bir yerinin olduğunu ve bunun özel ve önemli bir kişiyle yaşanması gerektiğini, bu kişinin de insanın hayat arkadaşı, yani eşi olması gerektiğini aktarmak gerekir.

Çocuğun merak ve hayret duygusu, öğrenmede kullandığı iki anahtar duygudur. Cinsel eğitim verirken bu konuda çocuğun merakını ve hayretini uyandırmamaya da özen gösterilmelidir. Eğer cinsellikle ilgili merak ve hayret uyandırıcı cevaplar veriliyorsa çocuk o alana ilgi duymaya başlar.

Çocuğu cinsellik hakkında bilgilendirmemenin sakıncaları göz ardı edilmemelidir. Çocuk merak ettiği bu konuyu bir şekilde ya arkadaşlarından ya da internetten yalan yanlış, kulaktan dolma bilgilerle öğrenebilir. Ayrıca anne-babanın çocuğun bu konudaki sorularını cevapsız bırakması çocuğun soru sorma kapasitesini düşürür, bu kapıyı da kapatmamak gerekir.
Soran çocuk, her zaman hayatı daha kolay öğrenir, sorunlara daha kolay çözüm getirir. Sorulan soru yanlış olabilir, ama çocuk nasıl yürümeyi düşe kalka öğrendiyse doğru soru sormayı da yanlış sorular sora sora öğrenecektir. Bu yüzden çocuğu azarlamadan, terslemeden, içindeki merak duygusunu yok etmeden sorularına cevap vermek, o an verilecek bir cevap bulunamıyorsa “Bu konuyu araştırıp cevaplayayım” demek ve gerçekten de araştırıp, düşünüp cevap vermek yerinde bir davranış olacaktır.

Çocuğa Cinsel Eğitim Nasıl Verilmeli?


adminŞubat 20, 2018
sperm-hacmi-nasil-artirilir-1280x960.jpg

4min1110

Erkeklerde sperm hacmi düşüklüğü birçok kişinin yaşadığı bir sorundur. Sperm hacmini arttırmak için ne yapılması gerektiği konusunda uzmanlarımız tavsiyelerde bulundular.

Semen, testis ve prostat bezi tarafından salgılanan süt benzeri sıvıya verilen isimdir. Semen muhtevasında sitrat, fosfat, kalsiyum ve fibrolizin bulunmakta ve sperm ile beraber dışarı boşaltılmaktadır. Erkeğin kaliteli bir şekilde ilişkiden netice alması, bu sıvının miktarı ile doğru orantılıdır. Bu sıvının yada semen miktarın artırılması, çok kolay şekilde tüketebileceğiniz gıdalar ile geliştirilebilmesi olası.

İlişkinin son evresinde, boşaltılacak meninin miktarı erkek tarafından kaygı nedeni olabilir. Düşük semen hacmine çoğunlukla fiziksel koşullar kapı aralar. Bu yüzden beslenme istikametinden çoğu erkeğin buna dikkat etmesi gerekir;

1- SU

Su olmadan vücutta hiçbir şey düzgün çalışamaz. Her gün yaklaşık 2 litre kadar su içilmesi vücudun genel sağlığı açısından önemli olduğu gibi semenin ham maddesi olduğu için de önemlidir. Vücut dehidrasyona girerse (susuz kalırsa), sulu olduğu zamanlar kadar fazla semen üretemez.

2- ET

Et ürünleri semen üretimi için gerekli olan bileşenleri taşımaktadır. Ton balığı, kümes hayvanları ve kırmızı et vücudun optimum testosteron ve semen üretmesi için gerekli olan amino asitler (L- arginin ve L- karnitin) ihtiva eder. İstiridye, hindi, kuzu ve yağsız kırmızı et bol miktarda çinko içerdiğinden testosteron seviyesini artırır. Ayrıca vücut, sperm üretmek için de ihtiyaç duyar. Ortalama bir insan için, her boşalma 1 ile 3 miligram arasında çinko içerir.

3- FINDIK
Fındık da çinko ve hayati amino asitler içermektedir. Ek olarak selenyum bulundurmaktadır. Sağlıklı, dengeli bir beslenme için her gün dörtte bir kase fındık yenmesi önerilir.

4- TAHILLAR

Yulaf ezmesi L -arginin ve L -karnitin yüksek miktarda içerir. Sonuç olarak ise tahıllar boşalma esnasında semen hacmini ve sperm hareketliliğini artırabilir. Arpa ve buğdayda bulunan çinko da mevcut durumunuza katkı sağlayacaktır.

5- MEYVE VE SEBZELER

Meni hacmini artırmak için ıspanak, brokoli, bamya, kuşkonmaz ve deniz yosunu gibi yeşil yapraklı sebze tüketimini artırın. Ispanak ve deniz yosunundaki amino asitler yulaf ezmesi ve etlerde bulunanın aynısıdır ve etkilidir. Kuşkonmaz, brokoli, bamya ve narenciyelerde semen hacmi artıran folik asit bulunmaktadır.

Domates, karpuz, guava, pembe greyfurt ve kırmızı biber yüksek miktarda Likopin içerir. Likopin hem semen kalınlığının ve hacminin artırılmasında hem de prostat sağlığının sağlanmasında önemli rol oynar.

Sperm Hacmi Nasıl Artırılır?


adminŞubat 20, 2018
sertlesmeme-sorunu-tedavisi.jpg

4min1130

Cinsel istek olmasına rağmen penisin gerekli sertliği ulaşamaması durumunda, cinsel ilişki istenilen şekilde yürütülemiyor. Bu sorun erkeklerin psikolojik rahatsızlıklar yaşamasına kadar yol açabiliyor. Peki, sertleşme sorunu nasıl tedavi edilir

Erkeklerde sertleşme sorunu birçok erkeğin cinsel hayatında sorunlar yaşamasına ve bu sorundan dolayı evliliklerinin bile kötüye gidişatına neden olmaktadır. Erkekler genelde yaşadıkları cinsel problemleri kabullenmekte zorlanıyor ve uzman yardımı almaktan çekiniyor. Ancak cinsel sorunlar uzman yardımı olmadan ne yazık ki kolay kolay tedavi edilemiyor. Sertleşme problemi de bunlardan bir tanesi.

Cinsel sorunların başında gelen sertleşme probleminin tedavisinde pek çok yöntem uygulanmaktadır. Op. Dr. Murat Akand, erkeklerde sertleşme problemleri, cinsel disfonksiyon ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilerini paylaştı.

Erkeklerde Sertleşme Sorunu Nedenleri

  • Aşırı alkol kullanımı
  • Aşırı sigara kullanımı
  • Kronik hastalıklar
  • Pelvik travma ve cerrahi
  • Sistemik ateroskleroz
  • Diyabet
  • Hormonal sorunlar
  • Bir takım ilaçlar
  • Nörolojik sorunlar
  • Damarsal sebepler

Uzman yardımı almaktan utanmayın!

Daha önce yaşanılmış bir rahatsızlığın varlığı sorgulanır. Cinsel hastalıklar, kazalar, ameliyatlar, ilişki sıklığı tedavi esnasında uzman doktor tarafından sorgulanmaktadır. Daha sonra penisin büyüklüğü, herhangi bir yara alıp almadığı, sertliği, prostat büyüklüğü göz önünde bulundurulur. His duyumu değerlendirilir. Son olarak penisin damar haritası çıkartılır ve sertleşme sorununa neden olan bir damar tıkanıklığı, kan kaçağı olup olmadığı gözlenir. Daha sonra neden öğrenilirse sertleşme sorunu tedavisine başlanır.

 

Dikkat edilmesi gerekenler

* Aşırı alkolden kaçınılmalıdır.
* Uyuşturucu kullanımından kaçınılmalıdır.
* Kişi sigara içiyorsa kesinlikle bırakmalıdır.
* Düzenli egzersiz (spor) yapılmalıdır.
* Stresi ortaya çıkaran durumlardan uzak durulmalıdır.
* Düzenli bir yaşam olmalı; uyku düzensizliği varsa mutlaka düzene sokulmalıdır.
* Düzenli olarak mutlaka bir ürologa muayene olunmalıdır.

Sertleşme Problemi Tedavisi

Sebep ortaya çıkartıldıktan sonra ilk olarak ilaç tedavisi uygulanır. Ekseri sertleşme sorununun tedavisinde ameliyat dışı yöntemlere öncelik verilir. Eğer bu yöntemler başarısızlıkla sonuçlanırsa cerrahi tedavi uygulanır ve protez tedavisine başlanır. Penil protezler iyi hasta seçimi yapıldığında ve hastanın partneriyle uyumunu düzenler ve yaşamı son derece kaliteli bir noktaya getirir.

Sertleşmeme Sorunu Tedavisi