Genel Beslenme

adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

4min1050

Hepimiz yağlardan ve yağlı besinlerden uzak durmakla beslenme sorunumuzu çözdüğümüzü sanırız. Oysa yağlar vücudumuzun vazgeçilmezleri arasında. İyi tanıyıp, bilinçli kullanarak onları yararlı hale getirebiliriz. Aşırı ve yetersiz beslenme arasında gidip…

Hepimiz yağlardan ve yağlı besinlerden uzak durmakla beslenme sorunumuzu çözdüğümüzü sanırız. Oysa yağlar vücudumuzun vazgeçilmezleri arasında. İyi tanıyıp, bilinçli kullanarak onları yararlı hale getirebiliriz. Aşırı ve yetersiz beslenme arasında gidip gelerek bir türlü dengeyi kuramamak sık rastlanan bir sorun. Oysa diyet uzmanları enerji sağlayan besinleri abartmaksızın, beslenme dengesinin kurulmasından yana. Enerji sağlayan besinlerin başında ise yağlar geliyor.

Sanılanın aksine yağlar o kadar zararlı değil. Tam tersine gerekli. Enerji sağladıkları gibi, yağda eriyen vitaminlerin ve antioksidanların vücuda alınmasını sağlayan birer taşıyıcı vazifesi görürler ve elzem yağ asitleri dediğimiz asitlerin vücuda alınmasına yararlar.

Özetle; ihtiyacımız kadar kullanarak ve doymamış yağları tercih ederek beslendiğimizde, sağlıklı bir ömür sürebiliriz. Şunu da belirtmekte yarar var: Sosis, salam, krema, peynir, kavrulmuş fıstık, patates cipsi ve çikolata gibi besinlerin doymuş yağ oranı yüksek olduğu için kesinlikle uzak durmamız gerekiyor. Ayrıca katı yağ ve tereyağı gibi yağlar (doymuş yağ oranı yüksek ve doymamış yağ oranı düşük yağlar) kolestrolü yükseltip, damar tıkanıklığına, koroner yetmezliği ve kanser gibi hastalıklara neden oluyor.

Bir seminerin ardından
Yağların yaşamımız üzerindeki önemini vurgulamak amacıyla Unilever tarafından düzenlenen “Beslenmede Yağlar ve Değişim” adlı seminerde özellikle kalp ve damar sağlığı ile yağlar arasındaki bu ilişki üzerinde duruldu. Yağların sağlığın ‘olmazsa olmazı’ olduğu da üzerine basa basa söylendi. Öyleyse hemen şu soruyu sorsak iyi olacak: “Hangi yağları tercih edeceğiz?” Cevap olarak, içinde en az miktarda doymuş yağ ve en yüksek miktarda doymamış yağ içerenleri denebilir kısaca. Ancak lezzetine olduğu kadar, A, D ve E gibi vitaminleri içermesine dikkat etmemiz, tereyağ gibi içinde kolesterol bulunan hayvansal yağlardan uzak durmamız şart.

Seminerde, konu hakkında bilgilendirici bir konuşma yapan Beslenme Uzmanı Paulus Verschuren, kalp sağlığı için doymuş yağların azaltılması, doymamış yağların ve E vitamininin arttırılması gereğine değinirken, bize küçük ipuçları da verdi…

Kahvaltıda tüketeceğimiz yağı seçerken;
Yumuşak olması,
Damak tadımıza hitap etmesi,
İçinde yağda eriyen vitamin ve besleyici maddelerin bulunması ve bunların emilime yardım ediyor olması, gibi özellikleri mutlaka dikkate almak gerekiyor. Paulus Verschuren, bu özellikleri içeren bitkisel özlü yağların, kalp ve damar sağlığının en büyük dostu kabul edildiğini belirtti.

Yağlar hakkında bilmedikleriniz


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

8min1180

Adına türküler yakılmış, bazen yavan ekmeğe katık yapılmış zeytin. Yetinmemiş, kutsal bir armağan olarak bellediğimiz yağını da sunmuş bizlere. Bir de bakmışız ki, bu ikili sofralarımızın en güzel misafirleri olmuş….

Adına türküler yakılmış, bazen yavan ekmeğe katık yapılmış zeytin. Yetinmemiş, kutsal bir armağan olarak bellediğimiz yağını da sunmuş bizlere. Bir de bakmışız ki, bu ikili sofralarımızın en güzel misafirleri olmuş. Aşıklar “zeytin gözlüm” diye hitap eder sevdiceklerine. Zeytin ağaçlarının gölgesinde geçirilir bazen en sıcak yazlar.

Umutları yeşerten “barışla” bütünleştirilir, o narin dalları. Kısacası derler ya “vazgeçemediğimiz”, işte öyle bir şey bizim için zeytin.

Zeytinin sofralarımızla buluşması, 8000 yıl önceye dayanıyor. Anavatanı Mezopotamya’dan tüm Akdeniz’e yayılmış, özellikle Roma İmparatorluğu zamanında Akdeniz’in her tarafına zeytin ekilmiş. Dini inanışlar arasında ise, Nuh Peygamber’e tufanın bittiğini müjdeleyen güvercinin gagasında zeytin dalı olduğuyla ilgili bir hikâye var.

Dünyada İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus, Fas ve Portekiz’de yetiştirilen zeytin, ülkemizde de hemen hemen bütün kıyılarımızda yetişir. Özellikle Ayvalık, Edremit ve Zile’de çok yaygın olarak üretilir.

Zeytin ağaçları, baharın sonlarına doğru çiçeklenir. Meyveler hamken yeşildir, olgunlaştıkça siyahlaşır. Zeytinler salamura edilip, siyah ya da yeşil olarak sofralara gelir. Sofralık zeytinler daldan elle, yağlık zeytinler ise ağaca sopayla vurup yere döktürerek toplanır.

Zeytin ağaçtan toplandığında çok acı olduğu için yenmez, tuzlu suda bekletilerek acılığı giderilir. Killi, kireçli, akaçlaması iyi ve derin toprakları seven zeytin ağaçları, dikildikten 4-8 yıl sonra meyve vermeye başlar. En yüksek verime 15-20 yıl içinde ulaşır. Zeytin ağacı bir yıl bol, ertesi yıl az ürün verir.

Kutsal yağ:
Zeytinyağı Akdeniz Mutfağı’nın vazgeçilmezi, yemeklerin, salataların en güzel katığı zeytinyağı, ilk olarak Fenikeliler tarafından üretilmiş. Yunan mitolojisine göre, zeytinyağını insanlığa tanrıça Athena armağan etmiş. Bu yüzden onu kutsal kabul edip, barış ve bereketin simgesi olarak görmüşler.

İlk kutsal kitap Eski Ahit’e göre ise, Adem Peygamber ölmeden önce Tanrı’dan merhamet yağını diler ve bunun için oğlu Şit’i görevlendirir. Şit, Aden Bahçeleri’ndeki Bilgi Ağacı’ndan üç tohum alır ve babasının ağzına koyar. Adem öldükten sonra gömülünce tohumlar yeşerir ve bu tohumlardan zeytin ağacı, sedir ağacı ve servi ağacı büyür. Bu nedenle zeytinden elde edilen zeytinyağının önemi çok büyük. Hem mutfakta hem de vücut bakımında yıllarca kullanılmış. Çeşitli ilaçların üretilmesinden, evleri aydınlatmada yakıt olarak kullanılmasına kadar pek çok yararı var, zeytinyağının. Doymamış asit içermesi nedeniyle, zararlı maddeleri yok eden zeytinyağının hazmı, diğer bitkisel yağlara göre çok daha kolay.

Zeytinyağı nasıl elde edilir?

Tarih boyunca pek çok millet için geçim kaynağı olan zeytinyağını elde etmede özellikle Romalılar büyük başarı sahibi. Yağlık zeytinlerin ezilip preslenmesiyle zeytinyağı elde edilir. Zeytinin yağı çıkarıldıktan sonra, geriye kalan küspeden de kimyasal yolla, prina yağı denilen ve sabun yapımında kullanılan bir yağ çıkarılır.

Zeytinyağı türleri içinde en makbulü olan “halis zeytinyağı” üretmek için, ağaçtan toplanan zeytinler ülkemizde yaygın olarak bulunan yağhanelere getirilir. İçinde taş bir değirmen olan havuza boşaltılır. Zeytinler burada taşın altında ezilir. Sızma zeytinyağı, değirmen havuzunun eğimli kenarından dibe doğru akar. İçindeki asit oranı yüzde 1’i geçmez. Kalite açısından ikinci sırada yüzde 1.5 asitli “naturel yağ” geliyor. Yüzde 5 asitli “lampante”, yağların arasında en kötüsü. Rafine edilip, içine yüzde 15 oranında sızma yağ katılınca “riviera” elde ediliyor.

Bu arada Türkiye’nin, zeytinyağı üretiminde 4. sırada yer aldığını da belirtelim.

Zeytinyağı hakkında
– Zeytinyağının içine kekik, dövülmüş sarmısak, fesleğen katarak tadını arttırabilirsiniz.
– Pankreas hücrelerini koruyan maddeler içerdiği için, diyabetik hastalıkları önler.
– İçinde bulunan linoleik asit sayesinde, böbrek ve karaciğerlerde yağ depolanmasını önler.
– Kalbi korur ve bağırsakları düzenler. Ayrıca karaciğerde yağ depolanmasını önler.
– Saçların dökülmesini önlemek için zeytinyağı kullanılır.
– Antioksidan içeriği sayesinde, yüksek ısıda oksidasyonda ısıya en dayanıklı yağ, zeytinyağıdır. Bu nedenle, kızartmalar için en uygun yağdır.
– Zeytinyağı, karabiberle karıştırılıp içilince, öksürüğe çok iyi gelir.
– Zeytinyağını kesinlikle güneş almayan bir yerde saklamak gerekir.
– Vücudun romatizmalı yerlerine ve kireçlenmiş eklemlere zeytinyağı sürülüp güneşe tutulması çok iyi gelir.

Zeytinyağının iyisi nasıl anlaşılır?
– Zeytinyağı alırken, özellikle cam şişede satılanları tercih edin. Şişeyi ters çevirip baktığınızda dibinde tortu birikiyorsa, bu kalitesiz bir yağdır.
– Zeytinyağından bir yudum alıp ağzınızda dolaştırdığınızda boğazınızı yakmıyor ve meyve tadı veriyorsa bu iyi bir yağdır.

Kutsal armağanlar: Zeytin ve zeytinyağı


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

4min1220

Önümüzdeki yüzyılda değişen pek çok şey arasında beslenme alışkanlıklarımız da yer alacak. Sağlıklı yaşamayı sağlayan, hastalıkları tedavi eden fonksiyonel besinlere ilgi gittikçe artıyor. Son yıllarda hormonlu sebze ve meyveler, tatsız…

Önümüzdeki yüzyılda değişen pek çok şey arasında beslenme alışkanlıklarımız da yer alacak. Sağlıklı yaşamayı sağlayan, hastalıkları tedavi eden fonksiyonel besinlere ilgi gittikçe artıyor. Son yıllarda hormonlu sebze ve meyveler, tatsız tutsuz etler, yaşamımızın ayrılmaz bir parçası oldu. Bu yüzden bilimadamları, gıdaların besin değerini artırmak için besinlere farklı özellikler katmaya uğraşıyorlar. Özellikle “fonksiyonel” besinler bunlar arasında çok önemli.

İlaç kullanmak yerine bilinçli beslenmeyi seçen tüketiciler için, bu tür ürünler bir kurtarıcı gibi görünüyor. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyabetik Bölümü’nden Profesör Doktor Sevinç Yücesan, fonksiyonel besinlerin neler olduğu ve yararları ile ilgili olarak bizi bilgilendirdi.

Yaşam kalitesi yükseliyor

Fonksiyonel besinler; doğal olarak içerdikleri spesifik, fizyolojik aktif bileşenleri ile kardiovasküler, kanser, diabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıklardan korumada veya tedavi edip, yaşam kalitesini yükselten besinler olarak tanımlanıyor. Fonksiyonel besin olarak nitelendirilen soya fasulyesi, keten tohumu, sarmısak, lahana, brokoli, karnabahar, brüksel lahanası, domates, meyan kökü gibi besinler, yüksek antikarsinojik aktiviteye sahipler. Turunçgiller ise içerdikleri C vitamini, folik asit, potasyum, pektin dışında aktif fitokimyasal öğeleri içeriyorlar. Fitokimyasal öğeler de, kanser ve kardiovasküler hastalık riskini azaltıyor.

Çok yararı var
Fonksiyonel besinler ile ilgili ilk çalışmalar Japonya’da başlamış. Araştırmalar fonksiyonel besinlerin bileşiminde bulunan öğlerin bağışıklık, endoktrin, sinir, dolaşım ve sindirim sistemi gibi fizyolojik sistemler üzerine etkileri ile kardiovasküler, kanser, diabet, hipartansiyon gibi kronik hastalıkları tedavi ettiğini ortaya koyuyor.

Fonksiyonel besinler
Lahana, brokoli, karnabahar, brüksel lahanası: Bu besinler, kanser riskini azaltırlar.

Domates: Göğüs, sindirim sistemi, mesane, deri ve akciğer kanseri riskini azaltır.

Sarmısak: Kanserden korur, mide tümörünün oluşumunu engeller.

Keten tohumu: Kalp atakları ve kalp krizi riskini önler.

Meyan kökü: Tıpta çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılıyor.

Balık: Kanser, kalp damar hastalıkları gibi pek çok hastalık üzerinde olumlu etkisi olduğu gibi, büyüme ve gelişmede de etkinlik gösterir. Balık yağından izole edilen DHA kanser, serim kolestrol ve yüksek tansiyonun düşürülmesinde yararlıdır. Yaşa bağlı diğer hastalıkları önler

Süt ürünleri: Sütte bulunan kalsiyum, her yaş grubu için ayrı bir önem taşır. Özellikle fermente süt ürünlerinde bulunan probiyotikler ve prebiyotikler sağlık için oldukça önemli.

Geleceğin besinleri


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

3min1220

Günümüzde birçok uzman, doğal tedavi yöntemlerinin, ilaçlara nazaran daha sağlıklı ve etkili olduğunu kabul ediyor. “Nineden kalma” şifa tarifleri, en kötü hastalıklara bile deva olabiliyor. Hepimizin yıllardan beri, ufak tefek…

Günümüzde birçok uzman, doğal tedavi yöntemlerinin, ilaçlara nazaran daha sağlıklı ve etkili olduğunu kabul ediyor. “Nineden kalma” şifa tarifleri, en kötü hastalıklara bile deva olabiliyor. Hepimizin yıllardan beri, ufak tefek sağlık problemleri yaşadığımızda uyguladığımız, pratik ve vazgeçilmez korunma ve tedavi formüllerimiz vardır. Örneğin, boğazımız ağrıdığında bir pastil almak yerine, karbonatlı ya da tuzlu suyla, bir-iki defa gargara yapmayı tercih ederiz. Büyükannelerimizin sandığından çıkmış duygusu yaratan bu formüller, şaşırtıcı olsa da hâlâ işe yarıyorlar…

Her derde deva!
Günümüzde birçok uzman ve doktor da artık, doğal tedavi yöntemlerinin ilaçlara nazaran daha sağlıklı ve etkili olduklarını kabul ediyor.

* Soğuk algınlığına karşı içilen bir fincan zencefil çayı, C vitamini deposu olan limon ve arnavut biberi, iyileşmek için alınan antibiyotiklerden daha çok işe yarayabiliyor.

* Her derde deva şehriyeli tavuk çorbasına birkaç damla limon damlatarak, güçlü bir şifa şurubu hazırlayabilirsiniz.

İçine, burnunuzdaki nemi azaltarak nefes almanızı kolaylaştıran ve öksürüğü söküp atan bir parça kırmızı biber serpmeyi unutmayın.

Ayrıca çorbayı pişirirken içine atacağınız bir adet soğan, bakterilere; birkaç diş sarmısak ise mantarlara karşı mükemmel etki sağlayacaktır.

* Fındık yağı, özellikle biraz alkolle karıştırıldığında hemoroide iyi geliyor. Üstelik cilt rahatsızlıklarına, güneş yanığına da birebir. Ayrıca saçları yumuşatmada ve baş ağrılarında da kullanılabiliyor.

* Birçoğumuzun bildiği gibi, adaçayı ve ıhlamur boğaz enfeksiyonlarına ve bronşite iyi gelirken, bu faydaların yanında, göğsü yumuşatıyor, sakinleştirici etkisi gösteriyor.

* Mide bulantılarına karşı nane-limon; böbrek kumlarını dökmek için ise, mısır püskülü, arpa, kiraz sapı ve maydanoz kaynatıp içmek tavsiye ediliyor.

Şifa tarifleri


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min1060

Bakla, sindirimi kolay ve çok besleyici bir sebze. Tanelerinde bol miktarda azot ve nişasta bulunuyor. Uzmanlar; bitkisel protein, karbonhidrat, demir, kalsiyum ve bol vitamin içeren bu sebzenin sık sık tüketilmesini…

Bakla, sindirimi kolay ve çok besleyici bir sebze. Tanelerinde bol miktarda azot ve nişasta bulunuyor.
Uzmanlar; bitkisel protein, karbonhidrat, demir, kalsiyum ve bol vitamin içeren bu sebzenin sık sık tüketilmesini tavsiye ediyor.

Baklanın; kuvvet verici, idrar yollarını temizleyici ve ishal kesici etkisi de var. Baş ağrılarına iyi geliyor.

Ayrıca, şeker hastalarında kan şekerini düşürmeye yarıyor.

Bakla baş ağrısına ve ishale iyi geliyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min1160

ABD’deki John Hopkins Bloomberg Üniversitesi’nden araştırmacılar, aşırı kilo ile bunama hastalıkları arasında ilişki olduğunu saptadı. Buna göre, Alzheimer ve Vasküler Demans (damarla ilgili bunama) hastalığına yakalanma riskini artırabileceği bildirildi. Araştırmalar,…

ABD’deki John Hopkins Bloomberg Üniversitesi’nden araştırmacılar, aşırı kilo ile bunama hastalıkları arasında ilişki olduğunu saptadı. Buna göre, Alzheimer ve Vasküler Demans (damarla ilgili bunama) hastalığına yakalanma riskini artırabileceği bildirildi.
Araştırmalar, kadınlarda obezitenin özellikle Alzheimer hastalığı riskini, erkeklerdeyse daha çok damarla ilgili bunama riskini artırdığını gösterdi.

Obezite, bunamaya neden oluyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min1010

Kanadalı bilim adamları, kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa neden olduğu öne sürülen tereyağını temize çıkardı. Yeni bir araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, tereyağı ve sığır eti…

Kanadalı bilim adamları, kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa neden olduğu öne sürülen tereyağını temize çıkardı. Yeni bir araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, tereyağı ve sığır eti kalp krizi riskini ve kolesterolü düşürüyor, şeker hastalığı ve obeziteyi tedaviye yardımcı oluyor.

Alberta Üniversitesi’nde görevli Profesör Spencer Proctor ve asistanı Flora Wang tarafından yapılan araştırmada, 16 hafta boyunca deney farelerine tereyağı ve inek etinde bolca bulunan vaksenik asit bakımından zenginleştirilmiş bir diyet uygulandı.

Deneylerde vaksenik asidin vücutta kolesterol başta olmak üzere birçok rahatsızlığa neden olan şilomikronların oluşmasını yavaşlattığı gözlemlenirken, deney sonunda kötü kolesterol olarak bilinen LDL başta olmak üzere, toplam kolesterol ve trigliseritte düşüş görüldü.

Flora Wang, “Tereyağı, sığır eti ve türevlerinde vaksenik asid oranı en az yüzde 70’tir. Araştırmanın bizi en çok sevindiren sonuçlarından biri de metabolizmada hasara neden olan silomikronların oluşmasının bu yolla yavaşlatılabileceğini keşfetmemiz oldu. Bugüne kadar zararlı etkilerinden korkulan doğal yağlar, aslında sağlık için faydalı. Tereyağı ve sığır etinin kalp krizi riskini düşürmesi, şeker hastalığı ve obezite tedavisine yardımcı olması ve kolestrole iyi gelmesi, artık bir gerçek” dedi.

Tereyağı itibarını geri aldı


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min1110

Biberon ve plastik gıda ambalajlarının yapımında kullanılan kimyasallarla yavruyken temasta bulunan hayvanlarda obezite riskinin arttığı gözlemlendi. İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen ilk Avrupa Obezite Konferansı’nın açılışında sunulan 3 araştırmada, bu ürünlerin…

Biberon ve plastik gıda ambalajlarının yapımında kullanılan kimyasallarla yavruyken temasta bulunan hayvanlarda obezite riskinin arttığı gözlemlendi.

İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen ilk Avrupa Obezite Konferansı’nın açılışında sunulan 3 araştırmada, bu ürünlerin yapımında kullanılan kimyasallarla yavruyken temasa maruz bırakılan farelerin, büyüdüklerinde diğer farelere göre daha kilolu oldukları ortaya çıktı. Bu sonuçların insan için de doğrulanması halinde, yetişkinlikte kilo vermeye çalışmak yerine, bu tür maddelerle küçükken temastan kaçınılmasına çalışılabileceği belirtildi.

Kimyasallar obezite riskini artırıyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min940

Kavun, B vitamini, brom ve iyot içeriyor, sinirleri yatıştırıyor, kanı temizliyor ve kolay bir uyku sağlıyor. Kavun meyvesi, damar tıkanıklığı, kansızlık için de öneriliyor. Ama hazmı karpuza göre daha güç….

Kavun, B vitamini, brom ve iyot içeriyor, sinirleri yatıştırıyor, kanı temizliyor ve kolay bir uyku sağlıyor.

Kavun meyvesi, damar tıkanıklığı, kansızlık için de öneriliyor. Ama hazmı karpuza göre daha güç.

Kavunun şeker oranı fazladır. Ölçüyü kaçırmadan tüketmek gerekiyor.

Açık renkli ve düz kabuklu “bal kavunu” iyi bir C, A vitamini, potasyum ve çinko kaynağı olarak en değerliler arasında yer alıyor.

Cildi kuru olanlar için 1 ölçü süt, 1 ölçü kavun suyu ve 1 ölçü su ile hazırlanan karışım, iyi sonuç veriyor.

Meyve salataları, pasta ve tartoletlerde bol bol kullanarak, hem lezzetinden hem de besin değerinden yararlanabilirsiniz.

Yaz meyvesi kavunun faydaları


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

5min1040

Karbonhidratların şişmanlatmadığı artık kanıtlandı. Üstelik bu besinler tok da tutuyor. Uzmanlara göre, beslenme alışkanlıklarında büyük hatalar yapılıyor ve giderek artan obeziteye karşı yanlış önlemler alınıyor. Yağ tüketimini kısmak ve yeterince…

Karbonhidratların şişmanlatmadığı artık kanıtlandı. Üstelik bu besinler tok da tutuyor. Uzmanlara göre, beslenme alışkanlıklarında büyük hatalar yapılıyor ve giderek artan obeziteye karşı yanlış önlemler alınıyor.

Yağ tüketimini kısmak ve yeterince karbonhidrat almakla sağlığın korunabileceğini söyleyen beslenme uzmanları, dengesiz ve fazla beslenmenin sonucunda ortaya çıkan obezitenin, özellikle batı ülkelerinde gün geçtikçe daha büyük bir tehlike haline gelidiğini söylüyor.

Uzmanların en sağlıklı tarz olarak gösterdiği Akdeniz diyetine sahip ülkelerde bile, yanlış beslenme alışkanlıkları ağırlığını koymaya başladı. Artık Akdeniz ülkelerinde görülen aşırı kilolu insan sayısı, her 2 kişiden birinin fazla kilolu, her 5 kişiden birinin obez olduğu ABD’ye yaklaşmaya başladı.

YANLIŞ BESLENİYORUZ!
Dünya Sağlık Örgütü, aşırı beslenmeyi küresel bir sağlık sorunu ve salgın olarak kabul ediyor. Fazla kilolar, estetik kaygıların çok ötesinde zararlara yol açıyor. Dünya genelinde, fazla kiloların neden olduğu sağlık sorunları yaşayan insanların sayısı 1 milyar 200 milyonu buluyor. Beslenme uzmanları, yemek konusunda çok temel hatalar yapıldığı konusunda görüş birliği içinde. Ekmek ve makarna gibi yüksek oranda kompleks karbonhidratlar içeren gıdalara yeterince yer verilmediğini söyleyen uzmanlar, günümüzde ortalama yaşam süresinin 80’lere yaklaşmasını ve çocukların geçmiş nesillerden ortalama 12 cm daha uzun olmasını, savaş sonrasında büyük ölçüde değişen beslenme alışkanlıklarına bağlıyor. Öte yandan et, yağ, rafine şekerler gibi gıdaların bir statü sembolü olarak algılanmaya başlaması sonucunda yanlış biçimde ‘zenginleşen’ sofralar, sağlık için ciddi bir tehdit unsuru oluşturuyor. Son yıllarda daha az aşırılığa kaçıldığı halde, bu yanlışa devam ediliyor.

Beslenme uzmanlarının tavsiye ettiği günlük gıda oranları ise şöyle: 80 gr makarna, 50 gr ekmek, 30 gr sos. Kaçınılması gereken hatalar ise şu şekilde sıralanıyor:

Aşırı yemek:
Hareketsiz yaşam tarzının ve teknolojinin verdiği rahatlığın sonucunda, günlük kalori ihtiyacımız hatırı sayılır ölçüde düştü. Bu nedenle yiyecek tüketimini uygun şekilde kısmak gerekiyor.

Fazla sos kullanımı:
Özellikle sıvı soslarda ölçüyü kaçırmak çok kolay. Bu yüzden, kaşıkla ölçerek kullanmak ve gizli yağ kaynaklarına dikkat etmek önem taşıyor.

Ekmek, makarna ve baklagili kısmak:
Karbonhidratların şişmanlattığı inancı, artık geçerliliğini yitirdi. Üstelik bu besinler tok tutuyor ve kolay sindiriliyor.

Protein ve yağ fazlası:
1 gramında 4 kalori olan karbonhidratlara karşılık, 1 gram yağda 9 kalori bulunuyor. Sosların, peynir çeşitlerinin ve süt ürünlerinin yüksek oranda yağ içerdiğini unutmayın.

Karbonhidratların şişmanlatmadığı kanıtlandı