Hastalıklar

adminŞubat 19, 2018
koku-alma-bozukluklari.jpg

3min5430

Koku ile ilgili bozuklukların başlıcaları şunlardır:

Anosmia: Hiç koku duymama

Hyposmia: Kokuyu hafif duyma

Parosmia: Kokuyu olduğundan başka tarzda duyma

Hyperosmia: Aşırı koku duyma

Cacosmia: Fena koku duyma.

Hiposmia ve Anosmia

Bir burnu ya da her ikisini ilgilendirebilir. Geçici veya sürekli olabilir.

Geçici koku alamama, akut rinitte (nezle), allerjik (saman nezlesi, vazomotor rinit) rinitte, potasyum iyodür veya arsenikli ilâç alanlarda görülür. Migren krizlerinde de koku alamama bulunabilir.

Sürekli koku alamama

— Burunda tıkanıklığa bağlı olanlar: Adenoid, polip, hipertrofik rinit, rauwolfia grubu ilâç alanlar, septum deviasyonu, sifiliz, tümör.

— Burun tıkanıklığı olmaksızın mukoza hastalığı: Atrofik rinit, ozena (atrofik rinit, mükoprülan salgı, kabuklanma, pis koku), postinfluenza kalıcı anosmi, lepra, fasial sinir felcine bağlı mukoza kuruması, bazı şimik maddelerle uzun süre ilişkili olmak (kreosol, formaldehid, katran, ağır madenler).

— Koku siniri (olfaktor sinir) ile ilgili olanlar: Burun boşluklarında ve mukozasında lezyon bulunmadığında, anosminin nedeni, koku siniri, merkezi sinir sistem lezyonu veya histeridir. Birlikte başka belirtiler de bulunur. Koku sinirinin konjenital yokluğu çok seyrek görülen bir olasılıktır. Kafa travmasında koku siniri kopabilir. Orta çizgide bulunan osteoma ve meningiomalar da seyrek görülen nedenlerdendir. Beyin ameliyatlarından sonra da anosmi görülebilir. Bazal menenjitte, tabes ve paralizi jeneralde (Sy), kafaiçi basıncının arttığı hallerde de nörojen anosmia bulunabilir. I

– Merkezi sinir sistemi lezyonlarına bağlı olanlar: Frontal lob ve optik kasma tümörleri, kafa travması sürekli anosmlye neden olabilir. Temporal lob tümörlerinde ve psikomotor epilepside kokuları değişik duyma (parosmia) bulunabilir.

— Histeri sonucu da anosmi bulunabilir.

Fena Koku Duyma

Ortamda bir koku kaynağı yokken hastanın fena koku duyması (cacosmia) akıntılı rinitlerde, burunla ilişkili olan sinüslerin akıntılı iltihaplarında (maksiller sinüs), burun veya sinüs tümörlerinde, ozenada ve atrofik rinitte görülebilir.

Burun ve çevresindeki sinüslerde hiçbir hastalık bulgusu olmadan da epilepsi aurasında, psikomotor epilepside, şizofrenide kötü koku duyma olabilir. Kötü koku duyduğunu belirten şizofrenik hastalar kendilerine ve çevrelerindekilere zarar verebilirler.


adminŞubat 19, 2018
kasinti-hangi-hastaliklarda-olur.jpg

8min5630

Çok sık rastlanan kaşıntının pek çok hastalığın belirtisi olabileceğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Dermatoloji ve Allerjik Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Oktay Taşkapan, ‘Kaşıntı, deri hastalıkları dışında, kansızlıktan parazite kadar pek çok hastalığın belirtisi olabilir. Bu nedenle uzun süren kaşıntıları ciddiye almak gerekir’ diyor.

Kaşıntı nedir? Ekzemadan bitlenmeye, ilaç döküntülerinden uyuza ve mantar hastalıklarına dek pek çok hastalıkta, bireyi hekime yönelten en önemli yakınma kaşıntıdır. Kimi zaman en az ağrı kadar hastayı rahatsız eden; uykusuzluğa ve depresyona yol açan, hatta intiharın eşiğine getiren bu bulguya, pek çok iç hastalığı da eşlik edebilmektedir. Kaşıntı için vücudun bir çeşit uyarısı ya da derinin bir tepkisi diyebiliriz.

Basit gibi görünse de, kaşıntı bazen oldukça karmaşık sorunlarla birliktelik gösterebilir. Kaşıntının nedenleri nelerdir? Kaşıntının nedenleri araştırılırken hastanın yaşı, varolan hastalıkları, kullandığı ilaçlar, banyo alışkanlıkları ve hastanın psikolojik durumu gibi faktörler dikkate alınmalıdır. Bazı ilaç allerjilerinde, deride görünen herhangi bir şey olmaksızın kaşıntı gelişebileceği unutulmamalıdır.

Barsak parazitleri, diyabet, iç organ kanserleri (safra kesesi, karaciğer, barsak kanseri); safra kesesi taşları ya da viral hepatit (sarılık) gibi nedenlerle ortaya çıkan safra yolu tıkanıklıkları, lösemi ve lenfoma gibi malign (kötü huylu) kan hastalıkları, böbrek yetmezliği, AIDS gibi sistemik (birçok organı tutan) hastalıkların gidişi sırasında ya da bazen bu hastalıkların ilk belirtisi olarak yaygın ve nedensiz kaşıntılar ortaya çıkabilir. Kaşıntının en sık rastlanan nedenlerinden birisi deri kuruluğudur. Yaşlı hastalarda çok sık rastlanan bir türdür.

Çünkü insan yaşlandıkça deri fonksiyonları, derinin esnekliği ve su tutabilme özelliği azalır. Sert alkali sabunlarla ve çok sıcak su ile sık banyo yapılması, derideki bu bozulmayı daha da arttırıp, koruyucu lipid tabakasını zayıflatarak, deri kuruluğuna ve kaşıntıya yol açar. Ülkemizde yaygın olan liflenme ve keselenme alışkanlığının da derinin kuruyup kaşınmasında önemli rolü vardır.

Deride görünür herhangi bir şey yokken, hasta kaşıntıdan yakınıyorsa, bu durum aksi kanıtlanana dek, altta yatan bir hastalığın belirtisi olarak kabul edilmelidir. Teşhis için yaptığınız araştırmalar nelerdir? Genellikle kaşıntısı olan kişilerin ilk başvurdukları hekim dermatologdur. Dermatologlar, deri muayenesi ve genel muayene ile kaşıntının nedenini belirlemeye çalışırlar.

Deride herhangi görünür bir bulgu yoksa; muayene bulgularına göre kansızlık (demir eksikliği), karaciğer ya da böbrek hastalıkları, tiroid hastalıkları, barsak parazitleri ya da yukarıda belirtilen diğer klinik tablolar yönünden incelemeler yapılır. Tüm bu araştırmaların sonuçlarına göre, gerekirse ilgili diğer dallardan uzman hekimlerin de yardımına başvurulur. Kaşıntının tedavisi nasıldır? Kaşıntıda öncelikle nedene yönelik tedavi yapılmalıdır.

Varolan deri hastalıkları uygun ilaçlarla tedavi edilir. Kaşıntı tedavisinde çok sık olarak kullanılan antihistaminlerin, ürtiker (kurdeşen) dışındaki kaşıntılarda etkisi hemen hemen yoktur. Birinci kuşak diye tanımlanan ve sedatif (uyku verici) özellikleri olan antihistaminler, bu özellikleri nedeniyle kullanılabilir. Mentollü krem ya da pudraların, uzun süreli kullanımda, tahrişe neden olabileceği unutulmamalıdır. Yine de, kısa süreli olarak vazelinli, kortikosteroidli pomatlarla birlikte kullanılabilir. Uzun süren ve bir nedene bağlanamayan kaşıntılarda, hasta bir psikiyatrist ile konsülte edilmelidir.

Neden ne olursa olsun, serin ve klimalı bir ortam, pamuklu, hafif giysi ve yatak takımlarının kullanılması, aşırı terlemeden kaçınılması kaşıntıyı azaltır. Kalın, yünlü ya da sentetik giysilerin giyilmesi, çok sıkı giyinilmesi; hem deriyi tahriş etmekte, hem de vücut ısısını arttırarak kaşıntıyı tetikleyebilmektedir. Alkol alımından, sıcak ve baharatlı yiyeceklerle, sıcak içeceklerden kaçınılması uygun olacaktır. Bu maddeler deride vazodilatasyona (damarların genişlemesine) neden olarak kaşıntıyı arttırabilirler.

Deri kuruluğu nedeniyle oluşan kaşıntıdan kaçınmak için ise;

1. Banyo ılık suyla yapılmalı, kısa sürmeli (10 dk. gibi) ve gerekmedikçe haftada ikiyi geçmemelidir.

2. Banyolarda sabun yerine ‘syndet’ diye tanımlanan, sert (alkali yapılı) olmayan ve derinin lipid örtüsünü bozmayan ürünler kullanılmalıdır.

3. Kese ve lif kullanılmamalı, temizleyici ürün vücuda elle sürülmelidir.

4. Banyo sonrasında, yumuşak bir havluyla deriyi fazla tahriş etmeden kurulanılmalı ve ilk 3 dakika içinde, henüz daha deri kuruyup gerilmeden, derideki nemliliğin sürmesini sağlayacak nemlendirici / yağlayıcı pomad ya da emülsiyonlar yaygın olarak sürülmelidir.

5. Kolonya, alkol gibi maddelerin, kaşıntı giderici jel ve sulu pudraların deriyi kurutarak kaşıntının daha da artışına neden olacağı unutulmamalıdır.

6. Derisi kuru ve kaşıntıya eğilimli bireylerde, vücuda ilk temas eden giysilerin pamuklu olması gerekir. Sentetik ürünlerin ya da yünlü giysilerin deriye doğrudan teması kaşıntıyı arttırır.

7. Yüksek ısılı ve düşük nemli ortamların da, deri kuruluğu ve kaşıntıya yol açabileceği akılda tutulmalıdır.


adminŞubat 19, 2018
vucudumuzun-verdigi-kisa-mesajlar.jpg

6min5310

Sağlıklı yasam konusunda birçok araştırmaya imzasını atan; Londra daki Kine College Hastanesi Gerontoloji (yaslanma bilimi) Enstitüsü nde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Bale, “Sadece parmaklarınızın uzunluğu bile sizin sağlığınız hakkında kayda değer bilgi sahibi olmamızı sağlıyor aslında. Siz de vücudunuzla ilgili önemli detaylara; dikkat ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz ” diyor ve ekliyor: “Vücudunuz; siz fark etmeden sağlığınızla ilgili en önemli ipuçlarını veriyor.”

Prof. Bale’ye göre, tırnaktan gözlere, doğum kilosundan avuç içine kadar vücuttaki her şey birer gösterge. O halde bir test yaparak ne kadar sağlıklı olduğumuzu anlamak mümkün. Bale’nin ” İste hayatinizi kurtaracak 16 ipucu” dediği test söyle:

1. Tırnaklar

Tırnaklarınıza dikkatle bakin. Eğer hafif mavilik yâda; morluk görürseniz bu bir kalp hastalığıyla karsı karsıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karsı karsıya olduğunuzu gösterebilir.

2. Nefeslerinizi Sayın

Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek… Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

3. Gözler

Aynada gözlerinizden birine bakin. İris’in etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu ayni şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.

4. Avuç içinize bakin

Avuç içlerinize dikkatle bakin. Eğer kırmızı ve lekelilerse karaciğerinizde sorun var demek.

5. Hafıza kontrolü

Bir tepsinin üstüne rasgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakin. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer le karsılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.

6. Kas kontrolü

Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa, kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.

7. Görünüş

Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün.

Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.

8. Tiroit misiniz?

Kollarınızı yere paralel olarak tam karsınızda birleye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma riskiniz çok.

9. Düz yürümek

Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi isliyor demektir.

10. Doğum kilonuz

Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karsı karsıya kalabilirsiniz.

11. Beliniz kalın mı?

Vücut sekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yasama riskiniz daha fazla.

12. Tuvalet sıklığı

Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık tuvalete gitmektir.

13. Nabız kontrolü

Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yasayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70 in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.

14.Dişlerinizi fırçalayın

Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.

15. Parmak uzunluğu

İşaret ve yüzük parmakları ayni uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla.

16. Ayak Bilekleri

Bas parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karsı karsıya kalabilirsiniz.


adminŞubat 19, 2018
hastalik-hastasi-olmayin-1280x850.jpg

11min5170

Günümüzde yaygın kullanılan internette kişiler hastalıklarının nedenlerini de araştırmaktadırlar. Bazı günler örneğin baş ağrısı ile alakalı binlerce doküman incelerken bir başka zaman parmağının uçuğundaki basit bir karıncalanmayı haftalarca araştırabilir.


adminŞubat 19, 2018
1-tiroid-5-hastalik-ediyor-1280x619.jpg

4min3070

Son yıllarda pek çok kişide görülen tiroid hastalığı beraberinde 5 hastalığı daha getiriyor.Yol açtığı tiroid kanseri, bağışıklık, kısırlık, depresyon ve iyot eksikliği hastalıkları ile ayrı bir önem taşıyor.


adminŞubat 19, 2018
antibiyotikler-astim-ve-obeziteyi-tetikliyor.jpg

4min2550

Kullanılan antibiyotikler bağırsak florasını değiştiriyor; bu değişiklik ise astımdan, kansere, şişmanlıktan, diyabete, depresyondan, enfeksiyon hastalıklarına kadar bir çok soruna neden oluyor.

Yapılan araştırmalar, kullanılan antibiyotiklerin bağırsak florasını değiştirdiğini, bu değişikliğin ise astımdan, kansere, şişmanlıktan, diyabete, depresyondan, enfeksiyon hastalıklarına kadar bir çok soruna neden olduğunu ortaya koyuyor.

Helsinki Üniversitesinde Ocak ayında yapılan bir araştırmada, iki yaşından önce tekrar eden antibiyotik kullanımının, bağırsak florasında değişiklikler yaptığını, çocuklarda hem astım hem de obezite riskini arttırdığını gösteriyor.

Çocuk Sağlığı Hastalıkları, Çocuk Alerji ve İmmunoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony konu ile ilgili şöyle konuştu: ‘Son dönemlerde yapılan araştırmalar, vücudumuzda milyonlarca mikrop olduğunu gösteriyor. Mikrobiyomu oluşturan bu mikroplar, vücudumuzun her yerinde; içinde ve dışında bulunuyor.

Bu mikroplar bakteri, virüs ya da mantar türlerinde olabiliyor. Her bir organın taşıdığı mikrop sayısı ve kombinasyonu birbirinden farklı olduğu gibi, sağlıklı insanda bir denge içerisinde bulunuyor. Mikrobiyomdaki mikroplar arasında ki bu dengenin bozulması hastalıklara neden oluyor ve hastalıklarda, mikrobiyomun dengesini değiştirebiliyor. Antibiyotik kullanımının ise mikropları öldürdüğü için bağırsak florasını bozduğu ve birçok hastalığa neden olduğu görülüyor. ’

ÇOCUKLARDA İKİ YAŞ ÖNCESİ ÇOK ÖNEMLİ! 

Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony; yapılan araştırmalarla desteklenen ve iki yaşından önce tekrar eden antibiyotik kullanımının, bağırsak florasında bir yılı aşkın süren değişiklikler yaptığına dikkat çekerek, çocuklarda hem astım hem de obezite riskini arttırdığını söyledi. Çocuklarda antibiyotik kullanımında çok dikkatli olmak, antibiyotik ihtiyacını belirlemek için hem klinik, hem de laboratuvar testleri kullanmak gerektiğini belirtti. Test sonuçlarından emin olduktan sonra antibiyotik tedavisinin başlamasını, aksi takdirde faydadan çok zarar verebileceğini sözlerine ekledi.

Doç. Dr. Antony; son dönemlerde özellikle Amerika ve Avrupa’da bu konuda birçok çalışmanın yapıldığını, insan vücudu ile ilgili birçok şaşırtıcı ve heyecan verici bilgi elde edildiğini söyledi. Astımdan, kansere, şişmanlıktan diyabete, depresyondan enfeksiyon hastalıklarına kadar birçok hastalıkta bu mikropların rolünün büyük olduğunu, bu hastalıkların tedavisinde de mikrobiyomun yarınlar için umut verici olduğunu vurguladı.

Kaynak : Habertürk

adminŞubat 19, 2018
mide-yanmasi-bircok-saglik-probleminin-habercisi.jpg

5min2440

Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, mide yanmasının başta yaşam kalitesini düşürmesinin yanı sıra birçok sağlık probleminin de habercisi olduğu belirtti.

“Mide yanması ve boğazda da bunu hissediyorsanız alt özafagus sfinkteri adı verilen kapakta problem olduğu ve mide asidinin yemek borusunu tahriş ettiği kısacası reflü hastası olduğunuz anlamına gelmektedir” diyen Tutar, “Bazı beslenme tarzı yanlışlıkları mide problemlerinin tetikleyicisidir. Bu yanlışlıklardan bahsedecek olursak. Fazla miktarda yemek yemek: Mide yanmasını ve ekşimesini engellemek için başlangıçta özel besinler düşünülmeden tüketilen yemek miktarına bakılmalıdır. Eğer fazla hacimde besin bir anda mideye ulaşırsa mide yanması artacaktır. Bir besin mide yanmasına iyide gelse kötüde gelse fazla miktarda tüketildiğinde her zaman rahatsızlık verici olacaktır.” diye konuştu.

“Az ve sık beslenerek fazla miktarda besin tüketiminden kaçınmış olursunuz. Bu durumda midenize bir anda yük binmez ve sindirim işlemi daha kolay olur. Mide yanmasını engellemenin diğer bir yolu ise tabaklarınızın boyutlarını küçültebilirsiniz. Bu şekilde bir öğünde daha az besin alımı olacaktır. Hızlı yemek yemek: Mide yanmasını hissetmek istemiyorsanız hızlı yemek tüketiminden kaçınmalısınız. Hızlı besin tüketildiğinde sindirim işlemi istenildiği gibi olmaz ve bu durum midenizdeki yanmayı tetikler. Ayrıca her ikram edilen besine evet dememeyi öğrenmelisiniz.

Nasıl çözülebilir? 

Günlük hızlı yaşam ve hayatın temposuna yetişmek için yemek genelde ikinci plana atılmıştır. Bu durumda yemeklerin hızlı yenilmesine neden olmaktadır. Yavaş yenilen yemek sindirim sisteminizin daha düzenli ve yorulmadan çalışmasına neden olacaktır. Ayrıca yavaş yemek yemeniz bir öğünde daha az kalori alacağınız anlamına da gelmesi nedeni ile var olan kilo probleminiz içinde iyi bir çözüm olacaktır.

Yağlı gıdalar tüketmek: Yağ içeriği yüksek olan besinler genel olarak sindirimi uzun sürer bu nedenle mide de kalma süreleri daha uzundur. Uzun süre mide de bulunan yağlı besinler midenizdeki problemi arttıran başlıca etmenlerdendir. Kızarmış tavuk, cips, derisi ile birlikte tüketilen tavuk kanat veya kızartılmış tüm yağlı besinleri sıklıkla tüketiyorsanız mide problemi yaşamanız kaçınılmaz olacaktır.

Nasıl çözülebilir?
Sevdiğiniz yiyeceklerden vazgeçmek zorunda değilsiniz. Sadece hazırlanma ve pişirilme yöntemlerine de dikkat ederek aynı besini rahatlıkla tüketebilirsiniz. Farklı şekilde hazırlanan besin mide ekşimesinin en büyük yardımcısıdır. Kavurma ve kızartma yerine fırında, ızgara gibi yöntemlerle aynı besinleri tüketebilirsiniz. Etlerin görünen yağlarının hazırlanma kısmında kullanılmaması da mide problemlerinizin yaşanmamasında önemlidir.

Asitli yiyecek tüketmek: Domates, domates sosu veya sıkılmış portakal, greyfurt ve limon gibi besinler mide ekşimesini tetikleyebilir. Bunların en büyük özelliği asidik olması ve hassas olan midelerde problem çıkarma risklerinin fazla olmasıdır. Yine bazı salata sosları ve sirke asit içerikli olması nedeni ile midenizdeki problemleri tetikleyebilir.

Nasıl çözülebilir?
Bu besinlerden vazgeçemiyorsanız ilk olarak daha az sıklıkta tüketilmesine özen gösterin. Salatalara daha az sıkılan sirke ve limon midenizdeki problemin daha düşük seviyede yaşanmasını sağlar. Ayrıca portakal ve greyfurt gibi besinleri mide koruyucu özelliği olan yoğurt ile birlikte tüketebilirsiniz.

Kaynak : Sabah


adminŞubat 19, 2018
anemi-kansere-isaret-olabilir.jpg

6min2250

Anemi; mide ve bağırsak gibi sindirim sistemi kanserleri başta olmak üzere, tüm kanser çeşitlerinin belirtilerinden biri olabiliyor. Aneminin nedenleri arasında kanser de yer alıyor. Bu nedenle anemi tedavisine başlanmadan önce kanserin de akla gelmesi ve buna yönelik tetkiklerin yapılması gerekir. Central Hospital’dan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. M. Rafet Yiğitbaşı, 4 Şubat Dünya Kanser Günü sebebiyle oldukça tehlikeli bir hastalık olan anemi ve kanser ilişkisi hakkında bilgiler verdi.

ANEMİ TÜM KANSER ÇEŞİTLERİNDE ORTAK BULGUDUR

Anemi, kanın oksijen taşıma kapasitesinin düşmesi anlamına gelen bir tıbbi terimdir. Anemi tespit edilen hastalar, solukluk, halsizlik, efor kapasitesinin düşmesi, nefes darlığı ve çarpıntı gibi şikayetlerde bulunurlar.  Anemi, sağlıklı kırmızı kan hücresi yani eritrosit üretiminin bozulması, kan hücrelerinin aşırı yıkımı, kronik hastalıklar veya görünür ya da görünmez kan kayıpları sonucunda gelişir.

Kan hücrelerinin üretim yeri kemik iliğidir. Sağlıklı eritrosit üretimi için hemoglobin denilen protein yapısında bir madde, bu maddenin üretimi için de demir, protein, iyi bir beslenme ve vitamin desteğine ihtiyaç vardır. Kanser dışı spesifik nedenlere bağlı anemi tipleri tanıda önemli bir yer tutar ve uygun bir tedaviyle düzelebilir.

Hekimler daha sık rastlanan demir eksikliği anemisini ilk planda düşünerek, ampirik tedavi uygulayabilirler. Çünkü demir eksikliği anemisi en sık rastlanan anemi tipidir. Nedenleri arasında da kanserler önemli bir yer tutar. Ancak anemi nedenleri arasında sayılan kanser türü hastalıklar özel bir önem arz eder. Anemi, mide ve bağırsak gibi sindirim sistemi kanserleri başta olmak üzere tüm kanser çeşitlerinde, diğer belirtilere eşlik eden ortak bir bulgu olarak kaydedilir.

ERKEKLERDE GÖRÜLEN KANSIZLIK, CİDDİ HASTALIKLARA İŞARET EDEBİLİR

Erkeklerde anemi görülme sıklığı daha düşüktür. Çünkü erkekler kadınlarda olduğu gibi jinekolojik sebeplere bağlı olarak kan kayıpları yaşamazlar. Ayrıca kadınlara nazaran daha çok fiziksel efor gösterirler. Bu nedenle anemi tespit edilen erkek hastalarda gerçek bir patoloji saptama olasılığı çok daha yüksektir. Karşılaşıldığı durumlarda ise sebebinin iyi araştırılması ve değerlendirilmesi gerekir. Çünkü erkeklerde görülen kansızlık ciddi hastalıklara işaret ediyor olabilir. Özellikle erkeklerde anemi gözlemlendiyse ilk olarak mide bağırsak sisteminde yaşanan kan kaybı düşünülmelidir.

Demir eksikliği anemisi de erkeklerde sıklıkla görülen anemi çeşitlerindendir. Erkeklerde yaşanan kan kaybının öncelikli nedenlerinden biri de basurdur. Hemoroid gözlemlenen durumlarda belirli aralıklarla kanamayla kaybedilen kan da erkeklerde demir eksikliği anemisi yapabilir.

GİZLİ KAN KAYIPLARINA İŞARET EDEN ANEMİYE DİKKAT

“Anemi – Kanser ilişkisi” yönünden bakıldığında, gizli kan kayıplarına işaret eden anemi tipi söz konusu ise, sistemik belirtiler olarak halsizlik, çabuk yorulma, kilo kaybı yanında sindirim sistemine ait bulantı, iştahsızlık, kusma, karın ağrısı, dışkılama alışkanlığında değişme, gaz şişkinliği gibi belirtiler mutlaka önemsenmeli ve tetkikler derinleştirilmelidir. Üriner sisteme (idrar yolları) ait yakınmalar da anemi  varlığında titizlikle değerlendirilmelidir. Makul sürede düzelmeyen kuru öksürük, göğüs kafesinde ağrı, öksürükle kan gelmesi ciddi bir akciğer hastalığı belirtisi olabilir.

Ayrıca gaitada gizli kan testi, laboratuar testleri, endoskopik incelemeler, BT, MR gibi günümüzün gelişmiş tanı yöntemlerine baş vurmak suretiyle kanser araştırması yapılmadan, uzun sürebilecek ampirik bir anemi tedavisine başlanılmamalıdır. Aksi takdirde böyle bir tedaviden tam bir sonuç alınamayacağı gibi, kanser tanısının geciktirilmesi gibi sorunlar ortaya çıkar.  Erken saptanan ve uygun bir şekilde tedavi edilen kanser hastalarında, kanserden kurtulma ihtimali yanında aneminin de  kolayca düzelebileceği unutulmamalıdır. Tedavi ile hastanın yaşam standardı yükseltilebilir. Bu sebeple nedeni saptanarak, etkin tedavi başlatılmalı ve tedavi yanıtı izlenmelidir.

Kaynak : Hürriyet


adminŞubat 19, 2018
eklem-agrilarina-dikkat.jpg

3min2250

6 haftadan daha uzun süren ve birden fazla yerde görülen eklem ağrı ve şişlikleri romatoid artrit şüphesiyle araştırılmalıdır.

Romatoid artritte eklem iltihaplarıyla beraber eklem kapsülü, tendon iltihaplanması da görülür. Hastalığın oluşmasında genetik ve çevresel faktörler rol oynar. Kişinin beslenme alışkanlığı, zararlı madde bağımlılığı, şeker hastalığı, obezite, tekrarlayan enfeksiyonlar ve diş, bademcik, safra kesesi iltihaplanması romatoid artritin oluşmasında etkili faktörlerdir.

İlk belirtiler halsizlik, yorgunluk, güçsüzlük ve kas ağrılarıdır. Daha sonra eklem ağrıları, şişlik, güç kaybı ve hareket zorluğu ortaya çıkmaya başlar. Bu belirtiler daha çok el,ayak bilek ve parmaklarında, dirsek, omuz, diz ve kalça eklemlerinde görülür. Özellikle sabahları eklem ağrıları daha etkili olur ve parmak eklemlerinde daha çok görülmektedir. Romatoid artritin tedavi edilmediği durumda el parmaklarında şekil bozuklukları oluşabiliyor.

6 haftadan daha uzun süren ve birden fazla yerde görülen eklem ağrı ve şişlikleri romatoid artrit şüphesiyle araştırılmalıdır.

Romatoid artrit sistemik bir hastalıktır. Eklem şikayetlerinden başka el parmak eklemleri çevresinde ve diz ekleminde romatizmal nodüller görülebilir ve ağrılı olmazlar. Akciğerlerde de nodüller, fibröz dokusu oluşumu ve akciğer zarında sıvı birikimi görülebilir. Damar sertliği olarak bilinen aterosklerozu hızlandırabilir ve tedavi edilmezse kalp krizi ve felce yol açabilir.

Romatoid artrit erken tanı koyulursa etkili bir tedaviyle kontrol altına alınabilir. Ancak tedaviyi düzenli olarak sürdürmek çok önemlidir. Ayrıca hastanın sosyal alışkanlıkları da tedavi sürecini etkilemektedir. Sigara kullanımı eklem iltihaplarını kötüleştirirken kullanılan ilaçların etkisini azaltmaktadır. Bunun yanında sağlıklı, sebze ve meyve yönünden zengin beslenme ve spor hastalığın seyrini iyileştirmektedir.


adminŞubat 19, 2018
grip-cinsel-yolla-bulasir-mi.jpg

2min2150

Kış mevsiminin en sık rastlanan hastalıklarından olan grip cinsel yolla bulaşma gösterir mi, cinsel yollarla grip bulaşır mı, cinsellik ile grip bulaşır mı gelin tüm bu sorularımıza cevap bulalım. Gripseniz…

Kış mevsiminin en sık rastlanan hastalıklarından olan grip cinsel yolla bulaşma gösterir mi, cinsel yollarla grip bulaşır mı, cinsellik ile grip bulaşır mı gelin tüm bu sorularımıza cevap bulalım. Gripseniz ya da partneriniz grip olmuş ise cinsel yolla sizden ona ya da ondan size grip hastalığı geçiyor mu uzmanlarımız şöyle cevapladı:

Grip cinsel yollarla bulaşıyor mu?

grip-cinsel-iliskiyle-bulasir-mi

Grip cinsel ilişkiyle bulaşır mı?

Grip ve soğuk algınlığı enfeksiyon hastalıkları oldukları için yakın temas anında, nefesin solunmasıyla, öpüşmeyle bulaşır ve vücuda giren mikroorganizmalar bu hastalıkları meydana getirmektedir. Cinsellik esnasında yakın temas söz konusu olduğu için bu hastalıkları yaşıyorsak bir süre cinselliğe ara vermeliyiz.

Pek çok insan cinsel yolla bulaşan hastalıklar hakkında konuşmaktan çekiniyor ya da böyle bir durum sezdiği zaman hastaneye gidip bir uzmana derdini anlatmaya utanıyor. Oysa ki ne bir utanç ne de bir korku duymanıza gerek, cinsel yollarla bulaşan hastalıklardan şüphe duyar duymaz sağlığınız için mutlaka bir doktora başvurun ve aynı zamanda cinsel yolla bulaşan hastalıklar söz konusu olduğu zaman cinsellikten kaçının.

Grip cinsel yolla bulaşır mı?