Sağlık

adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

8min4550

Türkiye’de her yıl yaklaşık 30 bin kadında meme kanserine rastlandığı belirtilerek, bu hastalığın 40 yaş üzerindeki kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğu bildirildi. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel…

Türkiye’de her yıl yaklaşık 30 bin kadında meme kanserine rastlandığı belirtilerek, bu hastalığın 40 yaş üzerindeki kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğu bildirildi. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı’ndan yapılan ortak açıklamada, 40 yaşın üzerindeki kadınlar karşı karşıya oldukları sağlık riskleri konusunda uyarıldı.

Türkiye’de her yıl yaklaşık 30 bin kadında meme kanserine rastlandığı kaydedilerek, bu hastalığın 40 yaş üzerindeki kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğu vurgulandı. Yeni meme kanseri tanısı konan kadınların yüzde 70’inin 50 yaş üzerinde olduğuna dikkat çekildi.

Meme kanserinin, kadınlarda ölümlere yol açan kanser türleri arasında ilk sırada yer aldığı kaydedilerek, 40 yaş üzeri kadınlarda bu hastalığın görülme sıklığının, 40 yaş altındaki kadınlardan 4 kat daha fazla olduğu bildirildi.

Türkiye’de koroner kalp hastalıklarından ölümlerin yüzde 43 oranıyla ilk sırada yer aldığı vurgulanarak, bu ölümlerin önemli bir bölümünün 41-58 yaş grubundaki kadınlarda görüldüğü ifade edildi.

Yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık, hareketsiz yaşam tarzı, diyabet ve bilinçsiz beslenmenin, özellikle 40 yaş üstü kadınlarda kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini artırdığına dikkat çekilerek, şu uyarılarda bulunuldu:

– Yeterli ve dengeli beslenin. Bu, 4 besin grubundaki besinlerin yeterli miktarda tüketilmesidir. Söz konusu besinler; süt grubunda yer alan süt, peynir ve yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta ve kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ile tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır ve tarhanadır.

– Alkol ve sigaradan uzak durun. Sigara; akciğer, ağız boşluğu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, böbrek, mide ve kan kanserine, alkol ise karaciğer ve yemek borusu kanserine yol açar.

– 20 yaşın üzerindeki tüm kadınlar ayda bir kez kendi kendilerini elle muayene etmelidir. Bu kontrollerde kadınlar memelerinin dokusu ve yapısı konusunda fikir sahibi olacakları için oluşacak herhangi bir değişikliği hemen fark edeceklerdir.

Bu muayeneler, regl (adet) bitiminde yapılmalıdır. Çünkü regl döneminde meme dokusu yumuşak olur ve herhangi bir kitlenin varlığı kolayca fark edilir.
Adetten kesilme söz konusuysa bu muayene her ayın aynı gününde tekrarlanmalıdır.

– Meme muayeneleri ayna karşısında dikkatli bir gözlemle yapılmalıdır. Ayna önündeki kontrollerde; memede ele gelen sertlik veya kitle, meme başlarının pozisyonlarında değişiklik, kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması, memenin rengi, dokusu veya şeklinde değişiklik, meme derisinde kalınlaşma, şişme veya renk değişikliği, meme ucundan akıntı, meme veya meme başında içeriye doğru çekilme durumu tespit edilirse derhal bir hekime başvurulmalıdır.

– Kadınlar 40 yaşından itibaren kontrol amaçlı mamografi çektirmelidir.

Beslenmeye dikkat
40 yaşın üzeri kadınlardan beslenmeyle ilgili olarak da şunlara dikkat etmeleri istendi:
– Yağlar konusunda ölçülü olun ve doymamış yağları tercih edin.
Tereyağı, diğer hayvansal yağlar ve margarinlerin çoğu doymuş yağlardır ve kolesterol düzeyini artırırlar.
Ayçiçek, soya, mısırözü gibi bitkisel yağların çoğu doymamış yağlardır ve kolesterol içermezler.
Yemeklerin doymamış yağlarla hazırlanması yararlıdır.

– Günlük protein ihtiyacınızı hayvansal ve bitkisel kaynaklı gıdalardan dengeli olarak alın.

– Besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edin. Kolesterol miktarı kırmızı et, sakatat gibi hayvansal gıdalarda yüksektir. Bu besinler tüketilirken kolesterol içerikleri göz önünde bulundurulmalıdır.

– Posalı besinleri sıkça tüketin. Sebze ve meyveler posa, vitamin ve mineral içeriği zengin besinlerdir. Kuru baklagiller, yulaf, mercimek, mısır, buğday ve ekmek gibi posa yönünden zengin besinler günlük beslenmede yer almalıdır.

– Şekerli içecek ve tatlı tüketiminizi azaltın, şeker içeriği az olan besinleri tercih edin. Bu besinlerin fazla miktarda tüketimi, vücut ağırlığının artmasına ve besleyici değeri yüksek olan besinlerin tüketiminin azalmasına neden olur.

– Tuz tüketimine dikkat edin. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında yakın bir ilişki vardır. Tuz içeriği düşük besinler tüketin. Sebze ve meyve tüketimini artırın.

– Vücut ağırlığınızı dengede tutun, fiziksel aktivitenizi artırın. Vücut ağırlığının normalden az ya da çok olması çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlar. Bu nedenle kilonuzu normal sınırlar içinde tutmak için yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin.

– Hareketli bir yaşam sürmeye çalışın, kısa mesafeleri yürüyün.

Mamografi yaşı: 40
Memede muayene ile belirlenemeyecek anormallikleri tesbit eden mamografinin, 40 yaşını geçen kadınlara her yıl veya iki yılda bir uygulanması öneriliyor. 50 yaş üstü için de her yılını geçen kadınların ise, her yıl mamografi çektirmesi gerekiyor. Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında birkaç saniye hafifçe sıkıştırılıyor. Uygulama sırasında acı çekilmemesi için adet bitimini takip eden hafta, en uygun zaman dilimi oluyor.

40 yaşın üstündeki kadınların korkusu meme kanseri


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

12min4350

Ülkemizde her yıl yaklaşık 30.000 kadın meme kanserine yakalanıyor. Önlem alınmaması nedeniyle, bu sayı artmaya devam ediyor. Kanserin artık ölümcül bir kader olmaktan çıktığı günümüzde, atılabilecek en önemli adım, erken…

Ülkemizde her yıl yaklaşık 30.000 kadın meme kanserine yakalanıyor. Önlem alınmaması nedeniyle, bu sayı artmaya devam ediyor. Kanserin artık ölümcül bir kader olmaktan çıktığı günümüzde, atılabilecek en önemli adım, erken teşhis…

Göğüs kanseri, kadınlar arasında en çok rastlanan kanser türüdür. Bu diziyi hazırlarken amacımız, göğüs kanseri olan kadınlara, ailelerine, arkadaşlarına yardımcı olmak ve hastalığı daha iyi anlayabilmelerini sağlamaktı. Umarız ki yukarıda sıraladığımız grupların dışındaki okuyucularımız da bu diziyi okuyarak, göğüs kanseri hakkında daha etraflı bilgi sahibi olurlar.

Hazırladığımız dizi göğüs kanserinin belirtilerini, teşhisini, tedavisini ve rehabilitasyonunu içeriyor. Gayet iyi biliyoruz ki bu tür diziler göğüs kanseri ile ilgili bütün sorulara cevap veremezler. Aynı zamanda doktorlarla, hemşirelerle ve diğer sağlık görevlileri ile yapılacak görüşmelerin yerini de tutamazlar. Ancak umarız ki bu dizi sizlere yol gösterir ve diziyi okuduktan sonra doktorunuzun anlattıklarını daha iyi anlamanıza yardımcı olur.

Göğüsler
Kadınların her bir göğsünde yaklaşık 15-20 farklı bölüm vardır. Bu bölümlere lob adı verilir ve loblar tıpkı bir papatyanın yaprakları gibi sıralanırlar. Her bir lobun içinde de daha küçük lobüller yer alır, bu lobüllerin uçlarında süt yapımını sağlayan bezler yer alır. Loblar, lobüller ve bezler birbirine çok ince tüplere benzeyen kanallarla bağlıdır. Kanallar ise doğrudan göğsün ucuna gider. Göğsün uç bölümündeki koyu renkli bölgenin adı areoladır. Göğüste lobüller ve kanallar arasının yağ dokusu doldurur. Göğsün kendi yapısında kas yoktur ancak her iki göğsün de en altında kaburgaları örten kaslar bulunur.

Bunun haricinde göğüslerde kan damarları ve lenfleri taşıyan diğer damarlar vardır. Lenf damarlarının her birinin ucunda tıpkı fasulyeye benzeyen lenf bezleri yer alır. Koltuk altında, köprücük kemiğinin üzerinde ve göğüs kafesinin içinde de lenf grupları yer alır. Bu tip lenf bezleri vücudun daha pek çok bölümünde yer alır.

Kanser nedir?
Kanser bir hastalık grubuna verilen ortak isimdir. Genel olarak kanseri vücudun herhangi bir organı ya da dokusundaki hücrelerin kontrol dışında ve istemsiz olarak bölünmeye ve normalden uzaklaşarak anormal bir yapıya sahip olmaya başlaması olarak tanımlayabiliriz.

Vücudumuzdaki tüm organlar çok çeşitli tür hücrelerden meydana gelmiştir. Hücreler normal olarak, ihtiyaca karşılık vermek üzere belli bir ritimle ve belli sayılarda bölünerek yeni hücreler meydana getirirler. Bu işlem vücudun sağlıklı bir yaşam sürdürmesi için gereklidir.

Ancak hücreler, vücut yeni hücreye ihtiyaç duymadığı halde bölünmeye başlarlarsa gereğinden çok büyük bir doku meydana getirirler. Ekstra hücrelerin oluşturduğu bu kitleye tümör adı verilir. Tümörler benign (iyi huylu) ya da malignant (kötü huylu) olabilirler.

Benign (iyi huylu) tümörler kanser değildirler ve basit bir operasyonla hiçbir sorun çıkartmadan alınabilirler. Bir kez alındıktan sonra genellikle tekrarlamazlar. İyi huylu tümörlerin belki de en önemli özelliği vücuttaki diğer dokuları istila etmemeleri ve vücudun diğer bölümlerine yayılmamalarıdır. İyi huylu tümörler hiçbir zaman hayati bir tehlike oluşturmazlar.

Malignant (kötü huylu) tümörler, kanser hastalığına sebebiyet veren tümörlerdir. Yakınlarında bulunan diğer organ ve dokulara da hasar verirler. Hatta bazı kanserli hücreler kötü huylu tümörlerden ayrılarak kan dolaşımına ya da lenfatik sisteme de karışabilirler. Göğüs kanseri de aynı bu şekilde yayılarak vücudun diğer bölgelerinde başka bir kansere sebep olabilir. Kanseri bu şekilde yayılmasına tıp dilinde kanserin metastas yapması adı verilir.

Kimler yakalanabilir?
Meme kanserinin sebepleri tam olarak bilinmiyor. Fakat bazı risk faktörlerini taşıyan insanlarda meme kanserine yakalanma olasılığı daha yüksek. Bu faktörleri taşıyan kişiler her zaman meme kanserine yakalanmıyor. Fakat dikkat etmekte fayda var. Türk Meme Hastalıkları ve Meme Kanseri Vakfı (TÜMKAN) Başkanı Genel Cerrah Can Gürbüz, bu faktörler konusunda bizleri aydınlattı. Buna göre meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörler şunlar:

Yaş: Çok önemli bir risk faktörü. Yeni meme kanseri teşhisi konan hastaların % 0’i, 50 yaş üzerinde. Bu nedenle, 50 yaş üzerindeki her kadının yılda en az bir defa hekime başvurarak muayene olması ve meme filmi çektirmesi gerekiyor.

Daha önce bu hastalığı geçirmiş olmak: Önceden meme kanseri geçirip tedavi olmuş kadınlarda, diğer memenin de kansere yakalanma riski, normal kadınlara göre üç-dört kat daha fazla.

Aileden geçme: Aile yakınları arasında meme kanserine yakalanmış kadınların meme kanserine yakalanma olasılığı diğer kadınlara göre daha fazla. Bu yüzden, ailesinde meme kanseri olan kişilerin sık sık tetkik ve muayene yaptırması gerekiyor. Ayrıca genetik testler yapılarak genlerinin araştırılması da gerekiyor.

Önceden meme biopsisi yapılmış olması: Memede daha önce biopsi yapılıp, iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir. Bazı kanser olmayan iyi huylu tümörlerin bulunması kanser gelişme riskini değişik oranlarda artırabiliyor.

Doğurganlık: Adet görmeye erken yaşta başlayan kadınlar (12 yaştan önce), hiç doğurmamışlar, ilk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuranlar, 50 yaşından sonra adet görmeye devam eden kadınlarda meme kanserine yakalanma riski fazla

Östrojen tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen tedavisi gören kadınlarda meme kanseri oranı artar. Bu nedenle östrojen verilmesi mutlaka uzman bir hekim kontrolü altında yapılmalı.

Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kadınlarda nedeni henüz bulunmasa da meme kanseri görülme riskinin fazla olduğu tesbit edildi.

Yaşam tercihleri: Bazı alışkanlıklar ve yaşam seçimleri de meme kanseri riskini çoğaltır. Bunlar;
– ALKOL: Fazla alkol alan kadınlarda almayanlara göre risk artar.
– SİGARA: Genel sağlığı etkilemesi yönünden bırakılması önerilir.
– ŞİŞMANLIK VE YAĞLI BESLENME: 50 yaş üzerindeki kadınlarda şişmanlık meme kanserine yakalanma riskini artırır. Özellikle doymuş yağların fazla olduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla alınması bu riski artırıyor.
– DOĞUM KONTROL HAPLARI: Kesin olmasa da doğum kontrol haplarının meme kanserini artırdığı ileri sürülür.
– ÇEVRE KİRLİLİĞİ: Bazı kimyasal maddeler ve tarımda kullanılan haşarat ilaçları bu riski artırır.

Göğüs kanseri türleri
Kanserin hemen hemen 100 kadar çeşidi vardır. Göğüs kanserinin de birden fazla türü mevcuttur. Ancak en sık rastlanan göğüs kanseri türü göğüs yapısında bulunan kanalların iç yüzünü kaplayan kanser türüdür. Buna ductal carcinoma adı verilir. Bir diğer sık rastlanan göğüs kanseri türü ise lobular carcinoma adını taşır ve adından da anlaşılabileceği gibi lobüllerde ortaya çıkar. Göğsün diğer dokularında kansere hemen hemen hiç rastlanmaz.

Göğüs kanseri yayıldığı zaman genellikle ilk olarak koltuk altındaki lenf bezlerini etkisi altına alır. Eğer koltukaltı lenf bezlerinde kanserli hücrelere rastlanırsa hastalığın vücudun diğer bölümlerine de yayılmış olma ihtimali vardır. Lenf bezleri aracılığı ile göğüs kanseri diğer lenflere, organlara, kemiklere, karaciğere ya da akciğere yayılabilir.

Sessiz ve sinsi düşman I


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

10min4320

Göğüs kanseri erken teşhis edilip doğru şekilde tedavi edilirse hastanın çok daha fazla tedavi olasılığı ve tam anlamıyla iyileşebilmek için daha çok şansı vardır. Bu yüzden göğüs kanserini mümkün olduğunca…

Göğüs kanseri erken teşhis edilip doğru şekilde tedavi edilirse hastanın çok daha fazla tedavi olasılığı ve tam anlamıyla iyileşebilmek için daha çok şansı vardır. Bu yüzden göğüs kanserini mümkün olduğunca erken bir evredeyken yakalayabilmek önemlidir.

Göğüs kanserini erken teşhis edebilmek için kadınlara çok önemli işler düşüyor. Öncelikle her kadınını göğüs kanseri konusunda bilgi sahibi olması, bu konuda doktoru ile görüşmesi, belirtilerini ve kendisini nasıl izlemesi gerektiğini bilmesi ve düzenli aralıklarla doktor kontrolüne gitmesi gereklidir. Doktorlar önerilerini, kadının yaşına, genel ve geçmişteki sağlık durumuna ve diğer bazı faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Doktorunuzun tavsiyelerini dinlemeli, risk faktörünü artırıcı unsurlardan uzak durmalısınız.

Belirtiler
Erken dönemde göğüs kanseri genellikle ağrı-sızıya sebep olmaz. Hatta ilk evrelerinde göğüs kanserinin herhangi bir belirtisi yoktur bile diyebiliriz. Ancak hastalık ilerledikçe bazı belirtiler ortaya çıkmaya başlayacaktır. Bu belirtilerin en önemlilerini şöyle sıralayabiliriz:
– Göğüs veya koltuk altında bir kitle ya da setlik oluşumu,
– Göğsün boyunda ya da biçiminde ortaya çıkan değişiklik,
– Göğüs başında akıntı,
– Göğüste, koyu renkli bölgede ve başında renk değişimi, göğüs derisinde hissedilen diğer farklılıklar.

Bu belirtilerden herhangi birinin kendinde olduğunu hisseden kadınların hemen doktorlarına görünmeleri gerekir. Bu belirtilerin kanserden olup olmadığını ancak bir doktor teşhis edebilir.

Elle muayene nasıl olur?

Meme kanserinde erken teşhisin önemi büyük olduğuna göre, kadınların ayın belirli bir günü kendisini muayene etmesi gerekir. Dr. Can Gürbüz, böylece memede ortaya çıkan bir kitlenin çabucak farkedileceğini belirtiyor. “Muayeneden önce, memenizin yapısını ve şeklini bilmeniz gerekir. Böylece değişiklik olduğu zaman hemen ayırt edebilirsiniz. Memenin büyüklüğü, hassasiyeti, hatta yapısı ay içindeki hormonal değişikliklere bağlı olarak değişir,” diyen Gürbüz, muayeneyi ayın belli günlerinde yapmak gerektiğini de ilave ediyor. Buna göre, adet gören kadınlar adet bitimini takriben ilk beş gün içinde muayeneyi yapabilirler. Östrojen alan kadınlar ise hormon almadıkları gün muayene olmalılar. Adet görmeyen kadınlar ve her gün östrojen alan kadınlar ayın ilk haftası muayene olabilirler.

Banyoda muayene
Banyo yaparken eller ve meme sabunlu ve kaygan olduğu için muayene daha kolay olur. Ayakta dururken muayene edilen meme tarafındaki el enseye konur. Muayene eden diğer elin işaret, orta, yüzük parmakları birleştirilerek, küçük dairesel haraketlerle memeye haifiçe bastırıp kaydırılır ve meme dokusu hissedilir. Bu hareket aynı yönde tekrarlanarak devam edilir. Özellikle memenin üst dış tarafı, yani koltuk altına yakın kısmı, ayakta daha kolay muayene edilebilir ve meme kanserlerinin yaklaşık yarısı burada yer alır. Tüm meme bu şekilde incelendikten sonra, meme başı etrafı aynı şekilde bastırılarak muayene edilir. Son olarak meme başı hafifçe sıkılır ve herhangi bir akıntı olup olmadığı gözlenir.

Banyodan sonra muayene
Banyodan çıktıktan sonra, belden üstü soyunmuş olarak bir ayna karşısına geçilir. Kollar her iki yanda serbest sarkıtılarak her iki meme incelenir. Meme boyutlarında, renginde, derinin görüntüsünde değişiklik olup olmadığı gözden geçirilir. Kadınların çoğunda her iki meme boyutu eşit değildir ve bu tamamen normaldir. Ayrıca memede ve meme başında çekiilme, çöküntü veya kabarıklık araştırılır. Daha sonra her iki el bastırılıp, göğüs kasları kasılır ve bu şekilde her iki meme tekrar incelenir. Her iki kol yukarı kaldırılarak meme incelenir. Son olarak iki el ensede birleştirilir ve enseye hafifçe bastırılır, memenin kenarları incelenir. Meme başı ve çevresi baş parmak ve işaret parmakları arasında hafifçe sıkılarak öne doğru çekilir ve meme başından akıntı olup olmadığı incelenir.

Yatarak muayene
Ayakta muayene tamamlandıktan sonra, düz bir zemin üzerine yüz yukarı bakacak şekilde yatılır. Muayene edilecek meme tarafındaki el enseye konur. Muayene edilecek taraftaki kürek kemiği altına katlanmış bir havlu veya küçük bir yastık konur. Muayene eden diğer elin işaret, orta ve yüzük parmakları birleştirilip, küçük dairesel hareketlerle, saat yönünde, memenin her tarafı ayaktaki gibi muayene edilir. Daha sonra diğer memede muayene edilir.

Kadınların doktorlarına:
– Mammografi (göğüs röntgeni)
– Doktor veya hemşirelerin yapacağı göğüs muayenesi
– Kendi kendine elle yapacağı göğüs muayenesi konusunda danışmaları gereklidir.

Mammografi vücudun diğer bölgelerine çekilenden daha farklı bir röntgen türüdür. Burada bir tanesi göğsün yan yüzeyinden diğeri ise üzerinden çekilen iki ayrı röntgen söz konusudur. Mammografinin çekilebilmesi ve başarılı bir sonuç alınabilmesi için göğsün iki plaka arasına iyice sıkıştırılarak sabitlenmesi gerekir. Sıkıştırılma sırasında bir acı hissedilse bile işlem sadece bir kaç saniye sürdüğünden acı kalıcı olmaz. Pek çok vakada mammografi göğüste var olan bir tümörü hiçbir belirti vermeden ve hissedilmeye başlamadan önce teşhis eder. Mammografi ile göğüste oluşan küçük kalsiyum birikimlerini de saptamak mümkündür. Mikrokalsifikasyon adı verilen bu durum gelecekte oluşacak olan bir kanserin ilk habercisi olabilir.

Mammografiyi sadece bu konuda özel eğitim almış kişilerin çekmesi uygundur. Mammografi gerçekten çok gelişmiş ve mucizevi sayılabilecek bir aygıttır ancak yine de sadece ona güvenmek yeterli olmayabilir. Çünkü bazı durumlarda göğüste oluşan anormalikwlerin mammografi ile tesbiti mümkün olmayabilir. Bu yüzden göğüs kanserinin erken teşhisinde doktor muayenesi de çok önemli rol oynar.

Aynı şekilde doktor muayenelerinin arasında kalan dönemlerde de kadınların kendi kendilerini muayene etmeleri gereklidir. (Bu muayenenin doğru şekilde nasıl yapılabileceğini ilerleyen sayfalarda şekillerle anlatacağız) unutmamak gerekir ki her kadının göğüs yapısı birbirinden farklıdır. Anı şekilde göğüsler yaşla, adet dönemi ile, doğumla ve menopozla ya da hormon içeren ilaçların kullanımı ile değişiklik gösterir.

İki göğsün birbirinden farklı boy ve şekilde olması gayet normaldir. Adet dönemi öncesinde ve süresince göğüslerin acıması, ağrıması ve hissiyatının artması da normaldir. İşte bu sebeplerden kadınların göğüslerinde ne gibi önemli değişiklikler olduğunu fark etmeleri kimi zaman zor olabilir. Oysa her ay düzenli kendi kendini muayene eden kadınlar zamanla göğüslerinde neyin normal neyin anormal olduğunu anlayacak kadar tecrübe sahibi olurlar. Göğsünde anormal bir faklılık bulan kadınların muhakkak doktora başvurmaları gerekir.

Sessiz ve sinsi düşman II


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

7min4060

Teknolojinin de yardımıyla tıp dünyasında kaydedilen gelişmeler sayesinde, çağımızın illeti kanserin erken evredeki türleri büyük ölçüde tedavi edilir hale geldi. Tümünü değil sadece kanserli hücreleri öldüren ve ‘güdümlü mermi’ olarak…

Teknolojinin de yardımıyla tıp dünyasında kaydedilen gelişmeler sayesinde, çağımızın illeti kanserin erken evredeki türleri büyük ölçüde tedavi edilir hale geldi. Tümünü değil sadece kanserli hücreleri öldüren ve ‘güdümlü mermi’ olarak adlandırılan yeni nesil ilaçlar, vücudun bağışıklık sistemini harekete geçiren kanser aşısı ve kanserli hücrenin normal hücreye dönüşmesini sağlayacak gen tedavisi gibi çalışmalar, sonuçlanmak üzere. Bu konuda Sağlık Hattı’mızı soru bombardımanına tutan, yurdun dört bir tarafından arayan binlerce okuyucumuz, uzman doktorlarımıza merak ettikleri konuları sordu, kanser ve tedavilerindeki son gelişmeleri öğrendi. İşte şu an tüm dünyada süren çalışmaları sonuçlandırılmak üzere olan, kansere yönelik en yeni 5 tedavi:

1- KANSER AŞISI:
Ünlü Alman Dergisi Stern’de yer alan bir habere göre, kansere karşı geliştirilen aşılar, vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirerek, katil hücrelerin hastalıklı hücreleri avlamasını sağlayacak. ABD’li bilim adamlarının meme kanserine karşı geliştirdiği aşının insanlar üzerinde deneneceği belirtilirken, şimdiye kadar kobay fareler üzerinde denenen yöntemin, ilk aşamalardaki meme kanserini yüzde 30 – 40 oranında gerilettiği görüldü. Stern’de yer alan habere göre, California Üniversitesi’ndeki kanser aşısı çalışma ekibinin başkanlığını yapan Dr. Laura Esserman, aşıyı genleriyle oynanmış fareler üzerinde denediklerini ve yüzde 90’ında habis tümör oluşması geren hayvanların sadece yüzde 50’inde tümör görüldüğünü bildirdi. Tümör hücreleri üzerinde bulunan bir çeşit proteinden elde edilen aşının tedavi için kullanılması bekleniyor.

2- GEN TEDAVİSİ:
Kanser, aslında hücrede bulunan genlerin bir nedenle görevlerini yapamamaları sonucu oluşuyor. Hücrede iki grup gen, önemli rol oynuyor. Bir grup gen hücreye büyüyüp bölünmesi gerektiğini, diğer grup gen de büyümenin yeterli olduğunu, hücrenin artık kendi işlevini yerine getirmesini söylüyor. Kanser büyük ölçüde bu iki grup arasındaki dengesizlikten oluşuyor. Gen tedavisinde amaç, bozulan bu dengeyi yeniden sağlamak. Boston Üniversitesi Medikal Onkoloğu, Tansan Onkoloji Merkezi uzmanlarından Dr. Sualp Tansan, bu konuda şunları söylüyor: “Kanseri durduran genlerden en önemlisi P53 dediğimiz gen. Bu gen, çalışmadığı taktirde birçok kanserin oluşumuna yol açıyor. Örneğin sigaranın kanser yapmasının en önemli nedenlerinden biri, dumandaki maddelerin P53 genini çalışamaz hale getirmesi. Bugüne kadarki çalışmalarda, deneysel olarak kanserli hücrenin içine bozuk P53’ün yenisi konulduğunda hücrenin kanserleşmesinin durduğu kanıtlandı. Bunun üzerine ABD’deki araştırmacılar, akciğer kanserli 9 hastanın tümörlü dokuları içerisine sağlam P53’ü verdi ve 8 hastada kanserin kaybolduğunu gözlemlediler.”

3- YENİ NESİL İLAÇLAR:
Kanserli hücrelerin büyüyüp çoğalması, kan dolaşımından oksijen ve besin almalarına bağlı. Bu yüzden, kanserli hücreler birtakım maddeler salgılayarak kendi kılcal damarlarını oluşturuyor. Yapılan deneyler, kılcal damar yapmaları önlendiğinde kanser hücrelerinin çoğalamadığını ve yayılamadığını gösteriyor. Kılcal damar oluşumunu önleyen “angiogenesis inhibitörleri” adlı bir grup proteinden üretilen ilaçlar, halen kanserli hastalarda deneniyor.

4- GÜDÜMLÜ MERMİ:
Günümüzde karaciğer ve lenf kanserlerinin tedavisinde “interferon” ve “interleukin” gibi maddeler başarıyla kullanılıyor. Dr. Tansan, “Yeni bir gelişme olarak, bu antikorlar, radyoaktif madde ve doğal toksinlerle birleştirildi. Böylece güdümlü mermi tedavisi oluşturuldu” diyor. Dr. Tansan, şimdiye kadar ABD’de yapılan klinik uygulamalarda, güdümlü mermi tedavisiyle lenf kanserlerinde yüzde 50’ye varan başarı sağlandığını belirtiyor. Normalde kemoterapi ilaçları hızla çoğalan normal hücreleri etkilerken, antikorlar kullanıldığında kanserli hücrelere yapışarak, sadece onları öldürüyor.

5- KANSER TEKNOLOJİSİ
Kanserli hastalara radyoaktif ışın verilerek tümörlü hücrelerin öldürülmesini sağlayan radyoterapi tedavilerinde önemli bir gelişme kaydedildi. Vücudun diğer organlarına zarar vermeden, sadece kanserli hücreleri öldüren bir radyoterapi cihazı geliştirildi. “Lineer Akselarötör” adlı radyoterapi cihazı, kanserli hücreleri öldürürken, sağlıklı dokulara zarar vermiyor. Kanserli kitlenin koordinatları makinaya verilerek, örneğin beyinde ameliyatla ulaşılamayacak bölgesine ulaşılıyor ve yalnızca bu bölgeye etki etmek üzere ışın gönderiliyor. Bu cihazın en gelişmiş modeli, önümüzdeki aylarda ülkemizde de İstanbul Metropol Hastanesi’nde kullanılmaya başlanacak.

Kanserde 5 umut


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min3990

Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) Yönetim Kurulu Başkanı Üstün Ezer, LÖSEV tarafından lösemili hastalara yönelik düzenlenen bir etkinlikte yaptığı açıklamada, Türkiye’de lösemili hasta sayısının 200 bin civarında olduğunu söyledi. Tüm kanser…

Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) Yönetim Kurulu Başkanı Üstün Ezer, LÖSEV tarafından lösemili hastalara yönelik düzenlenen bir etkinlikte yaptığı açıklamada, Türkiye’de lösemili hasta sayısının 200 bin civarında olduğunu söyledi.
Tüm kanser vakalarında olduğu gibi lösemide de büyük bir artış yaşandığına dikkati çeken Ezer, “Her yıl bin 500 çocuk, lösemi hastaları arasına katılıyor. 2020’de ise bu sayının yılda 3 bine ulaşması bekleniyor” dedi.

Lösemili hasta çocuk sayısı giderek artıyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min3010

Hindistan’da yapılan bir araştırmaya göre, insan DNA’sının kullanılan tarım ilaçları sonucunda değişmiş olabileceği öne sürülüyor. Araştırma boyunca Pencap’taki çiftçiler yakın takibe alındı. Çünkü, kansere yakalanan çiftçilerin sayısında görülen artışta tarım…

Hindistan’da yapılan bir araştırmaya göre, insan DNA’sının kullanılan tarım ilaçları sonucunda değişmiş olabileceği öne sürülüyor.

Araştırma boyunca Pencap’taki çiftçiler yakın takibe alındı. Çünkü, kansere yakalanan çiftçilerin sayısında görülen artışta tarım ilaçlarının payı olduğu sanılıyor. Araştırmadan şu ana dek elde edilen veriler, Pencap’taki çiftçilerin DNA’larının değiştiğini, kansere karşı daha dirençsiz hale geldiklerini ortaya koyuyor.

Tarım ilaçları kansere sebep olabiliyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min3290

Beta karoten, provitamin A olarak da bilinir. Yediğimiz beta karotenin bir kısmı, vücudumuz ihtiyaç duydukça A vitaminine dönüşür. Her ne kadar beta karoten bir antioksidan olsa da, A vitaminine dönüştüğünde…

Beta karoten, provitamin A olarak da bilinir. Yediğimiz beta karotenin bir kısmı, vücudumuz ihtiyaç duydukça A vitaminine dönüşür. Her ne kadar beta karoten bir antioksidan olsa da, A vitaminine dönüştüğünde antioksidan özelliklerinden çoğunu kaybeder.

Beta karotenin en iyi kaynakları; kayısı,tatlı patates, brokoli, kantolop kavunu, kabak, havuç, mango, şeftali ve ıspanaktır. Bir kanser savaşçısı olan beta karoten, kalp hastalıklarına iyi geliyor ve bağışıklık sistemini koruyor.

Kansere karşı beta karoten


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min3020

Kanserle savaşan allium türüne ait 500 bitki vardır. Sarımsak, soğan, frenk soğanı ve yeşil soğan bu gruba girer. Bu sebzelerin birçok üyesi, kanseri önleyen potansiyel özellikleri için araştırılıyor. Araştırmacılar, bu…

Kanserle savaşan allium türüne ait 500 bitki vardır. Sarımsak, soğan, frenk soğanı ve yeşil soğan bu gruba girer. Bu sebzelerin birçok üyesi, kanseri önleyen potansiyel özellikleri için araştırılıyor.

Araştırmacılar, bu özel sebzelerin özellikle yaşlı insanlar arasında yaygın problemler olan Alzheimeir ve kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde yardımcı olabileceğini de tespit etti. Bu sebzeleri mutfağınızda özgürce kullanabilirsiniz. Kırmızı ve sarı soğanlar ile taze soğan, en yüksek flavonoid içeren allium sebzeleridir (Flavonoidler kansere karşı koruyabilir). Taze sarımsak, günlük olarak yenilmelidir. Eğer mideniz almazsa, kokusuz sarımsak kapsüllerini deneyin. Doğal antibiyotik sarımsak, aynı zamanda en güçlü anti-mantardır.

Kanserle savaşan 500 bitki türü var


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min1200

Galler Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının geliştirdikleri yeni teknik sayesinde, meme kanseri ameliyatlarından sonra ortaya çıkan bazı yan etkilerin azaltılabildiği açıklandı. Eski yöntemde, sadece kanserin lenflere de sıçrayıp sıçramadığını anlamak için…

Galler Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının geliştirdikleri yeni teknik sayesinde, meme kanseri ameliyatlarından sonra ortaya çıkan bazı yan etkilerin azaltılabildiği açıklandı.

Eski yöntemde, sadece kanserin lenflere de sıçrayıp sıçramadığını anlamak için koltukaltındaki lenfler alınıyordu. Yeni yöntem sayesinde kanserin lenflere sıçrayıp sıçramadığını lenf bezlerinin bir bölümünü alarak anlayabildiklerini söyleyen bilim adamları, “Biraz radyoaktif madde kullanarak, lenf bezindeki ana bölüm bulunuyor ve o alınıyor. Bu yöntem, 18 ay içinde kullanılabilir hale gelecektir” diyorlar.

Meme kanseri ameliyatında yan etkiler azalıyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

3min1270

Farklı dokulardan kaynaklanan ve sağlığı tehdit eden kanseri önlemek için birtakım tedbirler almak gerekiyor. Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolog Dr. Figen Taşer’in verdiği bilgileri göre; yumurtalık (over)…

Farklı dokulardan kaynaklanan ve sağlığı tehdit eden kanseri önlemek için birtakım tedbirler almak gerekiyor. Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolog Dr. Figen Taşer’in verdiği bilgileri göre; yumurtalık (over) kanserleri dışında, birçok kez erken tanı mümkün olabilmektedir.

Kadın genital organ (jinekolojik) kanserlerinde ise erken tanı ile çoğu zaman başarılı tedaviler yapılmaktadır. Kadın sağlığını tehdit eden kanserler, farklı dokulardan kaynaklanabilir.

Kadın sağlığını tehdit eden kanser türleri
* Dış genital organ (vulva) kanserleri, genellikle ileri yaş grubundaki kadınlarda görülür. Bazı virus hastalıkları veya kronik kaşıntı ile giden hastalıkların zemininde, kanser gelişebilir.

* Vajina kanserleri, genital bölge kanserleri arasında en az görülen türüdür. Anne karnında iken maruz kalınan bir hormon, bu kanser riskini artırır.

* Rahim ağzı (collum) kanserleri, en sık görülen kadın genital kanser türü olmakla beraber, özellikle smear testleri sayesinde öncü lezyonların tanınması ve tedavisi mümkün olmaktadır. Genital siğil (HPV), bazı diğer viral enfeksiyonlar, erken evlilik, kötü hijyen gibi nedenler riski artırır.

* Yumurtalık (over) kanseri, en ölümcül olabilen kanser türüdür. Erken belirti vermeyebilir. Çok doğum yapmış olan, ilk bebeğini erken yaşta doğurmuş olan, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha az görülür. Risk grubunu belirlemek zordur. Ailede over kanseri olan kadınlarda, risk artar.

Korunma ve erken tanı önemli
* Rahim içi (endometrium) kanseri; doğum yapmamış olanlarda, adet düzensizliği (polikistik over) bulunanlarda, şişmanlarda, diyabetiklerde, yüksek tansiyonu olanlarda, menapoza geç giren kadınlarda daha sık görülür. Özellikle menopoz sonrası ultrasonografi ile rahim iç zarı (endometrium) kalınlığının ölçülmesi, korunma ve erken tanıda önemlidir. Overlerle ilgili problemler, özellikle menopoz döneminde belirti vermeyebilir.

Kanserde erken tanı ile sonuç alınabiliyor