Sağlık

adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min5040

Beta karoten, provitamin A olarak da bilinir. Yediğimiz beta karotenin bir kısmı, vücudumuz ihtiyaç duydukça A vitaminine dönüşür. Her ne kadar beta karoten bir antioksidan olsa da, A vitaminine dönüştüğünde…

Beta karoten, provitamin A olarak da bilinir. Yediğimiz beta karotenin bir kısmı, vücudumuz ihtiyaç duydukça A vitaminine dönüşür. Her ne kadar beta karoten bir antioksidan olsa da, A vitaminine dönüştüğünde antioksidan özelliklerinden çoğunu kaybeder.

Beta karotenin en iyi kaynakları; kayısı,tatlı patates, brokoli, kantolop kavunu, kabak, havuç, mango, şeftali ve ıspanaktır. Bir kanser savaşçısı olan beta karoten, kalp hastalıklarına iyi geliyor ve bağışıklık sistemini koruyor.

Kansere karşı beta karoten


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min4950

Kanserle savaşan allium türüne ait 500 bitki vardır. Sarımsak, soğan, frenk soğanı ve yeşil soğan bu gruba girer. Bu sebzelerin birçok üyesi, kanseri önleyen potansiyel özellikleri için araştırılıyor. Araştırmacılar, bu…

Kanserle savaşan allium türüne ait 500 bitki vardır. Sarımsak, soğan, frenk soğanı ve yeşil soğan bu gruba girer. Bu sebzelerin birçok üyesi, kanseri önleyen potansiyel özellikleri için araştırılıyor.

Araştırmacılar, bu özel sebzelerin özellikle yaşlı insanlar arasında yaygın problemler olan Alzheimeir ve kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde yardımcı olabileceğini de tespit etti. Bu sebzeleri mutfağınızda özgürce kullanabilirsiniz. Kırmızı ve sarı soğanlar ile taze soğan, en yüksek flavonoid içeren allium sebzeleridir (Flavonoidler kansere karşı koruyabilir). Taze sarımsak, günlük olarak yenilmelidir. Eğer mideniz almazsa, kokusuz sarımsak kapsüllerini deneyin. Doğal antibiyotik sarımsak, aynı zamanda en güçlü anti-mantardır.

Kanserle savaşan 500 bitki türü var


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min2570

Galler Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının geliştirdikleri yeni teknik sayesinde, meme kanseri ameliyatlarından sonra ortaya çıkan bazı yan etkilerin azaltılabildiği açıklandı. Eski yöntemde, sadece kanserin lenflere de sıçrayıp sıçramadığını anlamak için…

Galler Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının geliştirdikleri yeni teknik sayesinde, meme kanseri ameliyatlarından sonra ortaya çıkan bazı yan etkilerin azaltılabildiği açıklandı.

Eski yöntemde, sadece kanserin lenflere de sıçrayıp sıçramadığını anlamak için koltukaltındaki lenfler alınıyordu. Yeni yöntem sayesinde kanserin lenflere sıçrayıp sıçramadığını lenf bezlerinin bir bölümünü alarak anlayabildiklerini söyleyen bilim adamları, “Biraz radyoaktif madde kullanarak, lenf bezindeki ana bölüm bulunuyor ve o alınıyor. Bu yöntem, 18 ay içinde kullanılabilir hale gelecektir” diyorlar.

Meme kanseri ameliyatında yan etkiler azalıyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

3min2550

Farklı dokulardan kaynaklanan ve sağlığı tehdit eden kanseri önlemek için birtakım tedbirler almak gerekiyor. Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolog Dr. Figen Taşer’in verdiği bilgileri göre; yumurtalık (over)…

Farklı dokulardan kaynaklanan ve sağlığı tehdit eden kanseri önlemek için birtakım tedbirler almak gerekiyor. Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolog Dr. Figen Taşer’in verdiği bilgileri göre; yumurtalık (over) kanserleri dışında, birçok kez erken tanı mümkün olabilmektedir.

Kadın genital organ (jinekolojik) kanserlerinde ise erken tanı ile çoğu zaman başarılı tedaviler yapılmaktadır. Kadın sağlığını tehdit eden kanserler, farklı dokulardan kaynaklanabilir.

Kadın sağlığını tehdit eden kanser türleri
* Dış genital organ (vulva) kanserleri, genellikle ileri yaş grubundaki kadınlarda görülür. Bazı virus hastalıkları veya kronik kaşıntı ile giden hastalıkların zemininde, kanser gelişebilir.

* Vajina kanserleri, genital bölge kanserleri arasında en az görülen türüdür. Anne karnında iken maruz kalınan bir hormon, bu kanser riskini artırır.

* Rahim ağzı (collum) kanserleri, en sık görülen kadın genital kanser türü olmakla beraber, özellikle smear testleri sayesinde öncü lezyonların tanınması ve tedavisi mümkün olmaktadır. Genital siğil (HPV), bazı diğer viral enfeksiyonlar, erken evlilik, kötü hijyen gibi nedenler riski artırır.

* Yumurtalık (over) kanseri, en ölümcül olabilen kanser türüdür. Erken belirti vermeyebilir. Çok doğum yapmış olan, ilk bebeğini erken yaşta doğurmuş olan, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha az görülür. Risk grubunu belirlemek zordur. Ailede over kanseri olan kadınlarda, risk artar.

Korunma ve erken tanı önemli
* Rahim içi (endometrium) kanseri; doğum yapmamış olanlarda, adet düzensizliği (polikistik over) bulunanlarda, şişmanlarda, diyabetiklerde, yüksek tansiyonu olanlarda, menapoza geç giren kadınlarda daha sık görülür. Özellikle menopoz sonrası ultrasonografi ile rahim iç zarı (endometrium) kalınlığının ölçülmesi, korunma ve erken tanıda önemlidir. Overlerle ilgili problemler, özellikle menopoz döneminde belirti vermeyebilir.

Kanserde erken tanı ile sonuç alınabiliyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

8min1650

Bilkent Üniversitesi araştırmacıları, akciğer kanseri, prostat ve diş tedavilerinin yan etkilerini ortadan kaldıracak bir çalışma başlattı. Teknoloji, kanserli dokuların kızılötesi lazer ışınıyla dağlanarak tedavi edilmesi ve sağlıklı doku kayıplarının en…

Bilkent Üniversitesi araştırmacıları, akciğer kanseri, prostat ve diş tedavilerinin yan etkilerini ortadan kaldıracak bir çalışma başlattı. Teknoloji, kanserli dokuların kızılötesi lazer ışınıyla dağlanarak tedavi edilmesi ve sağlıklı doku kayıplarının en aza indirgenmesini hedefliyor.

Yalnızca ABD’nin ileri laboratuarlarında geliştirilen yeni nesil teknolojinin alt yapısı, yerli mühendis ve kaynaklarla tasarlanıyor.

Teknolojinin, Türkiye’deki tüm hastanelerde kullanılmasını hedefleyen araştırmacılar, Türkiye’nin bu teknolojiyi yurt içi kaynaklarıyla geliştirmesiyle ekonomiye büyük katkı yapacağını belirtiyorlar.

Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (UNAM) Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Bayındır, “Tıbbı Uygulamalar İçin Kızıl Ötesi Lazer Fiberlerin Geliştirilmesi ve Uygulanması” konulu projeleri hakkında bilgi verdi.

Bayındır, Sağlık Bakanlığı ile birlikte başlattıkları projelerinin TÜBİTAK’ın kamu projeleri kapsamına alındığını ve kurum tarafından yaklaşık 3 milyon YTL ile desteklendiğini ifade ederek, projede geliştirilecek kızıl-ötesi fiberlerin sağlık uygulamalarında kullanılması için 8 ay önce çalışmalara başladıklarını kaydetti.

Projenin süresinin 3 yıl olduğunu ifade eden Bayındır, yeni nesil, kendi kendini kontrol edebilen akıllı fiberlerin tasarlanmaya başlandığını belirtti. Bayındır, bunun yanında teknolojinin Türkiye’de üretilmesi için gereken tüm altyapının proje kapsamında tamamlandığını söyledi.

Maliyeti düşecek, sağlıklı dokular zarar görmeyecek
Kızıl ötesi lazer teknolojisinin daha önce ABD’de yapılmış bir teknoloji olduğunu anlatan Bayındır, bu ülkede yavaş yavaş kullanım testlerinin başladığını belirtti.

Teknolojinin bir kaç yıl içinde tüm dünyaya yaygınlaşmasının beklendiğini ve Türkiye’nin de bu teknolojiyi kullanmasının öngörüldüğünü aktaran Bayındır, şunları söyledi:

“Bu teknoloji, Türkiye’ye geldiğinde fiber bir kablonun bir metresine bin dolar ödenecek. Ancak yerli kaynaklarla bu teknoloji üretilip tamamlandığında, bu maliyet neredeyse 1 dolara kadar inecek. Türkiye’de yaygın sigara kullanımı nedeniyle akciğer kanserlerinde büyük artış var. Türkiye’de kaç hastane ve hasta olduğunu düşünürsek bunun maliyeti de yüklü şekilde karşımıza çıkacak.

Biz bu teknolojiyle hem bu alanda insan gücü yetiştirmeye, hem teknolojinin alt yapısını kurmaya başladık. Proje, makroskopik bir preformdan metrelerce uzunlukta fiber elde edilen bir yöntem geliştirdiğimizden teknolojinin üretim maliyetlerini de oldukça önemli oranda düşürdük.”

Çalışmalarında fiberlerin optik, termal ve mekanik özelliklerinin inceleneceğini ve hayvanlar üzerinde gerekli testler tamamlandıktan sonra, kullanıma hazır hale getirileceğini dile getiren Bayındır şöyle devam etti:

“Yakın bir gelecekte bu yeni nesil fiberler sayesinde, vücut içinde ve dışında yapılan operasyonlarda kızıl ötesi lazer teknolojisi yerini almaya başlayacaktır. Özellikle boğaz ve akciğerdeki kanserli dokuların dağlanarak tedavi edilmesinde, çok ince bir katman halindeki kanserli dokuların dağlanarak tedavi edilmesinde kullanılması öngörülmektedir.

Erkeklerde prostat kanserlerinin tedavilerinde de sık karşılaşılan sorun, şu andaki lazerlerin sağlıklı dokulara da zarar verme ihtimalleri. Dolayısıyla iç kanamaya sebebiyet vermesi gibi çeşitli sorunlar doğabiliyor. Ancak yeni teknolojide bu ihtimaller neredeyse sıfırlanacak. Diş tedavilerinde de kullanılacak bu teknolojiyle dişin içinde bir iltihaplanma durumunda da halen kullanılan matkapla kesme işlemlerinin yerini bu teknoloji alacak. Kısaca yeni teknoloji sağlıklı dokulara zarar vermeyecek.”

Bayındır, dünya genelinde 20 milyar YTL pazar değeri olan teknolojinin, akıllı fiber projesi kapsamında en kısa süre içerisinde tamamen yerli imkânlarla üretilmesinin ve Türkiye’deki tüm hastanelerde kullanılarak, bu alanda dünyaya öncülük etmeyi hedeflediklerini söyledi.

Teknoloji için gerekli cihazları da yapıyorlar
Çalışmada, 24 kişilik bir ekibin görev aldığını kaydeden Bayındır, matematiksel hesaplamalardan son ürüne kadar tüm alt yapı çalışmasını bu araştırmacıların yürüttüğünü bildirdi.

Teknoloji için gerekli “Film Kaplama Cihazını” bu ekibin başarıyla geliştirdiğini aktaran Bayındır, “Bu cihaz, ABD’de de 300 bin dolara mal olmuştu. Bunu ABD’deki bir şirkete yaptırsaydık her problemde şirketle görüşmek zorundaydık. Ancak, bu konuda bir Türk şirketle çalıştık ve maliyetin çok az bir miktarına bu cihazı yaptık. Cihazın her türlü sistemini kontrol edebiliyoruz” diye konuştu.

Ne kadar yol aldılar?
Proje kapsamında pek çok çalışmayı tamamladıklarını ve Türkiye’nin ilk araştırma maksatlı “fiber tower” denilen 4 metre civarındaki bir kulenin yapım çalışmalarını tamamen yerli imkânlarla tamamladıklarını bildiren Bayındır, “Karbondioksit lazerlerimizle doku dağlama deneyleri yapıyoruz. Fiberlerin yapımı için çok az bir yolumuz kaldı. Şu an bir yandan da daha önce yurt dışında ürettiğimiz fiberlerle lazerle yakma işlemlerine de başladık” dedi.

Doç. Dr. Mehmet Bayındır, yakma işlemlerinin ardından fiber kulesinde çekme işlemlerine başlayacaklarını belirterek, bu işlemleri de başarıyla bitirmeleri halinde teknolojinin hastanelerde kullanılmaya başlanacağını söyledi.

Kanserli dokuların lazer ışınıyla tedavisi hedefleniyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min1760

Evlerde biriken radon gazı, akciğer kanserine yol açıyor. Radondan korunmanın tek yolu evleri havalandırmak. Dünya genelinde akciğer kanseri vakalarının yüzde 15’ine neden olduğu belirtilen radon gazına karşı evlerin sürekli havalandırılması…

Evlerde biriken radon gazı, akciğer kanserine yol açıyor. Radondan korunmanın tek yolu evleri havalandırmak. Dünya genelinde akciğer kanseri vakalarının yüzde 15’ine neden olduğu belirtilen radon gazına karşı evlerin sürekli havalandırılması gerekiyor.

Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu, “Havadaki radon gazı, yağmur yağdığı zaman toprağa, çatlak duvarlar aracılığıyla da topraktan evlere giriyor. Sürekli biriktiği için, özellikle kış aylarında havalandırılmayan evlerde önemli oranda radon gazı bulunuyor” dedi.

Evlerde biriken bu gazın sigara içilmesiyle aktif hale geldiğini ve solunarak ciğerlere alındığını belirten Uslu, bu durumda zararın daha büyük boyutlara ulaştığını anlattı. Röntgenlerdeki x ışınlarından bile 20 kat zararlı olan bu gaza karşı özellikle bodrum katlarında oturanların dikkat etmesi ve ölçüm yaptırmasını öneren Uslu, “Radon genellikle bodrum katlarındaki evlerde birikiyor. Küçük bir ücretle Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) bu ölçümü yapıyor” dedi.

Havasız evlerdeki radon gazı kanser yapıyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

6min1760

Acı kırmızı biberin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, özellikle kanser hücrelerini yok eden özelliği, İngiltere’de yapılan bir araştırmayla bir kez daha doğrulandı. Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, jalapeno biberinin (acı…

Acı kırmızı biberin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, özellikle kanser hücrelerini yok eden özelliği, İngiltere’de yapılan bir araştırmayla bir kez daha doğrulandı. Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, jalapeno biberinin (acı kırmızı biber) içinde bulunan “kapsaisin” maddesinin, hücrelerin enerji üreten ısı odası mitokondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklediği belirlendi.

Araştırmaya göre, kapsaisindeki molekül ailesi vaniloidler, kanser hücrelerindeki protein gelişimine engel olarak “apostosis”i veya hücre ölümünü tetikliyorlar. Vaniloidler, bunu yaparken, etraftaki sağlıklı hücrelere zarar vermiyorlar.

Kapsaisin etken maddesini akciğer ve pankreas kanser hücrelerinde deneyen bilim adamları, bu etken maddenin tümörlü hücrenin tam kalbine saldırdığını belirterek, “Tüm kanserlerin (Aşil topuğunu) keşfettiğimizi düşünüyoruz” diye konuştular.

Araştırmaya başkanlık eden Timothy Bates, kanserli hücredeki mitokondrinin biyokimyasal yapısının normal hücrelerdekinden çok farklı olduğunu kaydetti.

Bates, bir doz kapsaisinin bir kanser hücresinin apostosise girmesine yol açtığını, ancak normal hücrede bu sonuca yol açmadığını belirterek, “Bu, kanserli hücreleri doğuştan diğerlerinden ayıran ve savunmasız olduğunu gösteren bir durum” dedi.

Türkiye’de sıklıkla tüketilen acı kırmızı biberde de yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisinin başta kanser olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu hekimlerce daha önce dile getirilmişti.

Türkiye ve ABD’deki çalışmalar
Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi’nde geçen yıl yapılan bir araştırmada da acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisinin, kanser başta olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu belirlenmişti.

Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necat Yılmaz, çalışmalarının sonuçlarına göre, kırmızı biberin içerisinde bol miktarda bulunan kapsaisin maddesinin insan sağlığı üzerine birçok olumlu etkiye sahip olduğunu belirlediklerini ifade etmiş, “Ağrı kesici ve iltihap çözücü etkisini P- maddesi yok ediyor, kanser önleyici etkisini ise içindeki kırmızı karotenoid maddesi sağlıyor. Ayrıca kırmızı biber kolesterol düşürücü, mide asidini düzenleyici ve mikrop öldürücü etkilere sahip. Sanıldığının aksine kırmızı biber zayıflatıcı etki de gösteriyor” diye konuşmuştu.

Yılmaz, bu faydaların sağlıklı kurutulmuş ya da taze yenilen kırmızı biberde görüldüğünü bildirmişti.

ABD’nin Los Angeles kentindeki Cedars-Sinai hastanesi Kanser Enstitüsü ve Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir başka araştırmada da kırmızı biberin içinde yoğun olarak bulunan ve acılığını veren kapsaisinin, prostat kanseri hücrelerini yok eden etkisi ortaya çıkarılmıştı.

Los Angeles’taki Cedars-Sinai Hastanesi Kanser Enstitüsü ve California Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisin, kanserli prostat hücrelerine enjekte edildiğinde, bunların parçalanarak yok olmalarını sağlıyor.

İsot – capsicum – anitum
Türkiye’de isot (ısı otu), bilim çevrelerinde ise “capsicum anitum” adıyla bilinen kırmızı acı biber, sevilerek tüketilen ve kültürü yapılan bir bitki.

Anavatanının Meksika olduğu sanılan ve Azteklerin yazılı belgelerinde söz ettikleri kırmızı acı biber, Avrupa’ya 15. yüzyılın sonlarında geldi, 16. yüzyılda kıta ülkelerine ve Osmanlı topraklarına yayıldı.

Kırmızı biberi en çok tüketen ülkelerden olan Hindistan’a ise bu bitki 17. yüzyılda Portekizliler tarafından ulaştırıldı. Hint ve Meksika mutfağında çok sık kullanılan kırmızı acı biber, Türkiye’de en fazla Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yetiştirilmekte ve tüketilmekte.

L.T. Tresh adlı bilim adamı, 1846 yılında bibere acılığı veren maddenin kristal yapısında olduğunu tespit ederek, adını “capsaicin-kapsaisin” koymuştu.

Acı kırmızı biber kanser hücrelerinin ölümünü tetikliyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min1820

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Çağırıcı, son yıllarda akciğer kanserine yakalanan hasta sayısında büyük bir artış yaşandığını belirtti. Doç. Dr. Ufuk Çağırıcı, “Feminizmin etkisiyle kadınların…

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Çağırıcı, son yıllarda akciğer kanserine yakalanan hasta sayısında büyük bir artış yaşandığını belirtti. Doç. Dr. Ufuk Çağırıcı, “Feminizmin etkisiyle kadınların da sigara içmeye başlaması, onlar arasında akciğer kanserine yakalanma oranını çok yükseltti.” dedi.

Kliniklerinde 2005 yılında akciğer kanseri sebebiyle ameliyat ettikleri hasta sayısı 100-150 dolayındayken geçen yıl bunun yüzde 15 artarak 200’e yaklaştığını kaydeden Doç. Dr. Çağırıcı, “Akciğer kanseri ancak erken dönemde yakalanırsa ameliyat edilebiliyor. Bu sebeple sigara içen ve 40 yaş üstündeki kişilerin öksürük, balgamda kan, göğüs ağrısı gibi şikayetlerinde vakit kaybetmeden göğüs hastalıkları hekimine başvurması gerekir.” şeklinde konuştu. Geçmiş yıllarda akciğer kanserine daha çok 60 yaş üzerinde rastlandığını ancak son zamanlarda görülme yaşının 40’lara kadar indiğini belirten Çağırıcı, “Hastalık erken evrede yakalanırsa, ameliyatla başarı şansı yüzde 70-80 dolayında. Orta evrede ise ameliyatın yanında radyoterapi ve kemoterapi öneriyoruz.” dedi.

Erken dönemde yakalanırsa akciğer kanseri önlenebiliyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

3min1610

Domatese kırmızı rengini veren içindeki ‘likopen’ maddesinin erkeklerde görülen prostat kanserine karşı etkili olduğu ve 50 yaşın üzerindeki erkeklerin günde en az 3-4 domates tüketmesi gerektiği bildirildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi…

Domatese kırmızı rengini veren içindeki ‘likopen’ maddesinin erkeklerde görülen prostat kanserine karşı etkili olduğu ve 50 yaşın üzerindeki erkeklerin günde en az 3-4 domates tüketmesi gerektiği bildirildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Atilla Gör, domatesin, birçok hastalığın yanı sıra erkeklerde görülen prostat kanserine karşı etkili olduğunu söyledi.

Prostat kanserinin, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinin başında geldiğine ifade eden Prof. Dr. Gök, şöyle devam etti: “Prostat büyümesi 50 yaş civarı erkeklerin yüzde 30’unda, 60 yaşındaki erkeklerin yüzde 50’sinde, 80 ve daha yukarı yaşlardaki erkeklerin ise yüzde 90’ında görülebilir. Büyüyen ve uzun süre tedavi edilmeyen prostat, idrar birikmesi, idrar yolu iltihabı, gözle görülür şekilde idrardan kan gelmesi ve seyrek de olsa böbrek yetmezliği gibi önemli rahatsızlıklara sebep olabiliyor.

Domatesin içerisinde bulunan ‘likopen’ denilen madde, prostat kanserinin oluşumu engelleyebiliyor. 50 yaşının üzerinde bulunan erkekler, her gün en az 3-4 tane domates yemeli. Domatese kırmızı rengini veren ‘likopen’ adlı antioksidan maddenin tek başına kansere karşı koruyucu etkisi fazla değil. Sebzenin bütün olarak yenmesi gerekiyor.”

Domatesin, prostat kanserine karşı etkisinin daha önce Illinois Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar sonucu belirlendiğini ifade eden Prof. Dr. Gör, “Domatese kırmızı rengini veren içindeki ‘likopen’in, çeşitli kanser risklerini önlediği ve sağlık sorunlarına karşı vücudun direncini artırdığı belirlendi. Domatesin içeriğindeki A, B1, B2, C ve K vitaminleri ve çeşitli minerallerle adeta bir sağlık deposu.” açıklamasında bulundu.

Domatesdeki likopen prostat kanserini önlüyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min1630

Sigaranın insan sağlığına yeni bir zararı daha tespit edildi. İsrailli bilim adamları, tükürükteki koruyucu molekülleri tahrip eden sigaranın ağız kanseri riskini arttırdığını söyledi. Laboratuvarda sigara dumanıyla temas ettirilen tükrüğün, ağzı…

Sigaranın insan sağlığına yeni bir zararı daha tespit edildi. İsrailli bilim adamları, tükürükteki koruyucu molekülleri tahrip eden sigaranın ağız kanseri riskini arttırdığını söyledi. Laboratuvarda sigara dumanıyla temas ettirilen tükrüğün, ağzı koruyan özelliğini yitirmekle kalmadığı, ayrıca, başlı başına hücrelere zarar verici hale geldiği belirtildi.

Tükürüğün sigara dumanına teması ne kadar uzarsa, hücrelere vereceği zarar da artıyor. İsrail’de bir teknik üniversitede yapılan araştırma, İngiltere’de yayımlanan tıp dergisi British Journal of Cancer’de yer aldı.

Sigaranın damarlara, kan dolaşımına, sindirim sistemine, gırtlağa ve en önemlisi solunum yolları ve akciğerlere ağır zararı olduğu bilinmekteydi.

Sigara ağız kanseri riskini artırıyor