Yaşam

adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

8min6870

Rinoplasti, yani estetik burun cerrahisi burnun yeniden şekillendirilmesi ameliyatıdır. Bu ameliyatla burnun mevcut yapısı ve yüz ile orantısına bakılarak, burnun boyutlarının küçültülmesi ya da büyültülmesi, ucunun inceltilmesi, yüksekliğinin artırılması veya…

Rinoplasti, yani estetik burun cerrahisi burnun yeniden şekillendirilmesi ameliyatıdır. Bu ameliyatla burnun mevcut yapısı ve yüz ile orantısına bakılarak, burnun boyutlarının küçültülmesi ya da büyültülmesi, ucunun inceltilmesi, yüksekliğinin artırılması veya azaltılması, burun-dudak açısı, burun-alın açısının değiştirilmesi gibi mevcut probleme yönelik işlemler yapılır.

Rinoplasti, burun şeklinin düzeltildiği bir girişim olmakla birlikte, burun içindeki kıkırdak ve kemik eğriliklerine (deviasyon) ya da burun etleri olarak bilinen konka hipertrofillerine bağlı nefes alma problemleri de aynı ameliyatta düzeltilebilmektedir.

Deviasyon bulunan hastalarda burun dış görünümünde de eğrilik ve şekil bozukluğu var ise nefes alma fonksiyonunun ve şekil bozukluğunun aynı operasyonda düzeltilmesi çok önemlidir. Çünkü ameliyatların farklı seanslarda yapılması başarı şansını düşürmektedir.

Burun estetiği estetik cerrahinin teknik olarak en özellikli ameliyatıdır. Bunun iki nedeni vardır. Binircisi burun yüzün tam ortasında en çok dikkat çeken organ olması nedeniyle küçük hatalar ve asimetriler bile göze çarpmaktadır. İkincisi ise burun nefes alma fonksiyonunu yapan bir organ olup burun kemiği, kıkırdakları ve burun için deri örtüsünün nefes alma fonksiyonunda önemli görevleri olmasıdır.

Buruna yeni bir şekil verirken bu oluşumların fonksiyonlarını bozmamak ve nefes alma fonksiyonunda bozukluk var ise bunu da düzeltmek gerekir. Bu nedenle burun estetiğinin diğer estetik cerrahi girişimlerinden biraz farklı olarak cerrahın bilgi, beceri ve deneyimine en çok bağlı bir operasyon olduğu söylenebilir.

Rinoplasti ameliyatından önce hasta, doktor görüşmesi son derece önemlidir. Hastanın beklentilerinin doktor tarafından bilinmesi, bu beklentilerin gerçekçi olup olmadığının anlaşılması ve beklentilerin ne kadarının karşılanacağının hastaya anlatılması gerekmektedir.

Dünyadaki tüm insanların burunları kemik, kıkırdak ve deri yapısı bakımından farklı özelliklere sahiptir. Dolayısıyla ameliyat sonrası oluşacak sonuçta her hastada farklı olacaktır. Burunun deri kıkırdak ve kemik özellikleri oluşacak sonuçta büyük rol oynar.

İnce derili, kıkırdak ve kemik şekillendirilmesi gerektiren burunlarda çok iyi sonuçlar elde edilebileceği gibi kalın ve yağlı burun ucu derisi olan zayıf kıkırdaklı burunlarda aynı derecede güzel sonuçlar elde edilemeyebilir.

Burun estetiğinde amaç yüzdeki diğer oluşumlarla uygun orantı ve büyüklüğe sahip iyi nefes alma fonksiyonu olan olan bir burun oluşturmaktır. Her burun estetik ameliyatı burunu küçültmek demek değildir.

Eğer burunun uzunluğu ve yüksekliği yüzün diğer oluşumlarıyla oransal olarak küçük ise bu oranı düzeltmek için kıkırdak ve kemik ilaveleri ile burnu büyütücü ve uzatıcı işlemler yapılabilir. Bize göre en güzel sonuçlar estetik ameliyat olduğu başkaları tarafından anlaşılmayan herhangi bir asimetrisi olmayan, yüz ile orantısı uyumlu ve naturel burunlardır.

Rinoplasti burun gelişimi tamamladıktan sonra yapılabilir. Bu sınır kabaca genç kızlarda 16-17 yaş, erkeklerde ise 17-18 yaş olarak verilebilir.

Rinoplasti genel anestezi ya da lokal anestezi ile yapılabilmekle birlikte, genel anesteziyi tercih etmekteyiz. Ameliyat burun delikleri içinde yapılan kesilerden yapıldığından ameliyat sonunda görünür bir yara izi kalmaz. Geniş burun kanatlarının daraltılması yapılan durumlarda ise burun kanadı kıvrımlarında kalacak şekilde  5-6 mm uzunluğunda kesiler olacaktır. Ancak bu izler tam kıvrım yerinde olduğundan dikkat çekmemektedir.

Rinoplasti ameliyatı ortalama iki saat sürmektedir. Operasyon sonrası burun üzerine termoplastik (sıcak suda eritilip, soğuyunca donan) bir kalıp uygulanmakta (Şekil-6) ve 6-7 gün boyunca tutulmaktadır.Biz rinoplasti ameliyatı sonrası burun içine tampon koymamaktayız. Böylece ameliyattan hemen sonra hasta burnundan nefes alabilmekte ve daha rahat bir ameliyat sonrası dönem geçirmektedir.

Ayrıca ameliyat esnasında burun derisi altına yapılan uzun etkili lokal anestezik sayesinde hastalar ameliyat sonrası hiç ağrı duymamaktadırlar. Ancak özellikle  gözaltlarında bir miktar şişme ve morluklar oluşmakta, ameliyatın ertesi günü en fazla olan şişlik ve morarmalar genellikle bir hafta içinde tamamen kaybolmaktadır. Burun estetiği sanılanın aksine ameliyat sonrası dönemi hasta için çok rahat geçen ağrısız bir ameliyattır.

7. gün sonunda burun üzerindeki plastik kalıp çıkarılır, bunun üzerine 3 ila 4 gün kağıt flaster yapıştırılır. 10 ila 11. gün hastaların pek çoğu, ameliyat oldukları anlaşılmayacak şekilde şişlikleri kaybolmuş olarak günlük aktivitelerine dönebilmektedir. Ancak büyük kemerli ve kalın kemikli burunlarda burun üzerindeki şişliklerin inmesi 3-4 haftayı bulabilmektedir. Hastalar fark etmemekle birlikte burun derisindeki ödem (şişlik ve sertlik) aylar içerisinde giderek azalır ve burun daha ince ve güzel görünüm alır.

Doç. Dr. Nazım Çerkeş

Burun estetiği (Rinoplasti)


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

11min6050

Saç Kaybı genetik, hormonal değişiklikler ve yaşlılık nedeniyle oluşan, hem kadınlarda hem de erkeklerde fiziksel ve buna bağlı olarak da psikolojik sorunlara sebep olan bir durumdur. Saç kaybı aynı zamanda…

Saç Kaybı genetik, hormonal değişiklikler ve yaşlılık nedeniyle oluşan, hem kadınlarda hem de erkeklerde fiziksel ve buna bağlı olarak da psikolojik sorunlara sebep olan bir durumdur. Saç kaybı aynı zamanda çeşitli dermatolojik hastalıklar, yanıklar ve travmatik sebeplerle de gerçekleşebilir.

Erkek tipi saç dökülmesi her toplumda oldukça sık görülen bir durum olmasına rağmen pek çok erkek ve kadın için önemli bir sorundur. Bu insanlar saçlarının dökülmesini önlemek, dökülen saçların yeniden çıkmasını sağlamak veya saç dökülmesinin sebep olduğu görüntüyü ortadan kaldırmak için bir çok yola başvurmaktadırlar.

Saç kökleri uzun bir gelişme dönemi ve bunun ardından gelen kısa bir dinlenme periyodundan oluşan bir döngü içindedirler. Dinlenme döneminde şaç teli köke bağlıdır ancak büyüme olmaz. Dinlenme dönemi sonunda ise saç teli düşer ve saç kökünden yeni bir tel gelişmeye başlar. Yaş ilerledikçe dinlenme döneminin süresi uzamaya başlar. Normalde gelişme dönemi (anajenfaz) 3-5 yıl kadar sürerken bunu takip eden dinlenme dönemi (telojenfaz) 1-2 haftalık geçiş dönemini (katajenfaz) takiben başlar ve 3-4 ay sürer.

Erkeklerde genellikle tepe ve alın kısmında saç kökü kaybı nedeniyle saçlarda seyreklik veya belirgin saçsızlık görülürken, ense bölgesinde iki kulak arasında kalan bölgede saç dökülmesi olmamaktadır. Bunun nedeni iki farklı saç kökünün bulunmasıdır. Alın ve tepe bölgesindeki birinci tip saç kökleri testosperon hormonuna duyarlıdır. Ve bu hormon etkisiyle saç kökleri zarar görmekte dolayısıyla saçlar dökülmektedir. İkinci tip saç kökleri ise testosteron homonuna duyarlı değildir. Ve bu sebeple dökülmezler. İşte saç ekimi işlemi; kafanın arka kısmında bulunan hormona duyarlı olmayan saç köklerinin alınarak, alın ve tepe bölgesindeki saçsız alanlara ekilmesidir. Bu şekilde ekilen saç kökleri hormona duyarlı olmadıklarından bir daha dökülmezler.

Estetik ve plastik cerrahideki son yıllardaki en önemli gelişmelerden biride mini ve mikrogreft transplantasyonu ile saç restorasyonudur. Bu teknik ile diğer yöntemlere göre çok daha doğal ve başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu yöntem ensenin üzerindeki bölgeden uzun elips şeklinde bir şaçlı derinin çıkartılarak bu deri şeridindeki kıl köklerinin 1 ila üçlü gruplara bölünmesi ve restore edilmesi istenen bölgeye teker teker nakledilmesi şeklinde özetlenebilir.

Operasyon lokal anestezi altında yapılmakta ve hastalar tarafından rahatlıkla tolare edilebilmektedir. Operasyon başlamadan önce saç ekiminin yapılacağı bölgeler işaretlenir. Bu çizimler yapılırken saç ekilecek bölgenin naturel saç çizgilerine uygun olması suni bir görünüm oluşturmaması bakımından çok önemlidir. Kafanın arkasında saçlı derinin alınacağı bölge hazırlanıp enjeksiyonlarla uyuşturulduktan sonra uzun elips şeklinde bir saçlı deri parçası çıkartılır. Bu şeridin uzunluğu ortalama 12-15 cm eni ise 3-4 cm dir. Saçlı deri alındıktan sonra bu bölge estetik bir dikiş yöntemi ile kapatılır. Oluşacak kesi izi saçların içinden kaldığından hiç bir zaman görünür olmayacaktı. Çıkartılan saçlı deri 2-3 kişilik bir ekip tarafından bistüri ile 1li, 2li, 3lü kıl kökü ihtiva eden küçük gruplara ayrılır. Bu işlem çok incelikli ve çabuk yapılması gereken bir işlemdir. Saçlar bölünürken kıl köklerine hasar vermemek gerekmektedir. Kıl köklerine hasar vermemek gerekmektedir. Kıl köklerinin kısa bir süre içinde bölünerek saçsı bölgeye nakledilmesi işlemin başarısı açısından önemli bir diğer faktördür. Bu nedenle saç ekimininde birkaç kişilik bir cerrahi ekiple çalışılmaktadır. Saçlar küçük gruplar halinde bölündükten sonra saçsız bölgeye ekme işlemine geçilir. Bu bölge lokal anestezilerle uyuşturulduktan sonra ince uçlu bir bistüri ile çok sayıda delik açılır. Hazırlanmış olan greftler (kıl kökleri) bu deliklerin içine tek tek yerleştirilir.

Daha naturel bir görünüm oluşturmak için ön kısımlara tek kıl kökü ihtiva eden greftler, daha gerideki bölgelere ise 2li ve 3lü kıl kökleri ihtiva eden greftler yerleştirilir.

İşlem tamamlandıktan hemen sonra hasta evine dönebilir.48 saat boyunca sac yıkanmaz. Bu süre sonunda ekim yapılan bölge ve diğer saçlı bölgeler özel bir solüsyonla yıkanır ve bu işlem hergün tekrar edilir. Saç ekim işlemi günlük aktiviteyi kısıtlamayan bir işlemdir. Saç ekim işleminde mevcut saçlar kesilmemektedir. Hasta ekim yapılan bölgeye temas etmeyecek bol bir şapka takarak işine dönebilmektedir. Uygulamadan 48 saat sonra alın ve göz üstlerinde şişlik ve morluklar oluşabilmekle birlikte bu durum birkaç gün içinde kaybolmaktadır. Nakledilen saçlar bir süre sonra dökülürler ve yeniden çıkmaya başlamaları 2,5 -3 ay gibi bir süre almaktadır.

Mini mikrogreft transplantasyonunda elde edilecek sonuçlar cerrahi faktörlere bağlı olduğu gibi hastanın mevcut saç durumu ile de çok ilgilidir. Ensenin üzerindeki bölgeden alınan kıl kökü sayısı kişinin bu bölgedeki saçlarının sıklığına bağlı olarak 1500 ila 3500 arsında değişiklik gösterir. Bu saçlar bir ila üçlü gruplar halinde 1000-1500 grefte ayrılarak nakledilmektedir. Verici bölgedeki saçların sıklılığı önemli bir faktör olmakla birlikte daha önemli bir faktör kişinin ön kısımdaki açıklığının derecesidir. Açık alanı az olan kişilerde bu kıl kökleri daha sık yerleştirilebilmekte ve daha başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Açık alanı fazla olanlarda 8 ay – 1 yıl gibi bir süre sonra tekrar saç ekimi yapılarak daha sık bir görünüm elde edilebilir.

Arka kısımlarda geniş açıklığı olan kişilerde uygulanabilen bir diğer yöntem ise arka kısımlardaki saçsız derinin bir kısmının elips yada mercedes şeklinde deri çıkartmaları ile küçültülmesidir (scalp reduction) bu işlem saç ekiminden birkaç ay önce yapılan bir operasyondur ve uygun hastalarda çok yararlı sonuçlar vermektedir.

Saçsız alanın açıklığı azaltıldığından yapılacak saç ekimlerinde daha sık ve başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Saç ekiminden yaklaşık 3 ay sonra çıkmaya başlayan saçlar orjinal yerlerindeki büyüme hızıyla yani yarlerinde uzamaya başlarlar. Bu saçların genetik kodları ve özellikleri farklı olduğundan bunlarda dökülme meydana gelmemektedir. Ancak saç ekiminde nakledilebilecek kıl kökü sayısının sınırlı olması nedeniyle görüntüde saçsız alan kapatılmakla birlikte hiç bir zaman çok sık bir saç oluşmayacağı bilinmelidir. Saç ekimi tüm pratikliğine rağmen bir cerrahi müdahale olması nedeniyle gerekli tıbbi şartların sağlandığı ortamlarda uzman doktorlar tarafından yapılması gereken bir işlemdir.

Saç ekimi (Mini-mikrogreft transplantasyonu)


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

7min6300

Meme büyütme operasyonu meme dokusu altına yerleştirilen meme protezleri ile meme hacminin artırılmasıdır. Bu girişim yapısal olarak küçük memeler için ya da doğumdan sonra küçülmüş ve içi boşalmış memeler için…

Meme büyütme operasyonu meme dokusu altına yerleştirilen meme protezleri ile meme hacminin artırılmasıdır. Bu girişim yapısal olarak küçük memeler için ya da doğumdan sonra küçülmüş ve içi boşalmış memeler için uygulanabilir. Küçüklüğü yanında eğer memelerde sarkma mevcut ise bu işlem mastopeksi (meme dikleştirme) ile kombine edilebilir.

Memedeki sarkma sonucu eğer meme ucu meme altındaki kıvrımın altına inmiş ise sadece meme protezi konulması bu sarkmayı önleyemeyeceğinden birlikte meme dikleştirici girişimlerin de yapılması gerekir.

Meme büyütme operasyonlarında silikon meme protezleri kullanılmaktadır. Bunların içi jöle kıvamında silikon olanları ve içi tuzlu su ile doldurulabilen tipleri mevcuttur. Her iki tip protezin de dış kabukları aynı silikon materyalden oluşmaktadır. Ayrıca protezlerin round (yuvarlak) ve naturel (gözyaşı damlası şeklinde) tipleri de mevcuttur. Son yıllarda jel protezlerin “Cohesive” jel tipleri üretilmiş ve kullanılmaktadır. Bu protezlerde dış kabuk yırtılsa bile jel silikon dağılmamakta ve şeklini muhafaza etmektedir.

Meme büyütme operasyonlarında meme protezleri 3 farklı giriş yerinden yerleştirilebilir. Meme altı kıvrımlarından yapılan 4-5 cm’lik kesi ile, meme ucundan yapılan kesi ile ya da koltuk altından yapılan kesi ile protez yerleştirilebilir. Yapılacak kesinin yeri cerrahın tercihine, hastanın isteklerine ve kullanılacak protezin tipine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Silikon meme protezleri yapılan kesi yoluyla meme dokusunun altına ya da  meme altında bulunan göğüs duvarı kasının (pektoralis majör) altında hazırlanan bir boşluğa yerleştirilebilir.

Kas altına yerleştirme ameliyat sonrası dönemde bir miktar ağrılı olmakla birlikte ameliyat sonrası oluşabilecek problemlerin daha az olması ve daha naturel sonuçlar elde edilmesi bakımından daha avantajlı olduğundan biz hastalarımızın çoğunda bu yöntemi tercih etmekteyiz.Kişiden kişiye değişebilmekle birlikte sarkması olmayan küçük memeli kişilerde protez olarak tercihimiz ise genellikle içi jel silikon doku gözyaşı damlası şekline (naturel tip) protezler olmaktadır. İçi jel doku protezlerde uzun dönemde memenin yumuşaklığının  su dolu protezlere göre naturel olduğu görüşündeyiz.

Meme protezinin büyüklüğüne, dolayısıyla oluşacak memenin büyüklüğüne karar verirken hastanın istekleri de göz önüne alınmakla birlikte göğüs duvarının yapısı ve genişliği en önemli belirleyici faktörlerdir. Bunun için göğüs duvarında memelerin olması gereken bölgenin çapı ölçülerek, bu çapa uygun protezler seçilmelidir. Bu çaptan daha büyük çaplı protezler üstte ve yanlarda taşmalara neden olacak ve tabii bir sonuç elde edilemeyecektir. Unutulmamalıdır ki en güzel sonuçlar ameliyat olduğu belli olmayan tabii sonuçlardır.

Göğüs büyütme ameliyatları ortalama 1.5-2 saat sürer. Ameliyat genel anestezi altında yapılmakta ve birkaç saat sonra ya da ertesi gün hasta taburcu edilebilmektedir. Ameliyat sonrası kol hareketleri ile ortaya çıkan ağrı için ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalar genellikle birkaç gün içinde işlerine dönebilmekle birlikte  3 hafta süreyle ağır şeyler kaldırmaması ve kollarını yukarıya kaldırmaması önerilmektedir. Yüzme , tenis gibi sporlara ise altıncı haftadan itibaren başlanabilir. Ameliyat sonrası memelerde oluşan sertlikler birkaç hafta içerisinde kaybolur ve memeler tabii yumuşak kıvamına ulaşır.

Meme protez ameliyatlarının en önemli komplikasyonu kapsül kontaktürü denilen durumdur. Kapsül kontaktürü protez etrafında vücudun oluşturduğu destek dokusunun memenin şeklini bozması aşırı sert bir kıvamda ele gelmesidir. Bu ihtimal bazı faktörlere dikkat edilerek en aza indirilebilir. Uygun büyüklükte protez konulması, protezin kas altına yerleştirilmesi, ameliyatta temiz ve kansız çalışma kapsül kontaktürü ihtimalini azaltacaktır. Bütün bunlara rağmen çok küçük bir yüzdede (%1-2) ciddi düzeyde kapsül kontaktürü gelişebilir. Bu durumda ikinci bir ameliyatla oluşan sert kapsül çıkartılıp aynı protezler tekrar yerleştirilir. Günümüz teknolojisinde meme protezlerinin patlaması ya da yırtılması hemen hemen hiç rastlanmayan durumdur. Bu durum olsa bile dağılmayan jel protezler (cohesive jel) kullanıldığından hasta için herhangi bir problem oluşmamaktadır.

Meme protezleri çok uzun yıllar kullanılabilir. Herhangi bir problem oluşmadıkça değiştirilmeleri gerekmemektedir.

Meme büyütme operasyonu


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

7min3770

Liposuction vücutta belli bölgelerde toplanan yağların vakum yardımı ile ince kanüller (metal borular) kullanılarak alınması yöntemidir. Bu girişim ile vücudun diğer bölgelerine göre daha fazla yağ toplanması olan yerlerden yağlar…

Liposuction vücutta belli bölgelerde toplanan yağların vakum yardımı ile ince kanüller (metal borular) kullanılarak alınması yöntemidir. Bu girişim ile vücudun diğer bölgelerine göre daha fazla yağ toplanması olan yerlerden yağlar alınarak vücuda daha orantılı bir şekil kazandırılmaktadır. Bu işlem göbek, kalça (basenler), bacaklar, diz, bel yanları, sırt bölgesi, ayak bilekleri, kollar ve çene altı gibi bölgelerde özellikle uygulama alanı bulmaktadır.

Yağların uzaklaştırılarak vücuda yeni şekil vermek amacıyla günümüzde bilimsel olarak kabul edilmiş komplikasyonları en az olan tek yöntem, yağların vakum yardımı ile emilmesi yani bilimsel adı ile liposuction yöntemidir. Bu işleme tıbbi literatürde body sculpting, body contouring, suction lipectomy gibi isimler de verilmektedir.

Liposuction işlemi büyük enjektörlerle veya vakum cihazı kullanılarak yapılabilir. Her iki durumda da vücut bölgesine göre değişmek üzere 2, 3 ve 4 mm çaplı kanüller kullanılır.

1970’li yıllardan beri liposuction, plastik cerrahide uygulanmaktadır. Daha önceki yıllarda daha kalın çaplı kanüller kullanılır idi. Son yıllarda bu yöntemdeki en önemli gelişme ıslak teknik denilen tekniğin uygulanması ve daha küçük çaplı borular kullanılmasıdır. Yağ emilecek bölgeler içine lokal anestezik ve kanamayı azaltan ilaçların (adrenalin) bulunduğu serumlar enjekte edilmekte ve bu bölgelerden yağlar daha kolay ve kansız şekilde çekilebilmektedir. Küçük çaplı kanüller kullanılması ameliyat sonrası oluşabilecek düzensizliklerin ihtimalini en aza indirmektedir.

Liposuction bir zayıflama yöntemi değildir. İdeal olarak kilosu normal ya da normalden biraz fazla olan ancak vücudun belli bölgelerinde diğer bölgelerden daha fazla yağ toplanması olan kişiler için uygulanmaktadır. Özellikle bayanlarda kalça, basen, uyluk (üst bacak), karın ve bel bölgelerinde diğer bölgelere göre daha fazla yağ toplanması görülmektedir. Bu işlem ile bu bölgeler inceltilerek diğer bölgeler ile orantısı dengelenmektedir. Liposuction ile vücut şekillendirilmesinde yağ toplanmalarının olduğu tüm bölgeler değerlendirilerek aynı seansta yağların alınması başarılı bir sonuç açısından çok önemlidir.

Liposuction ameliyatı yağ alınacak bölge uyuşturularak lokal anestezi altında veya genel anestezi altında yapılabilir. Biz çok geniş alanlarda çalışma gerekmediği durumlarda lokal anestezi ile desteklenmiş sedasyon anestezisini tercih etmekteyiz. Lokal anestezi ile desteklenmiş sedasyon anestezisiyle yapılan girişimlerde de anestezist doktor ameliyatta bulunmakta ve hastayı yatıştırıcı birtakım ilaçlar ile rahatlatmakta ve ağrı duyması muhtemel evrelerinde kısa süreli olarak uyutmaktadır.

Liposuction işlemi sadece kanüllerin gireceği 3-4 mm uzunluğunda kesiler yolu ile yapıldığından ameliyat sonrası herhangi bir kesi izi göze çarpmamaktadır. Ameliyat sonrası dönemde girişim yapılan bölgeye elastik korseler giydirilmektedir. Böylece derinin yeni yerine daha pürüzsüz şekilde adapte olması sağlanmaktadır. Bu korselerin ortalama 2-3 hafta boyunca giyilmesi tavsiye edilmektedir. Liposuction hasta açısından ameliyat sonrası çok rahat geçen bir girişimdir. Liposuction işlemlerinden sonra hasta genellikle birkaç saat içinde evine yollanmakta ve bir iki gün içinde işine ve günlük aktivitelerine geri dönebilmektedir.

Ameliyat sonrası oluşabilecek hafif ağrılar ağrı kesiciler ile kontrol edilebilir. Liposuction girişiminden sonra yağ alınan bölgelerde ödem ve morluklar oluşacaktır. Morlukların geçmesi 3-4 haftayı, şişliklerin tam olarak inmesi ve kesin sonucun ortaya çıkması da 6-8 haftayı bulabilmektedir.

Liposuctiondan sonra hastaya fiziksel egzersizler ve işlemin yapıldığı bölgelere LPG uygulamaları önerilmektedir. Bu şekilde ödemlerin daha çabuk geçmesi ve derideki dalgalanma ihtimalinin daha az olması sağlanmaktadır.

Liposuction işleminde en önemli komplikasyon yağ alınan bölgede dalgalanmalar (ondülasyon) ve birtakım göçük noktaların oluşmasıdır. Yağ alınan bölgeden normalden fazla yağ alınması veya düzensiz olarak yağ alınması bu sonucu doğuracağı gibi deri elastikiyeti iyi olmayan kişilerde de bu durum ortaya çıkabilir. Ortaya çıkan bu problemlerin düzeltilmesi oldukça güçtüır. Bu nedenle bu işlemin deneyimli ellerde uzman kişiler tarafından yapılması çok önemlidir.

Liposuction, sellülit denilen derideki düzensizlikleri azaltabilmekle birlikte tamamen ortadan kaldırmayacağı bilinmelidir. Deri elastikiyeti iyi olan genç hastalarda daha iyi estetik sonuçlar elde edilmektedir. Liposuction yapılan bölge yağ hücrelerinin sayısı azaltıldığından, kişi bundan sonraki yaşamında kilo aldığında özellikle bu bölgelerde yağ toplanması olmamaktadır.

Liposuction işlemi uygun hastalar seçildiğinde deneyimli ellerde yapılırsa çok başarılı sonuçlar veren bir girişimdir. Ancak uygunsuz bir girişimle belli bölgelerden aşırı yağ alınmasına bağlı oluşan deformitelerin geriye dönüşünün oldukça güç olduğu akıldan çıkartılmamalıdır.

Liposuction (vücuttan yağ aldırma)


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

3min3060

AB ülkelerinde nüfus verileri alarm veriyor. Son 25 yılda Avrupa’daki gençlerin sayısı 23 milyon azaldı. 65 yaş üzerindekileri ise, çocukların sayısını aşıyor. Her 30 saniyede bir evliliğin sona erdiği Avrupa’da…

AB ülkelerinde nüfus verileri alarm veriyor. Son 25 yılda Avrupa’daki gençlerin sayısı 23 milyon azaldı. 65 yaş üzerindekileri ise, çocukların sayısını aşıyor. Her 30 saniyede bir evliliğin sona erdiği Avrupa’da her 25 saniye bir kürtaj oluyor.

İspanya’da faaliyet gösteren Aile Politikaları Enstitüsü’nce tarafından açıklanan 2007 Avrupa’daki Aileler Gelişmesi konulu raporuna göre, doğumların önemli ölçüde azaldığı Avrupa Birliği’nde 2025 yılından sonra nüfus kaybetmeye başlayacak.

İspanyol basınına göre, resmi verilere dayanan ve “Avrupa artık yaşlı olduğunu gösteren raporun bulguları bazıları şöyle:

– AB’deki de nüfus artışının tümüne yakın bölümü göçten kaynaklanıyor.

– 1980 yılında yüzde 22.1 olan 14 yaş altındaki çocuklarının toplam nüfustaki payı yüzde 16.2’ye indi.

– Son 25 yılda Avrupa’daki gençlerin sayısı 23 milyon azaldı. 65 yaşı üzerindekiler, 14 yaş altındaki çocukların sayısını aşıyor.

– 2006 yılında AB ülkelerinde 5.1 milyon bebek doğdu. Bu rakam, 1982 yılına göre, bir milyon azdır.

– Avrupa’da her 25 saniye bir kürtaj oluyor. Yılda bir milyon 200 binden fazla kürtaj gerçekleştiriliyor.

– AB’deki evliliklerin sayısı giderek düşüyor. 1980-2005 döneminde nüfusun 33.8 milyon artmasına karşın evliliklerin sayısı 692 binden fazla azaldı.

– Her 30 saniye bir evlilik sona eriyor. Boşanmaların sayısı, yılda bir milyonu aşıyor.

– Mevcut 13.5 milyon boşanmalardan etkilenen çocuk sayısı 21 milyonu buldu.

Her 30 saniyede bir evlilik bitiyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min2870

Kenya’da araştırmacılar, sıtma hastalığını yayan sivrisineklerle mücadelede kullanılabilecek yeni bir silahı keşfettiklerini açıkladı. Bu silah, daha çok ülkeye özgü bir balık olan Nil tilapiası. Nil tilapiası, (Bir tür tatlı su…

Kenya’da araştırmacılar, sıtma hastalığını yayan sivrisineklerle mücadelede kullanılabilecek yeni bir silahı keşfettiklerini açıkladı. Bu silah, daha çok ülkeye özgü bir balık olan Nil tilapiası. Nil tilapiası, (Bir tür tatlı su çipurası) bugüne dek Kenya’da daha çok akşam yemeklerinde tüketilen bir balıktı. Şimdi ise sivrisineklerle mücadelenin temel aracına dönüşeceği benzer.

Kenya’da araştırmacılar, ülkenin batısında deneme amaçlı olarak bazı bölgelere bırakılan söz konusu balıkların, sivrisineklerin oranını yüzde 94 azalttığını söyledi.

Sivrisineklerin böcek ilaçlarına karşı dirençlerinin arttığı gözlenen bir dönemde, Kenya’da yapılan araştırmanın çok önemli sonuçları olacağı belirtiliyor.

Nil tilapiasının sivrisinek tüketmekten hoşlandıkları bilimsel olarak 1917’den bu yana bilinen bir gerçek. Ancak balıkların sıtmaya karşı mücadelede önemli bir araç olarak kullanılması daha önce gündeme gelmemişti.

Dünyada her yıl 300 milyon kişi sıtma hastalığına yakalanıyor, hastalığın yine her yıl bir milyon kişinin ölümüne yol açıyor. Sıtma hastalığı yüzde 90 oranında Afrika kıtasının bazı bölgelerinde görülüyor. Kıtada her 30 saniyede bir çocuk sıtma hastalığı yüzünden yaşamını yitiriyor.

Sıtma yayan sivrisineklere karşı yeni silah


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min2930

Dişleri fırçalamanın kalp hastalığına yakalanma riskini azaltabileceği bildirildi. İrlanda’nın başkenti Dublin’de düzenlenen Genel Mikrobiyoloji Derneği’nin toplantısında, Bristol Üniversitesinden Prof. Howard Jenkinson, kalp hastalıklarının sigara kullanımı, kolesterol seviyesinin yüksek olması ve…

Dişleri fırçalamanın kalp hastalığına yakalanma riskini azaltabileceği bildirildi. İrlanda’nın başkenti Dublin’de düzenlenen Genel Mikrobiyoloji Derneği’nin toplantısında, Bristol Üniversitesinden Prof. Howard Jenkinson, kalp hastalıklarının sigara kullanımı, kolesterol seviyesinin yüksek olması ve aşırı kiloya bağlı olduğuna ilişkin bilgileri bir yana koyarak, diş temizliğinin kalbi sanıldığından fazla etkilediğini belirtti.

Jenkinson, dişlerin düzenli fırçalanmamasının dişeti kanamalarına, bunun da ağızdaki yüzlerce bakterinin kan damarlarına girmesine neden olduğunu söyledi.

Diş fırçalamak kalp hastalıklarını engelliyor


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

4min2950

Uzmanların geliştirdiği 0-3-5-14-190-115-0 formülüyle kalp rahatsızlıklarında büyük oranda azalma olacak. Yılda yaklaşık 300 bin kişinin kalp krizi geçirdiği Almanya’da yayınlanan Bild gazetesinde yer alan araştırmanın sonuçlarına göre, genelde ağır kalp…

Uzmanların geliştirdiği 0-3-5-14-190-115-0 formülüyle kalp rahatsızlıklarında büyük oranda azalma olacak. Yılda yaklaşık 300 bin kişinin kalp krizi geçirdiği Almanya’da yayınlanan Bild gazetesinde yer alan araştırmanın sonuçlarına göre, genelde ağır kalp rahatsızlıklarına yol açan şey genetik özellikler değil; etkileri kontrol altında tutulabilir olan 5 faktör.

Bunlar da, yüksek tansiyon, yüksek ‘kötü’ kolesterol, düşük ‘iyi’ kolesterol, sigara içmek ve şeker hastalığı şeklinde sıralanıyor.

Toulouse Üniversite Hastanesi’nden Dr. Vanina Bongard, bu faktörlerin önlenmesiyle, kalp rahatsızlıklarında azalma yaşanacağını belirtiyor.

Uzmanların çözümü ise 0-3-5-14-190-115-0 formülü.
Kardiyoloji uzmanlarına göre, yüksek kan basıncı, yüksek LDL (kötü kolesterol), düşük iyi kolesterol, sigara ve diyabet, kalp krizi riskini yüzde 74 oranında artırıyor. Formülün oluşmasında bu faktörlerin dikkate alındığını vurgulayan Prof. Dr. Karl Heinz Kuck, rakamların neyi ifade ettiğini ise şöyle açıkladı:

– 0: Sigara kullanmamayı simgeliyor. Sigaranın kalp krizi riskini yüzde 12 artırdığı belirtiliyor.

– 3: Günde 3 kilometre yürüyüş ya da 30 kilometre bisiklet kullanma anlamına geliyor.

– 5: Günde 5 öğün meyve ya da sebze tüketmenin gerekliliğine dikkat çekiyor.

– 140: İdeal yüksek tansiyonu ifade ediyor. Yüksek tansiyon, kalp krizi riskini yüzde 30 artırıyor. Şeker ve böbrek rahatsızlığı olanların tansiyonunun 130 olması gerekiyor.

– 5: Toplam kolesterol miktarı. Toplam kolesterol miktarı, litre başına 5 mmol’un altında olmalı.

– 3: LDL kolesterol (kötü kolesterol) seviyesi. Litre başına kötü kolesterol miktarı 3 mmol’u geçmemeli.

– 0: Şişmanlığı gösteriyor. Bir kilo bile fazla kilo olmamasına dikkat edilmesi gerekiyor.

Formüle uyanların kalp krizi riskini minimuma düşürdüğünü kaydeden Kuck, stresten uzak yaşamanın ve fazla alkol tüketmemenin de riski ciddi oranda azalttığına dikkat çekti.

Stres tetikliyor
Hamburg’daki Asklepiosklinik St. George hastanesinden Baş Kardiyolog Prof. Dr. Karl- Heinz Kuck’a göre, 5 hedefe ulaşabilmek için en önemli kural, detayların önemini kavramak.

Kalp sağlığınız için 7 altın kural


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

2min1650

Aşırı soğukların başta yaşlılar ve çocuklar olmak üzere sağlığı olumsuz etkilediği, soğuk havada ağır iş yapmanın kalp krizini tetiklediği açıklandı. Kayseri SSK Bölge Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hasan Vural, şunları…

Aşırı soğukların başta yaşlılar ve çocuklar olmak üzere sağlığı olumsuz etkilediği, soğuk havada ağır iş yapmanın kalp krizini tetiklediği açıklandı.

Kayseri SSK Bölge Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hasan Vural, şunları söyledi:

“Kalp hastalığı ya da yüksek tansiyonunuz varsa, soğuk havada dışarıda ağır işler yapmayın.

Soğuk havalar kalbe ekstradan yük bindireceği için kalp krizi riskini tetikler.

Rüzgârın hızı arttıkça, vücudun ısı kaybı da hızlanır. Havaların soğumasıyla birlikte, kalp rahatsızlıkları 2 kat arttı.

Kalp krizi nedeniyle hastanemize yapılan başvurularda da artış var.

Yaşlı kişilerde, vücudun hava sıcaklığına uyum gösterme yeteneği azalıyor. Bu nedenle, yaşlıların aşırı soğuklardan ve aşırı sıcaklardan korunması gerekir.”

Soğuk havalar kalp düşmanı


adminMart 3, 2018
zihin-yorgunluguna-karsi-karanfil-kuru.jpg

1min1680

ABD’de, Arkansas Tıp Bilimleri Üniversitesi uzmanları, yaşları 29-97 arasında değişen ve 4 ile 6 ay önce kalp krizi geçirmiş 515 kadına, krizden önce hissetmiş olmaları muhtemel 70 farklı belirtiyi içeren…

ABD’de, Arkansas Tıp Bilimleri Üniversitesi uzmanları, yaşları 29-97 arasında değişen ve 4 ile 6 ay önce kalp krizi geçirmiş 515 kadına, krizden önce hissetmiş olmaları muhtemel 70 farklı belirtiyi içeren bir liste verdiler. Kadınların yüzde 95’inin, krizden önceki bir aydan fazla süre içinde farklı belirtiler hissettikleri anlaşıldı.

Belirtilerin üst sırasında, yüzde 71’lik oranla ‘sebebi açıklanamayan yorgunluk’ yer aldı. Uyku bozukluklarının yüzde 48’le 2. sırada yer alırken, nefes darlığı yüzde 42; hazımsızlık yüzde 39 ve korku-gerilim yüzde 35 olarak gösterildi.

Aşırı yorgunluk kalp krizi habercisi