haberler

adminŞubat 19, 2018
lucescu-besiktas-ve-roma-maclarini-yerinde-takip-edecek.jpg

2min3860

A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Mircea Lucescu, Beşiktaş’ın UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında deplasmanda Alman ekibi Bayern Münih ile oynayacağı karşılaşmayı tribünden izleyecek.

Türkiye Futbol Federasyonundan (TFF) yapılan açıklamada, Lucescu’nun, Bayern Münih-Beşiktaş maçını ve milli oyuncu Cengiz Ünder’in formasını giydiği Roma’nın deplasmanda Ukrayna temsilcisi Shakhtar Donetsk ile oynayacağı karşılaşmayı takip edeceği bildirildi.

STATTAN TAKİP EDECEK

TFF’den yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “A Milli Takım Teknik Direktörü Mircea Lucescu, bu hafta oynanacak iki UEFA Şampiyonlar Ligi karşılaşmasını yardımcılarıyla stattan takip edecek.

Rumen teknik adam, önce yarın akşam temsilcimiz Beşiktaş’ın Bayern Münih ile Allianz Arena’da oynayacağı müsabakayı izleyecek. Daha sonra Ukrayna’nın Kharkiv kentine gidecek Lucescu, 21 Şubat Çarşamba günü Shakhtar Donetsk ile Roma takımlarının Metalist Stadı’nda yapacağı karşılaşmada A Milli futbolcumuz Cengiz Ünder’i gözlem altına alacak.”

Kaynak: Skorer


adminŞubat 19, 2018
oksuruk-nedenleri-ve-tedavisi.jpg

3min6670

Sigara : Kuru ve kesik kesik veya balgam çıkararak öksürüyorsunuz ve bu, sabah kalktığınızda ya da sigara içtikten sonra şiddetleniyor. Sigara içenlerin öksürmesine sigara dumanında bulanan birçok zehirli kimyasal yol açar ve bundan kurtulmanın tek yolu sigarayı bırakmaktır.

Solunum enfeksiyonu : Balgam çıkararak öksürüyorsunuz ve ateşiniz 39 derece üzerinde. Çok yorgunsunuz, kaslarınız ağrıyor ve kendinizi günlük faaliyetlerinizi yapamayacak kadar hasta hissediyorsunuz. Beyaz balgam genellikle seyrini izlemeniz gereken, ama kendi kendine tedavi yöntemleriyle hafifletebileceğiniz viral enfeksiyona işaret eder. Yeşil veya pas rengi balgam çoğu kez bakteriyel enfeksiyonun göstergesidir ve antibiyotik gerektirir.

Alabileceğiniz Önlemler

Öksürürken çıkan balgamı (gece uykusu dışında) yutmayın. Buhar veya sıcak duş balgamı inceltir ve rahat öksürmeyi sağlar. İçinde balgam söktürücü olan ve reçetesiz satılan bir ilacı deneyin, ama eğer çok balgam çıkartan sürekli ya da kronik bir öksürüğünüz ya da astımınız varsa, balgam söktürücü kullanmayın bol sıvı için.

Kuru ve kesik öksürükte boğaz pastili veya (içinde dekstrometorfan bulunan) reçetesiz satılan bir öksürük ilacını deneyebilirsiniz, ancak başka ilaçlar kullanıyorsanız, mutlaka doktora danışın. Sıcak su, çay veya limonataya katılmış balı da deneyebilirsiniz.

Burun akıntısı boğazınızda tahrişe yol açtığı için öksürüyorsanız, reçetesiz satılan ilaçlar ya da antihistaminler balgamı kurutabilir.

Çocuğunuzun Tedavisi

19 yaşından küçüklere aspirin vermeyin! Reye sendromu denen ender, ama ciddi bir soruna yol açabilir. Ateş veya ağrı durumlarında bunun yerine ibuprofen ya da asetaminofen verin.

Soğuk algınlığı belirtileri yokken çocuğun ani ve şiddetli öksürmesi burnuna küçük bir kıymık veya cisim kaçmış olduğunu gösterir. Acil yardım isteyin!

Tıkanma (nefes alıp vermede zorluk çekme) küçük bebeklerde olağan bir şey olmasına rağmen sürekli öksürük pek görülmez. Eğer çocuğunuz 3 aylıktan küçükse, doktora başvurun.

Eğer çocuğunuz boğuk, ulur gibi öksürüyor ve bu geceleri şiddetleniyorsa, çocuklarda sık görülen solunum yolu iltihaplanması söz konusu olabilir.


adminŞubat 19, 2018
horlama-nedenleri-ve-tedavisi.jpg

10min7710

Normal erişkin insanların en az %45i zaman zaman horlamaktadır. %25i sürekli olarak horlamaktadır. Horlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar.

A.B.D. de 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz geliştirmiştir. Bazı modeller pijama arkasına tenis topu yapıştırmak gibi eski bir modelin modifikasyonlarıdır (Sırt üstü yatarken horlama daha çok artar.). Çene ve boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen cihazlar hiçbir yarar sağlamamıştır. Horlama sesi ile çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazlar bulunmuştur. Bütün bunlar hastanın horlamadan uyuma alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak maalesef horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.

HORLAMANIN NEDENİ NEDİR?

Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilin arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.

Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay alkol yada ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.

Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.

Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur.

Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum neden bazı insanların sadece allerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılanıdır.

HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR?

Sosyal olarak evet! Bu aile yaşamında ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Tıbbi olara evet! Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür. Dinlenilmeden geçirilen geceler vardır. Aşırı horlayan kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere göre daha sık görülür. Horlamanın en ağır formu “tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır.” “Uyku apnesi” diye bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 7 den fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Bu durumda doktorunuzun size bir uyku merkezinde inceleme yapılmasını önerecektir. Apneli (nefesin kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa tıkanmalara rastlanılmaktadır. Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşırı oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir. Araba kullanırken yada iş başında uyuklamalar görülecektir.

HORLAMA TEDAVİ EDİLEBİLİRMİ?

Horlamanın bir çok tipi tedavi edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere uyulmalıdır.

1. İyi bir adele tonusu kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli.

2. Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen allerji ilaçlarını uykudan önce almamalı.

3. Uykudan 4 saat önce alkol almaktan sakınmalı.

4. Uykudan 3 saat önce ağır yemekten sakınmalı.

5. Aşırı yorgunluktan sakınmalı.

6 .Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Eski bir öneri olarak pijama sırtına tenis topu dikmek hala faydalı bir metot dur. Böylelikle sırt üstü uyumaya engel olunur.

7. Yatağınızın baş tarafı daha yukarıda olacak şekilde tüm yatağınız yaklaşık olarak 10 cm bir tarafa doğru çeviriniz. Bu amaçla yatağınız bir tarafı altına bir tuğla yerleştirmek amacınıza uygun olacaktır.

8. Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın.

Her pozisyonda horlayan kişiler “ağır horlayan” olarak isimlendirilir. Bu kişilerin yukarıdaki önerilerden daha fazla yardıma ihtiyaçları vardır.

Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında nefes alamama problemi olduğunda (Yüksek sesli horlama nefessiz kalma dönemi ile kesilmektedir.) Doktorunuza baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır. Horlama hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları değerlidir.

Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Bu allerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit yada bademcik geniz eti veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirir biçimdedir. Horlama – Nefessiz kalma hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini sağlayan horlama ameliyatlarından başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Buna uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP) adı verilmektedir. Hasta için bademcik ameliyatından çok farklı his vermez. Laser ın kullanıldığı Laser-assisted uvulopalatoplasti (LAUP) lokal anestezi ile yapılabilen bir başka ameliyattır. Cerrahinin çok riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP) uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar sağlayacaktır.

Unutmayın: Horlama nefes almanın tehlikeli biçimde kesilmesidir. Horlama komik değildir, umutsuz hiç değildir.


adminŞubat 19, 2018
hickirik-singultus.jpg

3min8320

Hıçkırık, diafragmanın istem dışı olarak birden kasılması (genellikle tek taraflı) ve glotisin o an kapanması sonucu oluşan son derece kısa süreli bir olaydır. Normalde glotisin açılması diyafragmanın kapanması ile aynı zamanda meydana gelir ve hava serbestçe girer.

Nadiren meydana gelen hıçkırğın klinik bir önemi yoktur. Uzun sürecek olursa Valsalva manevrası ile (glotis kapalı iken zorlu bir nefes verme – ıkınma) veya bir kese kâğıdının içinden solumakla (yüksek CO2 yoğunluğu) geçer. Erkeklerde daha sık görülür.

Uzun süren hıçkırıkların nedenleri şunlardır:

1- Gastro -intestinal nedenler: Frenik sinirin refleks olarak uyarılması söz konusudur.

a) Mide dilatasyonu: Bol yemek, hava yutma (aerophagia), toksik, infeksiyöz veya postoperatif nedenlerle mide genişlemesi

b) Mide irritasyonu: Bol baharatlı yemek, alkol, sigara

c) İntestinal dilatasyon: Basit kabız, ileus, barsaklarda postoperatif hareket azlığı

d) Gastro – intestinal sistemin herhangi bir yerinde habis tümör

e) Özofagus hastalıkları

2— Akut peritonit

3- Sufrenik irritasyon: Abse, hiatus hernisi

4— Akut pankreatit

5— Toraks hastalıkları: Diafragmatik plörezi, mediasten tümörleri ve adenomegalisi, pnömoni, aort yayı anevrizması.

6— Nörolojik nedenler: Serebral tümör, menenjit, ensefalit, serebral kanama, medulla tümörleri, Cocsackie grubu bir virüsten ileri gelen epidemik hıçkırık. Bu sonuncusunda okülomotor parezi de bulunur.

7— Toksik nedenler: Üremi, diyabetik ketoasidoz, gut, alkol, tütün, striknin.

8- Karaciğer tümörleri, abse, diafragma altında hidatik kist, gom.

9— Dalak infarktüsü

10— Tabes

11- Gebelik, uterus kanseri,

12- Mesane irritasyonu

13- Kalp hastalıkları: Akut miyokard infarktüsü, perikarditler

14- Psikonöroza bağlı (histerik) hıçkırık: Hasta sıklıkla genç bir kadındır. Günlerce sürebilir. Uykuda hıçkırık dudur. Hastayla konuşma sırasında hastanın dikkati başka bir yöne çekilebilirse hıçkırığın durduğu görülür.


adminŞubat 19, 2018
koku-alma-bozukluklari.jpg

3min7320

Koku ile ilgili bozuklukların başlıcaları şunlardır:

Anosmia: Hiç koku duymama

Hyposmia: Kokuyu hafif duyma

Parosmia: Kokuyu olduğundan başka tarzda duyma

Hyperosmia: Aşırı koku duyma

Cacosmia: Fena koku duyma.

Hiposmia ve Anosmia

Bir burnu ya da her ikisini ilgilendirebilir. Geçici veya sürekli olabilir.

Geçici koku alamama, akut rinitte (nezle), allerjik (saman nezlesi, vazomotor rinit) rinitte, potasyum iyodür veya arsenikli ilâç alanlarda görülür. Migren krizlerinde de koku alamama bulunabilir.

Sürekli koku alamama

— Burunda tıkanıklığa bağlı olanlar: Adenoid, polip, hipertrofik rinit, rauwolfia grubu ilâç alanlar, septum deviasyonu, sifiliz, tümör.

— Burun tıkanıklığı olmaksızın mukoza hastalığı: Atrofik rinit, ozena (atrofik rinit, mükoprülan salgı, kabuklanma, pis koku), postinfluenza kalıcı anosmi, lepra, fasial sinir felcine bağlı mukoza kuruması, bazı şimik maddelerle uzun süre ilişkili olmak (kreosol, formaldehid, katran, ağır madenler).

— Koku siniri (olfaktor sinir) ile ilgili olanlar: Burun boşluklarında ve mukozasında lezyon bulunmadığında, anosminin nedeni, koku siniri, merkezi sinir sistem lezyonu veya histeridir. Birlikte başka belirtiler de bulunur. Koku sinirinin konjenital yokluğu çok seyrek görülen bir olasılıktır. Kafa travmasında koku siniri kopabilir. Orta çizgide bulunan osteoma ve meningiomalar da seyrek görülen nedenlerdendir. Beyin ameliyatlarından sonra da anosmi görülebilir. Bazal menenjitte, tabes ve paralizi jeneralde (Sy), kafaiçi basıncının arttığı hallerde de nörojen anosmia bulunabilir. I

– Merkezi sinir sistemi lezyonlarına bağlı olanlar: Frontal lob ve optik kasma tümörleri, kafa travması sürekli anosmlye neden olabilir. Temporal lob tümörlerinde ve psikomotor epilepside kokuları değişik duyma (parosmia) bulunabilir.

— Histeri sonucu da anosmi bulunabilir.

Fena Koku Duyma

Ortamda bir koku kaynağı yokken hastanın fena koku duyması (cacosmia) akıntılı rinitlerde, burunla ilişkili olan sinüslerin akıntılı iltihaplarında (maksiller sinüs), burun veya sinüs tümörlerinde, ozenada ve atrofik rinitte görülebilir.

Burun ve çevresindeki sinüslerde hiçbir hastalık bulgusu olmadan da epilepsi aurasında, psikomotor epilepside, şizofrenide kötü koku duyma olabilir. Kötü koku duyduğunu belirten şizofrenik hastalar kendilerine ve çevrelerindekilere zarar verebilirler.


adminŞubat 19, 2018
kasinti-hangi-hastaliklarda-olur.jpg

8min6900

Çok sık rastlanan kaşıntının pek çok hastalığın belirtisi olabileceğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Dermatoloji ve Allerjik Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Oktay Taşkapan, ‘Kaşıntı, deri hastalıkları dışında, kansızlıktan parazite kadar pek çok hastalığın belirtisi olabilir. Bu nedenle uzun süren kaşıntıları ciddiye almak gerekir’ diyor.

Kaşıntı nedir? Ekzemadan bitlenmeye, ilaç döküntülerinden uyuza ve mantar hastalıklarına dek pek çok hastalıkta, bireyi hekime yönelten en önemli yakınma kaşıntıdır. Kimi zaman en az ağrı kadar hastayı rahatsız eden; uykusuzluğa ve depresyona yol açan, hatta intiharın eşiğine getiren bu bulguya, pek çok iç hastalığı da eşlik edebilmektedir. Kaşıntı için vücudun bir çeşit uyarısı ya da derinin bir tepkisi diyebiliriz.

Basit gibi görünse de, kaşıntı bazen oldukça karmaşık sorunlarla birliktelik gösterebilir. Kaşıntının nedenleri nelerdir? Kaşıntının nedenleri araştırılırken hastanın yaşı, varolan hastalıkları, kullandığı ilaçlar, banyo alışkanlıkları ve hastanın psikolojik durumu gibi faktörler dikkate alınmalıdır. Bazı ilaç allerjilerinde, deride görünen herhangi bir şey olmaksızın kaşıntı gelişebileceği unutulmamalıdır.

Barsak parazitleri, diyabet, iç organ kanserleri (safra kesesi, karaciğer, barsak kanseri); safra kesesi taşları ya da viral hepatit (sarılık) gibi nedenlerle ortaya çıkan safra yolu tıkanıklıkları, lösemi ve lenfoma gibi malign (kötü huylu) kan hastalıkları, böbrek yetmezliği, AIDS gibi sistemik (birçok organı tutan) hastalıkların gidişi sırasında ya da bazen bu hastalıkların ilk belirtisi olarak yaygın ve nedensiz kaşıntılar ortaya çıkabilir. Kaşıntının en sık rastlanan nedenlerinden birisi deri kuruluğudur. Yaşlı hastalarda çok sık rastlanan bir türdür.

Çünkü insan yaşlandıkça deri fonksiyonları, derinin esnekliği ve su tutabilme özelliği azalır. Sert alkali sabunlarla ve çok sıcak su ile sık banyo yapılması, derideki bu bozulmayı daha da arttırıp, koruyucu lipid tabakasını zayıflatarak, deri kuruluğuna ve kaşıntıya yol açar. Ülkemizde yaygın olan liflenme ve keselenme alışkanlığının da derinin kuruyup kaşınmasında önemli rolü vardır.

Deride görünür herhangi bir şey yokken, hasta kaşıntıdan yakınıyorsa, bu durum aksi kanıtlanana dek, altta yatan bir hastalığın belirtisi olarak kabul edilmelidir. Teşhis için yaptığınız araştırmalar nelerdir? Genellikle kaşıntısı olan kişilerin ilk başvurdukları hekim dermatologdur. Dermatologlar, deri muayenesi ve genel muayene ile kaşıntının nedenini belirlemeye çalışırlar.

Deride herhangi görünür bir bulgu yoksa; muayene bulgularına göre kansızlık (demir eksikliği), karaciğer ya da böbrek hastalıkları, tiroid hastalıkları, barsak parazitleri ya da yukarıda belirtilen diğer klinik tablolar yönünden incelemeler yapılır. Tüm bu araştırmaların sonuçlarına göre, gerekirse ilgili diğer dallardan uzman hekimlerin de yardımına başvurulur. Kaşıntının tedavisi nasıldır? Kaşıntıda öncelikle nedene yönelik tedavi yapılmalıdır.

Varolan deri hastalıkları uygun ilaçlarla tedavi edilir. Kaşıntı tedavisinde çok sık olarak kullanılan antihistaminlerin, ürtiker (kurdeşen) dışındaki kaşıntılarda etkisi hemen hemen yoktur. Birinci kuşak diye tanımlanan ve sedatif (uyku verici) özellikleri olan antihistaminler, bu özellikleri nedeniyle kullanılabilir. Mentollü krem ya da pudraların, uzun süreli kullanımda, tahrişe neden olabileceği unutulmamalıdır. Yine de, kısa süreli olarak vazelinli, kortikosteroidli pomatlarla birlikte kullanılabilir. Uzun süren ve bir nedene bağlanamayan kaşıntılarda, hasta bir psikiyatrist ile konsülte edilmelidir.

Neden ne olursa olsun, serin ve klimalı bir ortam, pamuklu, hafif giysi ve yatak takımlarının kullanılması, aşırı terlemeden kaçınılması kaşıntıyı azaltır. Kalın, yünlü ya da sentetik giysilerin giyilmesi, çok sıkı giyinilmesi; hem deriyi tahriş etmekte, hem de vücut ısısını arttırarak kaşıntıyı tetikleyebilmektedir. Alkol alımından, sıcak ve baharatlı yiyeceklerle, sıcak içeceklerden kaçınılması uygun olacaktır. Bu maddeler deride vazodilatasyona (damarların genişlemesine) neden olarak kaşıntıyı arttırabilirler.

Deri kuruluğu nedeniyle oluşan kaşıntıdan kaçınmak için ise;

1. Banyo ılık suyla yapılmalı, kısa sürmeli (10 dk. gibi) ve gerekmedikçe haftada ikiyi geçmemelidir.

2. Banyolarda sabun yerine ‘syndet’ diye tanımlanan, sert (alkali yapılı) olmayan ve derinin lipid örtüsünü bozmayan ürünler kullanılmalıdır.

3. Kese ve lif kullanılmamalı, temizleyici ürün vücuda elle sürülmelidir.

4. Banyo sonrasında, yumuşak bir havluyla deriyi fazla tahriş etmeden kurulanılmalı ve ilk 3 dakika içinde, henüz daha deri kuruyup gerilmeden, derideki nemliliğin sürmesini sağlayacak nemlendirici / yağlayıcı pomad ya da emülsiyonlar yaygın olarak sürülmelidir.

5. Kolonya, alkol gibi maddelerin, kaşıntı giderici jel ve sulu pudraların deriyi kurutarak kaşıntının daha da artışına neden olacağı unutulmamalıdır.

6. Derisi kuru ve kaşıntıya eğilimli bireylerde, vücuda ilk temas eden giysilerin pamuklu olması gerekir. Sentetik ürünlerin ya da yünlü giysilerin deriye doğrudan teması kaşıntıyı arttırır.

7. Yüksek ısılı ve düşük nemli ortamların da, deri kuruluğu ve kaşıntıya yol açabileceği akılda tutulmalıdır.


adminŞubat 19, 2018
vucudumuzun-verdigi-kisa-mesajlar.jpg

6min6480

Sağlıklı yasam konusunda birçok araştırmaya imzasını atan; Londra daki Kine College Hastanesi Gerontoloji (yaslanma bilimi) Enstitüsü nde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Bale, “Sadece parmaklarınızın uzunluğu bile sizin sağlığınız hakkında kayda değer bilgi sahibi olmamızı sağlıyor aslında. Siz de vücudunuzla ilgili önemli detaylara; dikkat ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz ” diyor ve ekliyor: “Vücudunuz; siz fark etmeden sağlığınızla ilgili en önemli ipuçlarını veriyor.”

Prof. Bale’ye göre, tırnaktan gözlere, doğum kilosundan avuç içine kadar vücuttaki her şey birer gösterge. O halde bir test yaparak ne kadar sağlıklı olduğumuzu anlamak mümkün. Bale’nin ” İste hayatinizi kurtaracak 16 ipucu” dediği test söyle:

1. Tırnaklar

Tırnaklarınıza dikkatle bakin. Eğer hafif mavilik yâda; morluk görürseniz bu bir kalp hastalığıyla karsı karsıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karsı karsıya olduğunuzu gösterebilir.

2. Nefeslerinizi Sayın

Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek… Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

3. Gözler

Aynada gözlerinizden birine bakin. İris’in etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu ayni şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.

4. Avuç içinize bakin

Avuç içlerinize dikkatle bakin. Eğer kırmızı ve lekelilerse karaciğerinizde sorun var demek.

5. Hafıza kontrolü

Bir tepsinin üstüne rasgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakin. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer le karsılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.

6. Kas kontrolü

Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa, kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.

7. Görünüş

Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün.

Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.

8. Tiroit misiniz?

Kollarınızı yere paralel olarak tam karsınızda birleye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma riskiniz çok.

9. Düz yürümek

Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi isliyor demektir.

10. Doğum kilonuz

Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karsı karsıya kalabilirsiniz.

11. Beliniz kalın mı?

Vücut sekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yasama riskiniz daha fazla.

12. Tuvalet sıklığı

Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık tuvalete gitmektir.

13. Nabız kontrolü

Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yasayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70 in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.

14.Dişlerinizi fırçalayın

Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.

15. Parmak uzunluğu

İşaret ve yüzük parmakları ayni uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla.

16. Ayak Bilekleri

Bas parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karsı karsıya kalabilirsiniz.